Yardakçı, kendi gücü olmadığı halde güçlü olana yanaşarak onun iktidarını, zulmünü, işgalini, ihanetini veya yanlışlarını meşrulaştıran kişidir. Yani ona yol açan, yolculuğunda değnek olan kişidir. Tarih, nice yardakçılar gördü. İşgalciler, sömürgeciler dışarıdandır. Ama yardakçıların hemen hepsi insanların, toplumların kendinden sandıkları, bildikleri arasından çıkar. Truva atını armağan olarak alırsan, gece uykunda şehrini tutuşturanları da sinene kabul etmiş olursun.
ÇÖZÜMLEME
Düşmanın sinsiliği bile belirgindir. Karşısında az ya da çok hazırlık şansı, olasılığı verir. Ancak içerideki düşmanın sinsiliği perdelidir, sislidir. Seninle aynı dili konuştuğunu zannedersin ama ezici otoritenin dilini konuşur. Seninle aynı yolda zannedersin, ancak onun yolu güçlülerin acımasız yoludur.
Vatani bağları ya da hassasiyetleri olmayan diktatörler; kendi iktidarlarını, otoritelerini sağlamlaştırmak üzere yardakçılardan had safhada yararlanır. Buna bir de içerideki düşmanın, yardakçının şahsi garezi ve ihtirası eklenirse… Amacı çoğunlukla bölmek, irade delmek, muhalefeti ve direnci yıkmak, sonunda iktidar sahibiyle birlikte karşıtlarını tamamen yok etmektir.
Çoktan kaybetmişsindir bütün seçimleri, girdiğin yarışları ama nedeni sandıklar ya da bitiş kurdelalarına ulaşma hızın değildir. Aslında hiçbir seçime, yarışa girmemiş olmandır. Çünkü güvendiklerin, kendinden sandıkların aslında hep karşı takıma çalışmıştır; hiç yanında olmamıştır.
“Diktatör” diktatörlüğünü, “sömürgeci” sömürme iştahını, “zorbalar” zulüm yöntemlerini, “düşman” hasmane niyetini, “dış mihraklar” hedeflerini söylemleriyle, eylemleriyle açıkça sergilerken, “yardakçılar” onların tarafında durduklarını, sistemin devamına çalıştıklarını, haksızlığı ve hukuksuzluğu seçtiklerini; omurgadan, cesaretten ve iradeden yoksun olmalarından ötürü açıkça ilan edemezler. Mevcut sistemi, iktidarı, diktatörleri, zorbaları dolaylı yollarla destekler, güçlendirirler. Öyle olmasa bunca medeniyet içeriden nasıl yıkılırdı?
YARDAKÇILARIN MEZAR TAŞLARI
Hizmetinde bulundukları kişilerden, düzenlerden daha çok lanetlenen bazı yardakçıları anımsayalım:
Gaveston
Kral II. Edward dönemi. “Galler Fatihi” babadan devralınan taht ile yeni kraldan beklenti yüksekti. Ancak yirmi yıllık iktidar daha çok skandallar, sorunlar, açmazlar, kavgalarla geçecekti. II. Edward, sürgündeki sıradan şövalye oğlu Piers Gaveston’u geri çağırdı. Kral ile Gaveston’ın “birlikte hareketi” karşıtlarını çok öfkelendirdi. Öyle ki; “iç savaşa en yakın dönem” olarak işaretlenen o tarihler için düşülen notlarda şu alıntı dikkat çekicidir: “Kendi içinde bölünen ülke yıkılır.” Ne var ki; onu ne güvendiği kral ne de kandırabildiği çevresi kurtarabildi. Resmi yargılamaya bile başvurulmadı.
Quisling
Vidkun Quisling… Nazilere destek verip kendi ülkesini sattı. Radyoda işgal haberini ilk duyurandı. Savaş sonunda kurşuna dizilmesi bile Norveç halkının ona duyduğu öfkeyi gideremedi. Tarihi mahkûmiyeti çok daha ağırdı: Soyadı sözlüklere “hain, işbirlikçi”nin karşılığı olarak girdi.
Pétain
Bir kahramanın nefret simgesine dönüşmesinin örneği. Fransız Mareşal Pétain, iktidar ve makam hırsıyla ülkesini Nazilere peşkeş çektiği için tarihin -bir daha geri dönüşü olmayan- çöplüğüne kaldırıldı. O gün bugündür orada…
Jingwei
Japonya’nın işgalinde Çinlilere “yardakçılık” yaparak makama yerleşen Jingwei ne meşruluğu kabul edilmiş bir iktidar ne de huzur buldu. Mezarına sürekli saldırılması da bundan…
Arnold
Benedict Arnold. Ona kısaca “hain” diyorlar. General Pétain gibi başta bir kahraman. Sonra kendini karşı tarafa satıyor. George Washington’ın değerli bir askeriyken, West Point kalesini gizlice anlaştığı İngilizlere teslim ediyor. İhanet ettiği ülkesi ABD’de adı şifahî “lanetliler listesi”nde. Kısa zamanda, ihanetinden ötürü elde ettiği çıkarlardan da zaaflarıyla onu kullanan İngiliz desteğinden de geriye hiçbir şey kalmadı. Alnına vurulan, silinmez “hain” damgası dışında.
İNSANLIK YASASI
“Yardakçılar” bir şeyi hep unuturlar: Güç sahipleri onları sever gibi görünür ama asla güvenmezler. Halk, yardakçıların yaptıklarını asla unutmaz ve onları hiçbir zaman affetmez. Onlar kendilerini tarihin kazanan tarafında konumlandırsalar da gerçek böyle aceleci davranmaz; yardakçının yüzüne çarpmak için sırasını, zamanını bekler. Haklının vicdan mahkemesi adaleti çağırmak, yeniden yapılandırmak için er geç kurulduğunda, yardakçılar daimî tutsağı oldukları iktidarın çarkının dişlileri arasında çoktan çiğnenir, öğütülür. Çünkü tarih, zalimler kadar onlara yardım ve yataklık edenleri de yargılar, hükme bağlar. Kendi halkına karşı duranlar, sonunda ne efendilerinin sofrasında yer bulabilir ne de milletlerinin değerli anılarında… Nitekim; “mutlak sultanlar” için çalışanlara, onların yollarına taş döşeyenlere, gül dökenlere “lider” değil, lideri lider haline getiren “yardakçı”, “lider yancısı” denir. Bu; benim şahsi fikrim değil, insanlık tarihinin değişmez yasasıdır.
KILIÇDAROĞLU
Tarih, deneyimlerin dersliğidir. Her şeyi sınırlı ömürlerimizde yaşayamayız. Başkalarının yaşadıklarından ders çıkarmalıyız. Kemal Kılıçdaroğlu, tarihin üstteki deneyimlilerini okursa kendisini bekleyen geleceği belki biraz olsun kavrayabilir. Platon’un dediği gibi; “Deneyimler konuştuğunda tahminler susmalıdır!”