Önce şair Hafız-ı Şirazi’nin dizeleri:
İskender’in aynası şarap kadehidir
Bak da sana göstersin Dara’nın mülkünü
İskender’le (Batı) Dara’nın (Darius-Darayavuş) savaşının güncel durumunu izliyoruz 34 gündür. Batı’da yerleşik düşünceye göre “uygarlık”la “barbar Doğu” tarih boyunca savaşmıştır. İskender, bir dizi savaş sonucunda dünyanın ilk “süper gücü” kabul edilen Pers İmparatorluğu’nu yıkar. İranlıların atası Pers İmparatorluğu. Habeşistan’dan (Etiyopya) Saka Yurdu’na (bugünkü Yakutistan) kadar, Hindistan’dan Ege’ye kadar birkaç yüzyıl hükmetti Persler. Heredot, Pers tebası olarak doğdu. Ateşe ve ışığa inanırlardı, tanrıları Ahuramazda’ydı. Zerdüşttüler yani. İnanışlarına göre Ahuramazda, “krallar kralı” Darius’a dünyayı vaat etmişti. Şöyle diyor Pers yazıtlarında:
“Ahuramazda büyük bir Tanrıdır. Darius’u kral yaptı ve bu geniş toprakların, dağların, ovaların, okyanusun bu tarafının ve öteki tarafının, çölün bu tarafının ve öteki tarafının krallığını verdi.”
Ahuramazda’nın verdiği bu topraklar, Tanrı’nın İbrahim’in çocukları Yahudilere vaat ettiği toprakları da kapsar, ondan daha geniştir. Netanyahu’nun Lübnan’a yayılmasını, işgalini düşünün. İlginç değil mi?
Darius, Atinalıların kışkırtmasıyla ülkesinde ayaklanma çıktığını öğrenince gökyüzüne bir ok fırlatır ve tanrılara intikam yemini eder. Emrindekilerden, ona her sabah yemek götürdüklerinde, “Efendimiz, Atinalıları unutma” diye anımsatma yapmalarını ister. İşte, bugüne kadar çok şey değişti, Perslerin çocuklarıyla, Atinalıların çocukları birbirlerini unutmadı. Gelelim günümüze. Bu savaşı günümüzde Trump sürdürüyor. Salı akşamı ulusuna seslenirken savaşı iki üç hafta daha sürdüreceğini söyledi. Trump’ın fena halde çuvalladığı, kendi ülkesi ve Batı’da yapılan yorumlardan da anlaşılıyor. Hugo Dixon, Reuters’taki analizinde, “Trump, İran’a 500 milyar dolarlık bir gelir kaynağı sağlamış olabilir” diyor. Evet konu Hürmüz Boğazı. Savaştan önce İran, bölgeden geçen gemilerden ücret almıyordu, bu aklına bile gelmiyordu. Şimdi geldi. “Hürmüz’de artık eskiye dönüş olamaz” diyorlar. Dünyada bir su yoluna egemenlik gerekçesiyle de olsa kısıtlama getiren tek ülke Türkiye, tek lider de Atatürk. Şu ara ülkeyi yiyip yutmakla meşgul ancak her fırsatta Atatürk’e düşmanlık yapanlara da selam olsun. Dixon, Hürmüz’den geçişin ücretlendirilmesini yazarken örnek olarak Türk boğazlarını veriyor. Yani İranlılar da Atatürk’ün yaptıklarını örnek alırlarsa şaşmamak lazım.
Neyse, dönelim Trump’a. “İran’ı taş devrine döndürürüm” diyor. Evet, dediğini yapabilir. Elinde bu tür teknoloji ve bombalar var. Ama İran’ı, İranlıların iradesini yenebilir mi? İşte bu zor görünüyor. Bizzat savaşmadığı, Ukrayna ile savaştırdığı Rusya’ya, petrol fiyatları üzerinden güzel kazançlar sağladı. Bizzat savaştığı İran’a Hürmüz üzerinden ek bir gelir sağlayacak gibi görünüyor. Körfez ülkeleri şaşkın. Ya İran’ın istediği geçiş ücretini verecek ya da modası geçmeden petrol ve gazı paraya çevirmek için yeni boru hatları döşeyecekler. İşlerin iyi gitmediği bu durumda, söyler misiniz, Trump kimin için savaşıyor? Kendi ülkesinde benzinin galonunun dört doları bulması nedeniyle zora düştüğünü de akılda tutarsak Trump, tükenişe doğru mu koşuyor?
Gelenleri-geleceği görmek için İskender’in aynasına mı bakacağız, yoksa şarap kadehine mi? Gerçek hangisinde bilinmez ama Trump’ın tek gerçeği bencillik ve savaş.