Ülkü Tamer

Lefter’in Anımsattıkları

21 Ocak 2012 Cumartesi
\n

Neredeyse her Türk erkeği gibi ben de futbol tutkunuyum. Baba Hakkıların dönemine yetişemedim. Gazhanenin dumanları arasında Dolmabahçede maç seyretmeye başladığımda sahada Gündüz Kılıçlar, Süleyman Sebalar, Şükrü Gülesinler, Küçük Fikretler vardı.

\n

Maç sonuçlarını, teknik direktörlerin, antrenörlerin taktikleri değil, futbolcuların hırsı belirlerdi.

\n

O günlerden bu yana, Galatasarayı tutmama rağmen, bende krallık tahtına hep Lefter oturdu.

\n

Geçen haftaki ölümü beni geçmişe götürdü yine. İzninizle bu hafta futboldan söz edeceğim.

\n

***

\n

Kaleciler arasında en çok Turgayı severdim ben. Hani, Şiir gibi futbol oynuyorderler ya... Turgay, şiirle düzyazının karışımıydı. Şiirin inceliği, düzyazının sağlamlığı vardı onda. Topu köşeden çıkarıp umutsuzluğu umuda çevirirken şiirdi. Kalesinde bir başka kale gibi güvenle dururken ise düzyazı.

\n

Bek denilince, önce iki ad geliyor aklıma, ikisi de sol bek: Doktor Vedii ile Mehmetçik Basri.

\n

Vedii, Beşiktaşın en yararlı oyuncularından biriydi. Gösterişsizdi. Yalın bir futbolu vardı. Edebiyatta onun futbolunun karşılığı, olsa olsa araştırma-incelemeolurdu. Okur çoğunluğunun ilgisini çekmeyen, insanın başucunda bulundurduğu değil de kitaplığında sakladığı bir kaynak. Eksikliğini ancak yokluğunda fark ettiğiniz bir kitap.

\n

Fenerbahçeli Basri ise her maçını, son maçını oynuyormuş gibi oynardı. Coşkulu bir destandı. Yürekliliğin, çılgınlığın ve fiyakanın simgesiydi.

\n

Sağ haflar arasında Fenerbahçeli Selahattini severdim en çok. Santrhaf denince Ali İhsan Karayiğit. Sol haf ise Çengel Hüseyindi.

\n

Forvette, birbirlerinden kolay ayıramayacağım oyuncular vardı. Sözgelimi, sağaçıkta... Galatasaraylı İsfendiyar, Beşiktaşlı Süleyman Seba, İstanbulsporlu Kasapoğlu... Ama Fenerbahçeli Küçük Fikret bir başkaydı.

\n

Fikret Kırcan, futbolunu da kendisi gibi yakışıklı kılmıştı. Zarifti. Karşısındaki beki çalımla yere indirip çizgiye doğru ilerlerken neredeyse dönüp ondan özür dileyecek incelikteydi.

\n

En sevdiğim futbolcuları sıralarken beni en çok zorlayan mevki sağiç olmuştur hep. Fenerbahçeli Erol ile Can, Galatasaraylı Suat, İstanbulsporlu Aydemir... Ama benim sağiçim Recepti. Recep Adanır. Topu götürürken, pasını verirken, başını hafifçe kaldırıp şutunu atarken bambaşkaydı.

\n

Santrforum elbette Metin Oktay. Türk futbolunun en usta golcüsü. Şimdi bir oyuncu cezaalanına topla girip de kaleciyle karşı karşıya kalınca bile ne olacağını kestiremiyoruz. Metin ise cezaalanı dolaylarında topu ayağına alıp kaleye doğru bir baktı mı, “Goool! diye bağırmaya başlardık.

\n

Lefter, bence sadece soliçlerin değil, yurdumuza gelmiş geçmiş futbolcuların en büyüğüydü. Gerçekten Ordinaryüs Profesördü. Dersini uyutarak değil, sihirbazlık gösterileri yaparak, tadını çıkara çıkara verirdi.

\n

Solaçıklar arasında Şükrünün yeri ayrıydı. Şükrü Gülesin, hem futbol oynar, hem showyapardı. Bayram yeri gibiydi. Topu ayağına aldığı anda şenlik başlardı. Bir yandan topla, sahayla, sahanın çizgileriyle, karşısındaki futbolcuyla, kendi takım arkadaşlarıyla, hakemlerle didişir, bir yandan da ortasını yapar, golünü atardı. Ama hep keyif alarak, keyif saçarak yapardı bunu.

\n

***

\n

Çocukluğumun, ilkgençliğimin futbolcuları bunlardı. Saydıklarımın dışında daha niceleri var... İstanbulsporun kalecisi Sabih ile soliçi İhsan, Vefalı Tahtabacak İsmet, Beykozlu Ekerbiçer, Beşiktaşlı Nazmi, Galatasarayın Baba Gündüzü, Reha, Kadrisi... Kimler, kimler yok ki.

\n

Böylesine renkli oyuncuları seyretmiş olduğum için kendimi şanslı sayıyorum.

\n

\n\n


Yazarın Son Yazıları

Notlar... 5 Ocak 2013
Yoksul Köylü 29 Aralık 2012
Mücap-Adile- Selim 15 Aralık 2012
Bir Tiyatro Anısı 8 Aralık 2012
Doğru Bir Seçim 24 Kasım 2012
Yeni Bir Kitaplık 17 Kasım 2012
Sağım Solum Şair 3 Kasım 2012
Bir Bayram Anısı 27 Ekim 2012
Yaşasın Kurşunkalem! 29 Eylül 2012
Önce Dilinizi Öğrenin 15 Eylül 2012