Sungu Çapan

‘Tatlı Hayat’ çeşitlemesi

07 Şubat 2014 Cuma

Geçen yılın en beğenilen filmlerinden ‘Muhteşem Güzellik’ gösterimde

Bugün gösterime giren İtalyan yapımı “La Grande Bellezza-Muhteşem Güzellik”, seyircisini salondan tıka basa doldurarak uğurlayan, zengin, esaslı ve görülesi filmlerden, baştan belirtmek gerekirse.
Hayatı boyunca güzelliğin peşine takılmış ama 65 yaşına girince bundan böyle yapmak istemedikleriyle daha fazla vakit kaybedemeyeceğini fark etmiş, sinik ve hedonist Romalı yazar-gazeteci Jep Gambardella (Toni Servillo), iki saatlik “Muhteşem Güzellik”in kahramanı.
Jep, sabit ve değişmez geçmişiyle artık kaçınılmaz sona iyice yaklaştığını düşündüren sınırlı geleceği arasında kalakalmış, hayatın karmaşasından nasibini bolca almış, alaycı ve mizahi tavrıyla dünyaya bakarken yaşamanın tadını çıkarmaktan da geri kalmayan, sık sık şık gece yemeklerine, çılgınca dans edilen, kesişilen, çok şamatalı, sosyetik kızışma partilerine katılan, hâlâ kadınların gözdesi olagelen, zevk sefadan hiç vazgeçmemiş, âlemci bir burjuva bohem yazar.
Serserilik ettiği, delifişek gençlik yıllarında yazıp yayımladığı, Alberto Moravia’nın bile övgüsünü kazanmış, ödüller almış, “İnsan Aletleri” adlı ilk ve son romanıyla edebiyat çevrelerine girmiş, başka kitap yazmamasına karşın saygınlığını yitirmeyerek güzelliğin izini kovaladığı bir tatlı hayat sürmüş Jep, hep Flaubert gibi hiçlik hakkında yazmak istemiş ama koşarak taş sütuna kafa atma gösterisi yapan (!), vajinasının kıllarını orak-çekiç şeklinde kesmiş, 24 saat titreşimlerle yaşayan, gösterişçi çıplak kadın performans sanatçısı gibi, yarım akıllı şöhret budalalarıyla röportajlar yapagelen, edebiyattan çok tatlı hayatı benimsemiş, eski bir yazar.
Yarım yüzyıl öncesinin Fellini başyapıtı La Dolce Vita”nın unutulmaz paparazzi’si Marcello Mastroianni’yi çağrıştıran Jep, Roma’nın ünlü tarihi Kolezyum’una bakan, teraslı, hamaklı, şahane bir dairede oturuyor, yatak odasının deniz gibi tavanına dalıp dalıp gidiyor, kentin klasik çeşmelerle bezeli sokaklarında dolanıyor, muhabbetli dost âlemlerine takılıyor, botokslu kadınların ilgisini çekiyor
Sevdiği oyuncu kadın tarafından sürekli aşağılanan, Jep’in tam karşıtı denebilecek ve sonunda da Roma’yı terk edecek yazar dostu Romano’ya (Carlo Verdone) yazarken taklitçilikten vazgeçip kendi gibi olmasını öğütlüyor, kaldırımda iş tutan hayat kadınlarının müşterisi olan ve uğraşı gereği neşeli olması gerekirken suratından düşen bin parça, oyuncakçı ahbabının koyu karamsarlığını eleştiriyor; Roma’da saf bir komünizm duygusu belirgindir diyen, kapağı ilk fırsatta ABD’ye atan yeni kuşakları yeren kadın yazarın (Galatea Ranzi) didaktik ve slogancı kitaplarını diline doluyor.
Çevresiyle, olan-bitenle hep mesafesini koruyan kahramanımız, duygusuz ve sinik ama parkta rahibe gözetiminde oynarken gözlediği çocuklardan etkilenecek kadar hassas, hoşgörülü cüce kadın editörünün de gözdesi.
Ölümle biten ama soluk alıp verilen hayatın önce geldiği dünyamızın bütün haralagürelesinden geriye kalan, sessizlik, duyarlılık ve korku, 65 yaşını teras partisinde çılgınca kutlayan kahramanımız için. Sık sık karşılaştığı, hayatta en çok neden hoşlanırsınız, sorusuna maço yaşıtları gibi yanıtını vermez Jep, yaşlıların evlerine sinmiş o kokudan hoşlanırım der.
Partide pastadan çıkan, artık yaşlanıp zihinsel ve fiziksel düşüşe geçerek çoktan çökmüş olan eski ünlü TV yıldızını, Tinto Brass ekolünden, 1980’lerin popüler porno yıldızı Serena Grandi’nin oynadığı “Muhteşem Güzellik”te başkasıyla evlenmiş gençlik aşkının ölüm haberini kocasından alınca katıla katıla ağlıyor Jep.
Kaderine hassaslık ve yazarlık yazılmış olan, onca yaşadığını anlamlandırmaya çabalarken hayat boyu güzelliğin takibinden de vazgeçmemiş Jep, vaktiyle çok beğenilmiş biricik romanını gösterişçi bir anlamsızlık olarak değerlendirecek kadar da alçakgönüllü
Sinik kahramanımızın gözünden anlatılıp günümüzde gitgide yozlaşarak iyice sefil ve rezil bir hale dönüşen modern insanlık hallerine ilişkin, panoramik bir ilginç gözlemler demeti halinde seyreden film, Fellini’vari çeşitli sahnelerle de renkli kılınmış, kameraman Luca Bigazzi’nin görüntüleriyle Lele Marchitelli’nin müzikleri eşliğinde.
Fellini’lerin dönemindeki o eski İtalyan sinemasının gücünü, zenginliğini barındırarak kesinlikle sinemaseverleri hoşnut edeceğe benzeyen bu film, kaçırılıp suikasta uğrayan kirli politikacı Giulio Andreotti üstüne çektiği “Il Divo”su (2008) ve özellikle Sean Penn’in emekli bir rock şarkıcısını canlandırdığı “This Must Be the Place- Olmak İstediğim Yer”iyle (2011) beğendiğimiz, günümüz İtalyan sinemasının en önemli yönetmenlerinden Paolo Sorrentino’nun imzasını taşıyor.
Sorrentino’nun senaryosunu Umberto Contarello’yla birlikte yazdığı “Muhteşem Güzellik” yönetmenin demirbaş oyuncusu Toni Servillo’nun başarılı yorumuyla destekli, günümüzden bir “Tatlı Hayat” çeşitlemesi gibi kaçırılmayacak bir seyirlik.

> Sorrentino’nun senaryosunu Umberto Contarello’yla birlikte yazdığı “Muhteşem Güzellik” yönetmenin demirbaş oyuncusu Toni Servillo’nun başarılı yorumuyla destekli, günümüzden bir “Tatlı Hayat” çeşitlemesi gibi kaçırılmayacak bir seyirlik.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları