İyiye inanmak
Ataol Behramoğlu
Son Köşe Yazıları

İyiye inanmak

03.06.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bazen bir dizenin armağan gibi kendiliğinden geldiğini, ardından er ya da geç şiirin sökün ettiğini şairler bilir.

Tıpkı öyle, bir yazıyı da bazen zihinde beliriveren bir kavram başlatır.

İyiye inanmak gibi...

İyiliğe inanmak, ya iyimserlik gibi bir şey değil bu.

Hepsini içeren, daha derinlikli, daha kapsayıcı bir kavram.

Sanki iyilikle, iyiyle ilgili her şeyin atası gibi...

Köken bilimsel (etimolojik) bir irdeleme yapmak ya da başka dillerde örnekler aramak bu yazının konusu değil. (Okurlarımın bu kavramlar ve ilişkileri konusunda katkılarını almaya ve yayımlamaya hazırım.)

***

Genelde iyimser olmama karşın, herkes gibi, hepimiz gibi, karamsar, kötümser zamanlarım vardır.

Şu ya da bu nedenle çok fazla iyilikçi olmadığım zamanlar da ne yazık ki oluyor.

Fakat iyiye inancımı hiçbir zaman yitirmedim.

Varoluşun iyiyle özdeşliğini hep düşündüm.

Bu acaba safça, körü körüne, hatta mistik bir inanç mıdır?

Sanmıyorum.

Yaşam, tarih, doğa, zaman zaman geriye çekilse, gerilese bile, hep iyiye, daha iyiye doğru ilerler.

Kötüyü ezip geçer.

Çünkü varoluşun, yaşamın özü “iyi” dir.

***

İyinin kötü karşısındaki gücü, onun haklılığındadır.

İyi haklılığını en derinden duyumsar.

Kötü ise haksızlığını içten içe bilmektedir.

Bu duygu onu ya haksızlığını kabul ederek geri çekilmeye zorlar ya da kötülüğünü daha da çoğaltmaya yöneltir.

Bütün insanlık tarihinde kötülüğün mutlak, kalıcı zaferine rastlanabileceğine inanmıyorum.

Kötü iyi karşısında yenilmeye mahkûmdur.

Diyeceksiniz ki iyinin ve kötünün ne olduğu nereden belli?

Yanıtı, bütün bir insanlık tarihi ve varoluşun kendisidir.

Kötünün tarihi yok oluşlar tarihidir.

İyi her yeni doğumla kendini yeniler, yeni bir başlangıç yapar.

***

Tarih asla tekerrür etmez (kendini tekrarlamaz).

Tersini düşünmek yok oluş felsefesidir.

Her gün bir öncekinin tekrarı değil, yaşamda açılan yeni bir sayfadır.

İnsanların çoğu bunun böyle olduğunu düşünmezler.

Çünkü egemen sistemler, günümüzde kapitalizm ve emperyalizm, onları kendilerine, kendi var oluşlarına yabancılaştırmıştır.

***

Şimdi daha somut konuşayım:

Günümüzde emperyalizm en azgın dönemlerinden birini yaşıyor.

Ama özellikle günümüz ABD başkanının kişiliğinde bu sistemin en kirli, en karanlık, en aşağılık, aynı zamanda en gülünç yüzünü görüyoruz.

ABD’de ve bütün dünyada, özellikle genç kuşakların bu çirkinliğin farkında olmadıklarını düşünüyorsak yanılırız.

Bu yüzün sahipleri de kendi çirkinliklerinin, asla kalıcı olamayacaklarının hiç kuşkum yok ki farkındadırlar.

***

Kendi ülkemizde, özellikle son günlerde yaşanmakta olanlara bakalım.

Yalan, iftira elle tutulurcasına somut, açık, çırılçıplak, utanmazca pervasız.

Konuşmalar iğreti, dik durmaya çalışmalar yapay, zorlama, inandırıcılıktan uzak.

“Dün tükürdüğünü bugün yalayanlar” dünkü hasımlarının yanıbaşında iş tutmuşlar.

Güzelim bir çağdaş Cumhuriyeti dağıtıp yok etmek için emperyalizm ve içerideki her türden yandaşları, kimisi çıkar hırsıyla, kimisi bilinçsizlikle, kimisi düpedüz hainlikle her gün yeni bir oyuna başvuruyorlar.

Fakat bütün çabaları boşunadır.

Çünkü kötü olduklarının içten içe çürüten duygusu, sözlerindeki yalan tınısı, her hallerinden, her sözlerinden, gizlenemeyecek kadar gözler önünde.

Yenilecekler. Yenilmek zorundalar. Çünkü kötünün direnişinin sonu kaçınılmaz olarak yaşamın devrimci yenilenmesi olmuştur.

Bugün de öyle olacaktır.