Yüksel Pazarkaya

Rommel’in Ardından...

17 Kasım 2013 Pazar

1928 Stuttgart doğumlu Manfred Rommel, 7 Kasım günü doğduğu kentte yaşama veda etti. Kişiliğiyle, İkinci Dünya Savaşı’nın ünlü mareşali Erwin Rommel’in oğlu olmanın önüne çıktı. 1974-1996 yılları arasında tam 22 yıl Stuttgart Büyükşehir Belediye Başkanı olarak, bütün Almanya’da ve ülke sınırlarından öteye ünlendi ve sevildi. Bugün Başbakan Angela Merkel’in partisi olan Hıristiyan Demokrat Parti’nin (CDU) en özgürlükçü, en nüktedan politikacılarındandı.
Almanya’daki Türklerin ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesinin en büyük destekçilerindendi. Seksenli yıllarda kendisiyle çok kez birlikte oldum. Alman Yazarlar Birliği Eyalet Yönetim Kurulu üyesiydim. Önerimiz üzerine, hiç tereddüt etmeden, belediye meclisinin büyük oturum salonunu ayda bir akşam edebiyat toplantıları için açtı. Yalnız açmakla kalmadı, bütçeden her toplantı için çağrılan iki yazara, yol ve otel masrafları dışında biner Mark okuma telifi olarak verdi. Her toplantının selamlama ve açılış konuşmasını yaptı.
Her ay iki yazar çağırıyorduk. Biri Almanya çapında tanınmış bir yazar, diğeri eyaletin önde gelen yazarlarından bir üyemiz. Yapıtlarından yarımşar saat okuyorlardı. Sonra da meclis salonlarında ayaküstü Stuttgart’ın ünlü tuzlu simidiyle yöre şarabı elde bir süre sohbet ediliyordu. Meclisin büyük oturum salonu her defasında tıklım tıklım doluyordu.
Bunu zamanla eyaletin diğer bazı belediyeleri de örnek aldılar. Daha sonra tarihçiler ve felsefeciler de bizi örnek aldılar. Başkan Rommel onları da destekledi. Belediye meclisi salonunda tarih ve felsefe konularında konferanslar verilmeye başladı.
Görevi dolayısıyla bir engeli yoksa, yemekli yazar toplantılarımıza da gelir, neşeli konuşmalar yapar, sohbete katılırdı. Dün gibi gözümün önünde, bir defasında bana, eşinin İstanbul kökenli olduğunu söylerken gözlerinin içi gülüyordu.
Başkanı olduğu eyalet başkenti Stuttgart’ın nüfusu en az dörtte bir göçmen kökenlidir. Rommel herkesin belediye başkanıydı. Çok kültürlülük tartışmaları sürerken partisinin politikasıyla ters düşmekten çekinmedi: “Çok kültürlü toplum artık var. Her kültür toplumu aslında çok kültürlüdür. Bir tek kültürel akımın bulunduğu bir toplum, kültür toplumu değildir, kısır bir toplumdur. Çoğulluk kültüre dahildir, bunun için tolerans gereklidir. Bu kentte birçok ülkeden insanın birlikte yaşaması, zarar değil, yarardır.”
Çifte yurttaşlığın da sonuna kadar savunucusu olan Rommel, Alman kentlerinin daima Türk hemşerileri olacağını, sayılarının daha da artacağını öngördü.
Türkiye-AB ilişkileri konusunda da partisinin tam tersi bir tavır içinde oldu. Daha doksanlı yıllarda şöyle diyordu: “Türkiye’nin bundan böyle de Avrupa’ya dahil olmak istemesi, Avrupa için büyük öneme sahiptir. Bu yüzden, Türkiye’nin uzun vadede Avrupa’ya entegrasyonu daima göz önünde bulundurulmalı ve şu anki gibi, ufak tefek bazı sorunlar yüzünden bu hedef gözden kaçırılmamalıdır. Böyle önemli, aynı zamanda Yakındoğu’ya köprü teşkil edebilen böylesi büyük bir kültür halkının dostluk içinde bizimle bağ kurması, Avrupa için çok önemlidir.”
Manfred Rommel, her ülkede örnek alınacak, çağdaş, kültürlü ve dünyaya açık bir büyükşehir belediye başkanıydı. Sevgiyle anıyorum.


Yazarın Son Yazıları

Kaygan Mantık 7 Şubat 2014
Yargı ve Demokrasi 30 Ocak 2014
Din Kisvesi 29 Aralık 2013
Dershane ve PISA 13 Aralık 2013
Rommel’in Ardından... 17 Kasım 2013
Bir Zihniyetin Yargısı 11 Ağustos 2013
Aziz Nesin'i İhbar... 7 Temmuz 2013
Konuşma Sanatı 26 Haziran 2013
Çöp Ye! 17 Eylül 2012