Mehmet Ali Güller

Adana Mutabakatı üzerinden taktik mücadele

04 Şubat 2019 Pazartesi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova’da görüştüğü Erdoğan’a hâlâ yürürlükte olduğunu belirttiği Adana Mutabakatı’nı hatırlattı: “Bu anlaşma (Adana Mutabakatı) terörle mücadeleyi kapsıyor. Bu anlaşmanın Türkiye’nin güney sınırlarındaki güvenliğinin sağlanması ile ilgili birçok konuyu çözen bir altyapı olduğunu düşünüyorum. Bu konuyu da oldukça ayrıntılı ve aktif bir şekilde ele aldık.”
Erdoğan da dönüşte “Adana Mutabakatı’nın yeniden gündeme gelmesi gerektiğini çok iyi anlıyoruz” dedi.
Böylece “komşusuyla yaptığı bir anlaşma üçüncü bir ülke tarafından hatırlatılan ülke” olarak diplomasi tarihine geçtik!
Fakat önemli olan Türkiye ile Suriye arasındaki bu çok önemli mutabakatın öyle ya da böyle yeniden gündeme gelmesidir.
Peki Putin Adana Mutabakatı’nı neden hatırlattı?

Putin’in taktiği ve iki hedefi
Putin’in Adana Mutabakatı’nı hatırlatmasında birbirini bütünleyen iki hedefi var:
1. AKP’nin ABD’yle Suriye’yi bölen bir tampon/güvenli bölge anlaşması yapmasını engellemek.
2. AKP’yi Adana Mutabakatı üzerinden Suriye ile temasa yönlendirmek.
Putin açısından, dahası aslında Türkiye açısından da oldukça yararlı hedefler...
Zira Adana Mutabakatı, Ankara ile Şam’ı diyalog kurmaya, teröre karşı işbirliği yapmaya ve giderek anlaşmaya yöneltir. Şam’la anlaşan Ankara ise ABD’yle tampon/güvenli bölge kurmaz ve kendisine yönelen terör sorununu bu mutabakata dayanarak Suriye ile birlikte çözer.
Kısacası Adana Mutabakatı’nı uygulamak Türkiye ve Suriye’nin çıkarınadır.

Erdoğan’ın fetih iştahı
Fakat mesele bu kadar basit değildir, basit olsa elbette Adana Mutabakatı Putin’in hatırlatmasına gerek kalmadan uygulanır ve bölgede ABD karşıtı bir çözüme gidilirdi.
Bu mutabakatın “unutulmasının” iki nedeni var:
1. AKP hükümeti, hâlâ Esad karşıtı ve hâlâ rejimin yıkılmasını hedefliyor.
2. AKP hükümeti, Rusya’yla kendisine alan açarak ve ABD’yle pazarlık yaparak, hâlâ kendisine Suriye’nin kuzeyinde ÖSO hâkimiyetinde nüfuz bölgesi kuracağını hayal ediyor.
AKP’nin bu iki hedefi de Adana Mutabakatı’na aykırıdır!
Birincisi AKP mutabakattaki muhatabına karşıdır, dahası Şam’ı muhatap kabul etmemektedir; ikincisi mutabakata aykırı olarak Şam’ın terör örgütü kabul ettiği ÖSO’yla Suriye topraklarında çalışmaktadır.
Böyle olduğu için de Suriye’nin eski Ankara Büyükelçisi Nidal Kablan, Putin’in Erdoğan’a Adana Mutabakatı’nı neden hatırlattığını şu sözlerle yorumlamaktadır: “Moskova, Erdoğan’ın Suriye’deki iştahını kapatmaya çalışıyor.
Ancak Erdoğan’ın “fetih iştahı”, iç politikasının da ihtiyaçları nedeniyle öyle kolay kapanacak gibi görünmüyor. Zira “Gerekirse ABD ile” diyerek Astana ortaklarını sıkıştırıyor...

Mutabakatı ‘resmi dayanak’ görme taktiği
Şimdi AKP, “fetih iştahı” ile kendisine Suriye’de alan açan Putin arasında kaldı.
Neo-Abdülhamitçi çizginin izleyebileceği yol bellidir: Adana Mutabakatı’nı işine geldiği gibi yorumlamak ve dahası bugüne kadar yaptıklarının resmi dayanağı/belgesi olduğunu savunarak Suriye’nin kuzeyine müdahale etmek için, kuzeyde ÖSO’yla güvenli bölgeler oluşturmak için kullanmak...
Peki Putin buna razı olur mu? AKP’nin ABD’yle anlaşma riski masadayken, Putin taviz vermeyi sürdürebilir. İdlib’de Soçi Mutabakatı’na aykırı bir tablonun oluşması bile Moskova tarafından şimdilik sineye çekilmiştir. Zira Türkiye’nin Suriye meselesinde ABD tarafında olmaması kritik değerdedir.
Fakat AKP’nin ABD-Rusya çarpışmasından yararlanma zemini de gittikçe kayganlaşmaktadır. O nedenle Ankara’nın Suriye’yle anlaşmayı sağlayacak Adana Mutabakatı’nı, mutabakatın çerçevesi içinde kalarak uygulaması, herkesin yararınadır.