Türkiye Suriye’de akıl ve mantıkla davranmalı

30 Haziran 2015 Salı

Bu yazı kaleme alındığında dünkü MGK toplantısının Suriye konusundaki kararı henüz açıklanmamıştı. Kesin olan tek şey bazılarının Türkiye’yi tehlikeli bir maceraya atma hevesiydi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “bedeli ne olursa olsun Suriye’de bir Kürt oluşumunu önleme” yeminini kimin adına yaptığı belli değil.
AKP’nin kendi ihtiyaçlarına göre değiştirmeyeceği artık belli olan anayasa, başka bir ülkeye karşı savaş açma yetkisini cumhurbaşkanı’na değil, Meclis’e veriyor. Suriye’den gelecek fiili saldırılara anında karşılık vermek için daha önce Meclis’ten aldığı tezkere, hükumete, Suriye topraklarını işgal ederek, Kürt emellerini engellemek amacıyla orada kalıcı bir “kurtarılmış bölge” kurma yetkisini veriyor mu, bu da açık değil.
Velev ki veriyor, kamuoyunun büyük bölümünün böyle bir maceraya girilmemesi yönündeki arzusu ortadayken, Meclis’e tekrar danışmadan buna soyunmanın siyaseten ne denli “etik” olduğu tartışılabilir. Ancak, Erdoğan’ın çığırtkanlığını yapan yandaş medyanın yazdıklarına bakılacak olursa, istenen bu, yani Türkiye’yi Suriye’de sonu belirsiz bir askeri maceraya sürüklemek.
Erdoğan adına “kalemşorluk” yapanlar, hükümetin orduya bunun için emir vermesini, askerin de bunu yerine getirmesini bekliyorlar. Bazılarının sahadaki gelişmelerden ve arka plandaki “büyük resimden” bu kadar habersiz olmaları insanı gerçekten şaşırtıyor. Erdoğan’ın verdiği gazla “gidelim, yapalım, gösterelim” diye ortada dolaşanlar, kuşkusuz kendilerinin ideolojik eksenli “büyük resimlerine göre” davranıyorlar.
Fakat bazı şeyleri ısrarla görmüyorlarya da görmek işlerine gelmiyor. Örneğin girilirse bu savaş kime karşı verilecek? Buna verecekleri basit yanıt “PKK ve uzantılarına karşı” olacaktır. Ancak, ordu Suriye’ye girecek olursa, sadece PKK ve PYD değil, karşısında bulacağı hemen hemen herkes potansiyel düşmanı olacak. Bunların bazıları İran ve Rusya, bazıları da ABD destekli olacak. IŞİD ve El Kaide bağlantılı grupların da Türk ordusunu coşkuyla karşılamayacakları kesin.
Özetle, Türkiye kendisini farklı katmanları bulunan ve uluslararası yasallığı tartışmalı olan karmaşık bir durumun ortasına atmış olacak. Genelkurmay’dan basına sızdırılanlara bakılacak olursa, ordu bunun farkında. Elbette ki, eşyanın doğası gereğince, “hükumetin talimatları doğrultusunda hazırlıklarımızı tamamladık, gelen talimatı yerine getiririz” diyecektir.
Fakat ordunun üst kademesi, İranIrak savaşı dahil, üç Körfez savaşını dikkatli diplomasi yürüterek, günün koşullarının el verdiği en az zararla atlatmış olan Türkiye’nin Suriye sınırındaki tehlikeli karmaşaya, hükümetin ciddi hesap hataları yüzünden gelindiğini herhalde görüyordur. Bu nedenle Türkiye’nin başını yıllarca ağrıtacak vahim bir hatanın işlenmemesini temenni ediyordur. Bu endişeyi taşımak bir “zafiyet” göstergesi değil, kaotik bir durum karşısında gerçekçi olmaktır.
Kaldı ki, Suriye’ye girme yönünde bir karar hayata geçirilirse, hükümetin arkasında “birlik” içinde durup bu karara destek veren bir toplum da olmayacaktır. Suriye konusunda kendi içinde bölünmüş bir toplumla savaşa girmeyi göze almak, bu macerayı daha da karmaşık kılacaktır.
Normal şartlarda, iktidarını ve Meclis’teki gücünü kaybetmiş olan bir hükümetin, yeni hükümet kurulmadan böyle bir adımı atması düşünülemez. Fakat diyelim ki oldu. O zaman birçok kişinin daha şimdiden duyduğu kuşkular iyice artacaktır. Bu kararın dış politikadan çok, seçimler sonrasında AKP için içerde ortaya çıkmış olan olumsuz durumla ilgili olduğu düşüncesi daha da yayılacaktır.
Türkiye sonu belirsiz bir savaş olasılığını barındıran dış maceralara atılmadan önce, kendi evini düzene sokmalı ve önceliklerini doğru sıralamalı. Buna geleneksel dış politika pozisyonlarına dönme gereği de dahil. Özetle, bazılarının ideolojik temelli siyasi güdülerine göre değil, akıl ve mantığın gereklerine göre davranmalı.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları