Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Dış ilişkilerde ‘ideolojik ve reel üçgenler’ çok farklı

14 Ağustos 2018 Salı

Türkiye’nin dış ilişkilerinde ve politikalarında ideolojik yaklaşımlar ile fiilen uygulanan ve yaşananlar arasında çok büyük farklar vardır. Hatta büyük oranda ilişkisizdirler.
Önce ideolojik boyuttaki üçgeni görelim; bugün ideolojik boyutta, dış ilişkilere yaklaşımda şu üç cephe egemendir:
Siyasal İslamcılar.
Batıcı liberaller.
Anti kapitalist solcular.
Bu ideolojik cepheler kuramsal olarak ayrışmalarına karşın uygulamada aralarında, “geçici süreli ortaklıkların bulunduğu görülür”. 2002’den sonrasını ele aldığımızda, siyasal İslamcılar ile liberaller (ve Batıcılar) arasında yoğun işbirliği yaşanmıştır.
Buna karşılık anti kapitalist sol cephe kuramsal olarak devrede olmasına karşın uygulamada kendine hiç yer bulamamıştır.
2018 Davos toplantısında Çin’in “küresel kapitalizmde” öne çıkması eski ezberleri bozdu. Trump’ın müdahale ve kapanma politikalarına karşı Çin, küreselleşmeyi savundu. 1973’te ABD patentli olarak pazarlanan “Washington Uzlaşısı”nı, Çin sahiplendi! Bu bize de farklı biçimde yansıdı.
Türkiye’de, yukarıda andığım ve kuramsal boyutta kalan “ideolojik üçgene karşın” uygulamada (reel politikte) şöyle bir cepheleşme ve üçgen vardır:
Batıcılar.
Batılı yaklaşanlar.
Siyasal İslamcılar.
Batıcılar uygulamada ABD üzerinden, İslamcılarla dün uyum halinde oldular; 2002 seçimlerinde ABD, AKP’yi desteklediği için büyük sermaye çevrelerimiz de AKP’nin yanında oldular ve onu iktidara getirdiler.
Erbakan (ve Refah) hariç, siyasal İslamcıların ABD işbirliğine karşın, Batıcı değil Batılı ve Avrupalı değerleri savunanlar uygulamada, “İslamcı ve Batıcılarla mücadele etmişlerdir”. Karşılıklı çıkarları ve denge politikasını savunanlar, “Avrupacı değil, Avrupalı kafada olanlardı”.
 
Ecevit - Erbakan örneği
Kıbrıs Barış Harekâtı, bunun en somut kanıtıdır: Batı’ya ve içimizdeki Batıcılara rağmen yapılmıştır: “Batıcı” değil, “Batılı” bir duruştur. Ulusal çıkarlar Meclis kararı ile demokratik bir biçimde alınarak sağlanmıştır.
12 Eylül 1980’de Ecevit’i ve Demirel’i içeri attıranlar ABD’nin “bizim çocukları”, yine 2002’de Ecevit koalisyonunu içerden parçalatarak BOP ve Kürdistan’ın uygulamasını başlatmıştır. Siyasal İslam ve Batıcılar bu operasyonda işbirliği içinde olmuşlardır.
Bu işbirliği 15 Temmuz 2016, FETÖ darbe girişimine kadar sürdü. İslamcılar ikiye bölünüp karşı karşıya gelince oyun bozuldu. Batıcı İslamcılar ve liberal Batıcılar arasındaki işbirliği de açığa çıktı. FETÖ, bir turnusol kâğıdı gibi kanıt oldu.
 
Dibeklihan’da neler mi konuşacağız?
16 Ağustos akşamı Dibeklihan kültür ve sanat köyünde yapacağım sohbette, iç ve dış politikamıza ilişkin dinamikleri biraz eşelemek istiyorum. Bugüne kadar toplam 77 kitap yayınımda ve binlerce makalemde, 600’ün üzerinde konferansımda anlatmaya çalıştığım kimi kritik noktaların sohbetini yapacağım.
Türkiye’nin gerçek ve yapay gündemine itelenen ya da çıkarılan noktaları ele almak istiyorum.
Cenap Tezer’in yönetimindeki bu mekân Dibeklihan, bir zeytin ağacı misali insana huzur veriyor. En ağır eleştirilerimiz bile çevremizde sergilenen güzelliklerin süzgecinden geçip bir rahatlama sağlıyor.
Bunda, seçkin katılımcılarının yarattığı ortamın da etkisi çok büyük. Kısacası, Dibeklihan çölde rahatladığımız bir vaha haline dönüşüyor.
İçinde gergedanların kesinlikle bulunmadığı, yalnızca sanat eserleri, güzel bir müzik ya da dinlenecek ilginç sözlerin ve fikirlerin boy gösterdiği bir mekân işte…
Sohbette görüşürüz…