Ekonomide günah keçisi aranıyor!
Savaşkan İskefli
Son Köşe Yazıları

Ekonomide günah keçisi aranıyor!

03.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yardımcısı Osman Cevdet Akçay’ın açıklamaları ve bu açıklamalar karşısında eski AKP milletvekili Şamil Tayyar’ın sosyal medyada kullandığı sözler ekonomideki gidişatı tekrar gündeme getirdi.

Cevdet Akçay 28 Temmuz 2023’ten bu yana Merkez Bankası’nda başkan yardımcılığı görevinde bulunuyor. Bizim Tepe Tarih Sohbetleri etkinliğinde açıklamalarda bulunan Akçay'ın konuşmasının ardından ''Chatham House'' kurallarının geçerli olduğunu vurgulayıp gazeteci ve orada bulunan öğrencilerle sohbet ettiği öğrenildi. Ancak Akçay'ın bu kurallara göre yazılıp yayımlanmaması gereken bazı açıklamaları da belirlenen kayıtiçi bölüme ek olarak bazı mecralarda haberleştirildi. 

Nisan ayında emeklilik nedeniyle görevinden ayrılması beklenen Akçay'ın buradaki konuşmalarında öne çıkan ifadeleri şöyleydi:

  • Seçim dönemi beni sıfır ilgilendiriyor; maliye genişlerse ben daha fazla sıkılaştırırım
  • Dövize yanlış sebepten dolayı dönen herkesin eli çok ciddi şekilde yandı ve yakmak zorundasınız zaten
  • Enflasyon yüzde 48'den yüzde 31'e geldi. Bu başarı mı deniyor ama bizim yaptıklarımız yapılmasa idi ne olurdu bilmiyoruz. Yüzde 200 de mümkündü.

Haberlerin ardından Şamil Tayyar sosyal medya üzerinden Akçay’a şu sözlerle tepki gösterdi:

''Yeni hükümet sisteminin alt yapısı iyi kurgulanamadığı için maalesef bürokratik oligarşi hortladı, en parlak dönemini yaşıyor. Siyaset kurumu ise kötürüm vaziyette, politikalara etkisi neredeyse sıfırlandı. O nedenle, bir bürokrat kalkıp küstahça, siyasi otoriteye meydan okurcasına ‘seçim dönemi beni sıfır ilgilendiriyor, maliye genişlerse ben daha fazla sıkılaştırırım’ diyebiliyor. Bir: ‘Ben’ diyorsun, sahiden sen kimsin? Başkanın var, başkanının başkanı var. İki: Siyasi otoriteye meydan okumaya nasıl cüret ediyorsun? İki yıldır zaten çuvalladınız, ekonominin içine ettiniz, enflasyonu önleyemediniz, bir de vır vır konuşuyorsunuz. Haddini bil, işine bak. Siyasete ayar vermeye kalkma.'' 

Peki Tayyar ‘’İki yıldır zaten çuvalladınız, ekonominin içine ettiniz, enflasyonu önleyemediniz’’ sözlerinde ne kadar haklı?

Bu sorunun cevabı için öncelikle ekonomideki verilere bakmamız gerekiyor.

***

Faizle başlayalım. 2021 Ağustos’ta eşine az rastlanır bir olay oldu. Türkiye İstatistik Kurumu'nun ağustos enflasyonunu yüzde 19.25 olarak açıklamasına rağmen politika faizi eylülde yüzde 18’e düşürüldü. Bu düşüş 2023 Şubat'a kadar sürdü ve politika faizi yüzde 8.5 seviyesine geldi. 2023 Mayıs seçimlerine ise bu seviyeyle gidildi. Sonrasıysa malum faiz uçuşa geçti. Politika faizi 2024 Mart'ta yüzde 45'ten yüzde 50'ye yani AKP’nin geldiği 2002 Kasım’daki seviyenin de üzerine çıktı.

Image

Peki faizin bu seviyelere çıkması ve ardından geçen iki yılda ancak 13 puanlık düşüşle yüzde 37’ye gerilemesinin sorumlusu merkez bankası yönetimi mi?

Ekonomide verileri incelerken öncelikli olarak dış ticaret istatistiklerine bakacak olursak tablo şöyle:

Image

Ardından bir başka veriye; bütçe dengesine bakıldığında ise durum yine benzer:

  • 2021: 192.2 milyar TL (22.48 milyar dolar (ortalama dolar kuru: 8.55)) açık
  • 2022: 139.1 milyar TL (8 milyar dolar (ortalama dolar kuru: 17.38)) açık
  • 2023: 1 trilyon 375 milyar TL (72 milyar 521 milyon dolar (ortalama dolar kuru: 18.96)) açık
  • 2024: 2 trilyon 106 milyar TL (65 milyar 998 milyon dolar (ortalama dolar kuru: 31.91)) açık 
  • 2025: 1 trilyon 799 milyar TL (48 milyar 634 milyon dolar (ortalama dolar kuru: 36.99)) açık
  • 2026 (ilk 2 ay): 640 milyar TL (14 milyar 716 milyon dolar (ortalama dolar kuru: 43.49)) açık

Image

Bütçe açığı ile birlikte M1 para arzında yükseliş, M1 para arzındaki yükseliş ve dış ticaret açığı ile birlikte dolar kurunda yükseliş, bunlarla birlikte enflasyonda yükseliş ve bu yükselişi sınırlamak için yine en başa dönersek politika faizinde yükselişi görüyoruz.

Dolaşımdaki banknot ve madeni para ile bankalardaki vadesiz mevduatların toplamını ifade eden M1 para arzı ise şöyle:

2021 Ocak: 1.2 trilyon TL

2022 Ocak: 2.12 trilyon TL 

2023 Ocak: 3.17 trilyon TL 

2024 Ocak: 4.84 trilyon TL 

2025 Ocak: 6.3 trilyon TL 

2026 Ocak: 10.6 trilyon TL 

2026 Şubat: 10.9 trilyon TL 

Image

Eleştirilerin hedefi olan Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre enflasyon ise şu şekilde oldu:

Image

Merkez Bankası müdahaleleri ve yüksek politika faizi ile tutulmaya çalışıldığı üzerine eleştiriler yapılan ABD Doları ise bu süreçte şu değerleri aldı:

Image

***

Türkiye’nin sürdürülebilir bir şekilde yatırım çekebilmesi için adalet mekanizmasını şeffaf şekilde işletmesi ve kâr üreten kamu varlıklarını özelleştirmek yerine vergi gelirlerini verimli alanlara yönlendirmesi temel bir gereklilik. Ancak hukuka olan güvenin zayıfladığı, özelleştirmelerin devam ettiği ve "itibardan tasarruf olmaz" anlayışıyla kamu harcamalarının artmaya devam ettiği görülüyor. Ekonominin yapısal ve mali ayaklarının bu denli boş kaldığı bir tabloda, enflasyon ve kurla mücadelenin tek sorumlusu olarak Merkez Bankası yöneticilerinin hedef alınması büyük bir çelişki.

Ayrıca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kararları hatta Hazine ve Maliye Bakanlığı kararlarında ne kadar bağımsız davranabildiği sorgulanırken şimdi çıkıp ‘’Ekonominin içine ettiniz, enflasyonu önleyemediniz’’ demek sanki birilerini suçlamaktan çok birilerini ‘’ak’’lamak için söyleniyor.