CHP’deki kriz her şeyi unutturdu. Türkiye Cumhuriyeti için “hayati” önem taşıyan konular gündeme gelmiyor! Ekonomi berbat, cari açık tavan yapmış, faiz sarmalı piyasanın canını yakıyor. Ancak daha önemlisi ulusal güvenlik konusu 2. planda!
Örneğin Ege ve Kıbrıs’taki gelişmeleri konuşan çok az. Geçen hafta Türkiye ve Yunanistan arasındaki restleşmeyi yazmıştık, bayramda kriz büyüdü. Yunan F-4’leri, anakaramıza 2.1 km uzaklıktaki Meis adası üzerinde alçak uçuş yaptı, Kaş’taki yurttaşlarımız panikledi. Türk F-16’ları anında yanıt verdi, pilotumuz füzesini kilitledi olası sınır ihlaline karşı. Savaş sadece bir dokunuş kadar yakındı, sağduyu kazandı. Ancak yarın bu kadar şanslı olur muyuz bilinmez? Bir dahaki dalaşta birileri tetiğe basarsa büyük zarar görürüz.
Türkiye’nin Ege’de 6, Akdeniz ve Karadeniz’de 12 millik karasuyu mesafesini yasalaştırmak için başlattığı taslak çalışma belli ki komşuyu germiş, Yunan basını savaş naraları atıyor. Ayrıca ulusal savunma direncimizin artması, kalınlaşan İHA-SİHA envanteri ile donanmamıza yeni gemilerin katılması da Atina’yı rahatsız etti belli ki planlı Efes tatbikatıyla birlikte. Oysa Türkiye’nin bu güvenlik hamlesi bizim gibi kaotik bir coğrafya için gayet doğal.
Kıbrıs’ta da hava ısınmış durumda. Rum yönetimi İsrail’in ricacı olmasıyla Fransız uçak gemisi, İngiliz ve Alman firkateynlerden oluşan bir filoyu adanın güneyine getirtti. Macron ve Miçotakis sürekli Baf’talar! Neyin pazarlığı yapılıyor belirsiz! Buna karşılık Türkiye, adaya altı adet F-16 konuşlandırdı diye kıyamet koptu. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman sürekli demeç veriyor, Türkiye sessiz! Özellikle diplomaside sınıfta kalmak üzereyiz. Çünkü Ege veya Kıbrıs’ta çıkacak bir krizin faturası bu sessizlikle Ankara’ya ödettirilmeye çalışılır ve ambargo dahil türlü kısıtlama can yakar!
VİZEDE SUÇLU KİM?
Sorarlarsa İstanbul’un Almanya Başkonsolosu Dr. Regine Grienberger, Fransız Başkonsolos Nadia Fanton, Yunan Başkonsolos Dr. Konstantinos Koutras ve diğer AB üyesi ülkelerin temsilcileri çok etik, insan haklarına saygılı diplomatlar. Gel gör ki konu Türk vatandaşlarının vize başvurularına gelince hepsi ilgisiz. Görmüyorlar, duymuyorlar, vizedeki vurgunu. İşlerine gelmeyen de vize başvuru sırasının parayla satıldığı gerçeği. Oysa yıllar önce Schengen vize uygulamasına kolay yolculuk amacıyla başlanmıştı. İşi gücü olan, 2-3 günde vize alırdı. Şimdi rant kapısı oldu.
Peki nasıl? VFS çatısı altındaki Gateway adlı bir Türk şirket, vize başvurularını diplomatik misyonlar adına üstlenmiş durumda. Başvuru bu şirkete yapılıyor. İşte sıkıntı burada. Tıpkı alınamayan derbi maç bileti gibi konsolosluğun vize kabul sayfası açılınca birileri organik turiste fırsat vermeden randevuları kapatıyor. Sonra karanlık el devreye giriyor. Ek hizmet adı altında VIP vize randevusuna erişiyorsunuz. 2019’dan beri 172 milyon Avro dönmüş bu pazarda. Ve her 100 başvurunun 14’üne hayır denmiş hem de pasaport başı 300- 500 Avro’nun üzerine yatılarak.
Gelelim işin kritik tarafına; Gateway adlı şirketin, eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu döneminde tekelleştiğini yazdı kısa dalga haber portalı, yayın yasağı geldi. Ve fakat Çavuşoğlu, Gateway ile ilgili soruları yanıtlamalı. Özellikle de “O izni verdiğiniz şirketle yakınlarınızın ilişkisi var mı” sorusunu! Konsolosları eleştirirken bu sömürü sisteminin taşlarını döşeyenler de ortaya çıkarılmalı. Dışişleri de Türk vatandaşlarına yönelik vize eziyeti için devreye girmeli!
PETRO-FAİZ!
Hürmüz Boğazı’ndaki her gerilim Türkiye’nin cari açık, kur ve enflasyon denklemini çözülmez hale getiriyor. Varlık barışı ve yabancı sermayeye sorgusuz sualsiz açılan kapının en önemli nedeni de bu denklem. İşin kötüsü, turizm gelirleri beklentinin altında kalırsa çok zor günler yaşanacak. Bakmayın yüzde 2.5’lik büyümeye! Sanayici ve işveren ne yazık ki belirsiz petrol fiyatları nedeniyle önünü göremiyor. Asıl tehlike de bir gün sert biçimde yükselip ertesi gün düşen varil petrol fiyatları. Aralarında büyük oyuncuların da olduğu sanayi devlerinin yatırım kararlarını erteletiyor bu belirsizlik. Yarınki para politikası toplantısı da açıkçası piyasanın son çeyrek öncesi yol haritasını belirleyecek. Uzmanlar, Fatih Karahan başkanlığındaki TCMB’nin topa basacağını öngörüyor. Para Politikası Kurulu, büyük olasılıkla yılın dördüncü toplantısında ya yüzde 37’lerdeki faizi devam ettirecek ya da dostlar alışverişte görsün türü göstermelik bir indirime gidecek. İşte bu karar finansman maliyetini tırmandıracağı ve şirketlerin bütçe varsayımlarını bozacağı için çok sıcak bir yaz dönemi bekliyor iş dünyasını!
DİPNOT: ABD’nin Türkiye’ye açtığı öne sürülen swap hattı erken seçim sinyali gibi duruyor.