Kahraman’ın sözleri yararlı oldu

29 Nisan 2016 Cuma

TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın, yeni anayasanın dine dayanması ve laikliğe atıfta bulunmaması şeklindeki görüşü Batı’da da AKP’nin “İslami temelli bir gündem güttüğüne” dair kaygıları yeniden canlandırdı.
Sonuçta konuşan herhangi biri değil. AKP’nin seçtiği ve devlet protokolünde ikinci sırada yer alan bir isim. Hal böyle olunca, Kahraman’ın sözlerinin parti içinde var olan bir eğilimi yansıttığını düşünmek doğal sayılabilir.
Özetle, Kahraman’ın sözleri, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başkanlık sistemi ısrarı ile birleşince, Türkiye’de şeriata dayalı bir teokratik diktatörlüğe geçme çabası olduğuna dair inanca hizmet etmiş oldu.
Kahraman’ın çıkışının, Türkiye’de demokrasinin ciddi bir gerileme dönemine girdiğine dair uluslararası kanaatin arttığı bir döneme rastlaması ise bu izlenimi pekiştirdi. “Saray’ın” ve AKP kurmaylarının Kahraman’ın çıkışından memnun olmaları bu nedenle pek mümkün değil.
Kendisine herhalde, sözlerinin içeriğinden ziyade, duyarlı bir dönemde eski kuşkuları su yüzüne çıkardığı için kızgınlar. Kahraman’ın “kişisel görüşlerini yansıttığını” ve “bu sözlerin sadece kendisini bağladığını” altını çizerek vurgulamaları da zaten duyulan hoşnutsuzluğu yansıtmaya yetiyor.
Fakat birçok şeyde olduğu gibi bu meseleye de ters açıdan bakmak mümkün. Kahraman’ın çıkışının bir yerde faydalı olduğu bile söylenebilir. Nitekim söyledikleri Türkiye’de çok sayıda kişinin anında laiklik kavramı etrafında kenetlenmesine neden oldu.
Bu vesileyle bu kavramın bu ülkede tartışmaya açılmasının, her şeye rağmen, bazılarının sandığı kadar kolay olmayacağını görmüş olduk. Kahraman ayrıca, başta Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu olmak üzere, AKP’nin önde gelen isimlerini de laikliği açıkça savunma noktasına itti.
Bu çerçevede yeni anayasa taslağında laiklik kavramına mutlaka yer verileceği güvencesini kesin sözlerle ifade etmek zorunda kaldılar. Bu konudaki samimiyetlerini elbette zaman gösterecek.
Buradaki asıl soru, TBMM Başkanlığı koltuğunda oturan ve son derece dikkatli ve duyarlı olması gereken birisinin, üstelik Türkiye’nin bu denli bölünmüş ve gergin olduğu bir sırada, böyle bir şeyi nasıl söylemeye cesaret edebildiği sorusudur.
Sonuçta bu konu Türkiye’nin en hassas toplumsal fay hatlarından birini ilgilendiriyor. Dahası, dünya tarihi bu gibi konuların nasıl ciddi toplumsal çatışmalara, hatta iç savaşlara neden olduğunu gösteren örneklerle dolu.
Öte yandan, laikliğin, özellikle de Türkiye gibi heterojen yapılı ülkelerde, bu tür karışıklıkları önlemek açısından ne denli önemli olduğunu gösteren çok sayıda örnek de var dünyada. Kahraman’ın sözlerinden bunları pek incelemediği anlaşılıyor.
Kahraman sayesinde dinci kesimde “laiklik fobisinin” yadsınamayacak bir gerçek olmaya devam ettiğini de görüyoruz. Birçok kişi hâlâ laikliği “dinsizlikle” eşdeğer görüyor. Kahraman’ın sözleri AKP’yi bunun böyle olmadığını anlatmaya zorlayacaktır. Bu bile günümüzde laiklik adına küçük de olsa bir kazanım sayılabilir.

***

Cumhuriyet ile olan kısa fakat güzel beraberliğim sona eriyor. Basın özgürlüğü adına büyük mücadele veren Can Dündar başta olmak üzere, gazetede beni destekleyen tüm arkadaşlara teşekkür borçluyum. Kendilerine başarılar diliyorum. Genç muhabirlik dönemimin önemli bir kısmını da geçirdiğim Cumhuriyet gazetesinin Türkiye için uzun yıllar boyunca çok önemli olmaya devam edeceği inancıyla okurlarıma mutluluklar diliyorum.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları