Doğu Akdeniz’de son liman: Libya
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Doğu Akdeniz’de son liman: Libya

21.12.2019 13:56
Güncellenme:
Takip Et:

Birol Güger

Türkiye, 11 Haziran 2011’de devrik lider Muhammed Kaddafi’den, yaşam garantisi karşılığında ülkeyi terk etmesini talep ederek Libya krizine doğrudan müdahil oldu. O günlerde, bu tutumun ardında, Kaddafi’nin, 1996’da eski başbakan Necmettin Erbakan’la yaptığı görüşmede ve çeşitli demeçlerinde dile getirdiği ‘bağımsız Kürt devleti’ meselesinin etkili olduğu konuşuldu. Ancak, Türkiye’nin tutumunu etkileyen bir başka önemli etken de şüphesiz AKP iktidarının Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin, kısaca İhvan) örgütüyle tesis ettiği organik ilişkilerdi.

İHVAN’IN PİRUS ZAFERİ

Müslüman Kardeşler, Kaddafi'nin devrilmesinin hemen ardından, Mart 2012'de, Adalet ve İnşa Partisi'ni kurdu. Parti, üç ay sonra yapılan parlamento seçimlerinde 200 sandalyenin 34'ünü kazandı. Ancak iktidarı boyunca, suikast ve adam kaçırma eylemleri düzenleyen radikal İslamcı gruplarla ilişki içinde olmak; hükümet fonlarını söz konusu gruplara akıtmak; şeriat devleti ilanı için halk oylaması önermek; üniversitelerde cinsiyet ayrımı, zorunlu başörtü dayatmaları (1) gibi pratiklerle suçlandı. Dahası, Ocak 2014'te partinin görev süresi sona ermesine rağmen, Aralık ayında tek taraflı oylamayla bu süreyi 1 yıl uzattı. Bu hamle, Libya'daki iç karışıklığı yeni bir aşamaya taşıdı. Bugünlerde adından çokça bahsedilen Halife Belkasım Hefter tam da bu aşamada sahneye çıktı.

Libya Ulusal Ordusu Komutanı General Halife Hefter

HEFTER SAHNEDE

İnişler, çıkışlar ve zıtlıklarla dolu yaşam öyküsünden son derece pragmatik ve uzun vadeli hareket eden bir kurmay olduğu anlaşılan Hefter, mevcut durumda İhvan rejiminin dağıtılması ve bir geçiş hükümeti oluşturulması yönünde çağrı yaptı. Durumda bir değişiklik olmayınca, üç ay sonra, 16 Mayıs 2014’te 'İtibar Harekatı'nı başlattı, ancak başarısızlığa uğradı. Bu harekatın sonucunda Libya İç Savaşı patlak verdi.

Müslüman Kardeşler hükümeti, bu kargaşa içinde, %25'ten fazla oy kaybına uğrayacağı 2014 seçimlerine girdi. Seçimlerde ılımlı, laik ve milliyetçi eğilimlere sahip adaylardan oluşan Ulusal Güçler İttifakı büyük bir zafer kazandı. Asıl fırtına da bundan sonra koptu. Seçimlerde yenilen Müslüman Kardeşler ve Libya’nın batı kıyısındaki İslamcı müttefikleri, ‘Libya Şafak Koalisyonu’ çatısı altında silahlı mücadeleye girişti. Koalisyon, yedi hafta süren çatışmaların ardından başkent Trablus'u ele geçirdi. Yeni seçilen parlamento, baskılardan dolayı doğudaki Tobruk kentine kaçtı ve bir süre sonra Halife Hafter'i, silahlı kanatlarını teşkil eden sözde Libya Ulusal Ordusu'nun (LUO) komutanı olarak atadı.

Bazı tahminlere göre, bugün Libya topraklarının yüzde 70 ila 80’e yakınını kontrol altında tutan Hefter, başta Rusya olmak üzere Mısır, Fransa ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından destekleniyor. Hefter’in komuta ettiği LUO, asker sayısı ve donanım bakımından rakiplerinin üzerinde bir güce sahip. AP'den Maggie Michael'a göre, “Aralarında 25 pilot eğitmeninin de bulunduğu 600 ila 800 arasında Rus paramiliter, LUO milisleriyle aynı saflarda savaşıyor. (2)

Libya güncel güç dağılımı haritası

Konumuza geri dönecek olursak, 25 Haziran 2014’teki Parlamento seçimlerinden yenik ayrılan Müslüman Kardeşler, aynı yılın Eylül ayında ele geçirdiği başkent Trablus’ta, Halife el Guveyl önderliğinde Ulusal Kurtuluş Hükümeti’ni (UKH) kurdu. Libya’daki varlığı 1940’ların sonlarına dayanan örgüt ülkede ne iç savaş öncesi ne de sonrasında geniş bir taban bulamadı. Zaman içinde ülke siyaseti üzerindeki etkisi zayıflamış olsa da bugün varlığını, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti içerisinde sürdürüyor.

Müslüman Kardeşler üyeleri daha çok, UMH’nin danışma organı olarak görev yapan Devlet Konseyi’nde varlık gösteriyor. Bu yılın Ekim ayında Askeri İstihbarat’ın başına da sadık bir Müslüman Kardeşler üyesi olan Salah Badi atandı. (3) Bu gibi teknik konuların tetiklediği hükümet içi siyasi karmaşa bugüne dek hız kesmeden devam etti.

İHVAN – SERRAC ÇATIŞMASI

Libya siyasetinde bugün adından en az Halife Hefter kadar çok bahsedilen bir başka isim de Birleşmiş Millet tarafından Libya’nın meşru hükümeti olarak tanınan, UMH’nin Başbakanı Fayiz es-Serrac. Serrac hükümetinin kontrol ettiği alan, ülke topraklarının yüzde 20 ila 30’unu teşkil etse de, nüfusun büyük çoğunluğu UMH’nin kontrol ettiği merkezlerde yaşıyor. Trablus merkezli, Türk kökenli, (4) seçkin ve Libya bürokrasisi içinde kuvvetli bir aileye mensup olan Serrac Türkiye tarafından destekleniyor.

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Fayiz Es-Serrac

Serrac ailesinin kökenleri, 16. yüzyılın ortalarında, Osmanlı İmparatorluğu'nun akınlarıyla Trablusgarp, Tunus ve Cezayir’e yerleşen yeniçeri ve kapıkulu askerlerine dayanıyor. ‘Kuloğlu’ denen bu askerlerin çocukları Libya siyasetinde her zaman etkin oldu. Bu noktada, değerli tarihçimiz Orhan Koloğlu’nun babası, Libya’nın ilk başbakanı Sadullah Koloğlu'nu anımsamakta fayda var.

Serrac, içinde İhvan üyelerinin de olduğu çok parçalı bir bloku yönetse de aralarındaki husumet oldukça derin. Öyle ki, geçmişte Serrac’a bağlı güçlerle Müslüman Kardeşler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bilinmekte. Örneğin, Müslüman Kardeşler üyeleri Ekim 2016'da, İslamcı milislerin desteğiyle parlamento da dahil olmak üzere birçok hükümet binasında kontrolü ele geçirdiğinde, hedefteki isim Fayiz es-Serrac’tı ve bu açık bir darbe girişimiydi. (5)

TÜRKİYE’NİN HAMLESİ

Türkiye ile Serrac liderliğindeki UMH arasında, 27 Kasım 2019’da, ‘Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’, hemen ardından 15 Aralık’ta da ‘Güvenlik ve Askeri İş Birliği Mutabakat Muhtırası’ imzalandı. Bu durum adeta gardan gürültüyle ayrılan bir treni son anda yakalamaya benziyor. Zira İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), 2010 yılından bu yana Doğu Akdeniz'de, Türkiye ve Kıbrıslı Türklerin egemenlik haklarını hiçe sayarak doğal gaz arama faaliyeti yürütüyor. Mısır da bu faaliyetlere destek veriyor.

İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında İsrail'de düzenlenen 6. Üçlü Zirveden

Türkiye’nin, güney deniz sınır komuşusu olan Mısır’la ilişkileri 2013 yılından bu yana oldukça gergin seyrediyor, GKRY zaten diplomatik olarak tanınmıyor. Bu koşullar altında, Türkiye ve Libya arasında imzalanan mutabakatın, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi yok sayan enerji arama, boru hattı inşa etme gibi projelerin önüne set çekebilecek tek formül olduğu genel manada kabul görüyor.

LİBYA’DA TÜRK-RUS ORTAKLIĞI MÜMKÜN MÜ?

Hefter ve Serrac'ın, geçen yıllarda Paris, Palermo ve Abu Dabi'de gerçekleştirdikleri üç zirve de barış ümitlerini askıya alarak savaşın derinleşmesiyle sonuçlandı. Ancak bu aşamadan sonra krize müdahil olan yerel ve uluslararası güçlerin, Astana benzeri çok uluslu bir müzakere mekanizmasını bu defa Libya’da hayata geçirmeleri gündeme gelebilir.

Bu tür bir denklem Rusya’nın, Suriye iç savaşıyla birlikte Doğu Akdeniz’de artan askeri varlığı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ndeki finansal ilişkileri, Mısır'da yürüttüğü milyarlarca dolarlık askeri ve siyasi projeler ve nihayet Libya’daki pozisyonu ve bütün bunlara ek olarak Türkiye’de devam eden ortak projeler ve bölgedeki stratejik ortaklıklar bağlamında değerlendirilmeli.

Novaya Gazeta savunma analisti Pavel Felgenhauer, 15 Aralık’ta Euronews’e demecinde, “Rusya'nın hem Hefter hem de UMH ile ilişkileri var. Türkiye ve Rusya Libya için savaşmayacak. Bu Suriye'de ciddi bir krize yol açar ve Türkiye, Rusya için Libya'dan daha stratejik bir öneme sahip” diyerek Rusya’nın pozisyonuna dikkat çekti.

Bu alanda en önemli gelişme ise 18 Aralık’ta yaşandı. Sputnik'e konuşan Rus parlamentosu Dışişleri Komitesi üyesi Oleg Morozov, Türkiye ve Rusya'nın, Suriye ve Libya'da yaşanan krizlere ilişkin yaklaşımlarının 'büyük ölçüde' örtüştüğünü, iki ülkede yaşanan sorunların Türkiye'nin ciddi katılımı olmadan çözülemeyeceğini vurguladı. (6) Morozov’un sözlerinden, 'taktiksel’ değil, uzun vadeli, stratejik bir işbirliğine dikkat çektiği anlaşılıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de, 19 Aralık’ta gerçekleşen büyük yıl sonu basın toplantısında, Rusya’nın Libya’daki pozisyonuna ilişkin olarak, Moskova, Libya’daki soruna çözüm bulmak için her iki hükümetle de temas halinde” dedi.

Kısa bir süre içerisinde bir biri ardında gelen resmi açıklamalar ve her iki ülke makamları arasındaki yoğun diplomasi trafiği, Türkiye ve Rusya’nın, Libya’da ortak bir zemin arayışında olma ihtimalini güçlendiriyor. Doğu Akdeniz’deki krize angaje olmuş bütün iç ve dış kuvvetler, bugün tek kutuplu dünya paradigmasının çoktan tarihe karıştığının bilincinde, kendi güç denklemlerini inşa ediyor. Türkiye de bu noktada ortaya koyduğu tutumla, ‘yeni dünya’ denizlerinde istikametini belirlemeye çalışıyor.

***

Kaynaklar

(1) St John, Ronald Bruce (4 Haziran 2014), Historical Dictionary of Libya. Rowman & Littlefield. sf. 201.

(2) Maggie Michael, (5 Aralık 2019), Russian mercenaries backing militia commander trying to capture Tripoli, Libya and US officials say, Military Times

(3) Dr. Mustafa Fetouri, (24 Kasım 2019), Libya’s GNA is linked with notorious criminals, including human traffickers, Middle East Monitor

(4) Fehim Taştekin, (15 Eylül 2019), Are Libyan Turks Ankara's Trojan horse?, Al-Monitor

(5) The Counter Extremism Project (CEP), Muslim Brotherhood in Libya, Counter Extremism

(6) Tatiana Şuvalova, (18.12.2019), Rus senatör: Türkiye’nin ciddi katılımı olmadan Libya’daki sorun çözülmez, Sputnik TR







Yazarın Son Yazıları

MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025
Yenilmezlikler ve dokunulmazlıklar - Cengiz Kuday

Tarih, bazen büyük savaşlarla değil; küçük, sessiz ve ilk bakışta sıradan görünen olaylarla yön değiştirir.

Devamını Oku
20.12.2025
Hayvancılıktaki yol ayrımı - Gülay Ertürk

Türkiye bugün hayvancılıkta çok kritik bir eşiğe geldi.

Devamını Oku
19.12.2025
Devlet ve kalkınma - Prof. Dr. Bilin Neyaptı

Bir ülkede ekonomi yönetiminin temel hedefleri verimlilik ve adil bölüşümdür.

Devamını Oku
18.12.2025
Devletçiliğe dönebilmek... - Kemal Onur

Demokratik ve laik sosyal hukuk devletimizin kurucu lideri Atatürk’ün yönetimi döneminde; ülkemizin ulusal çıkarı açısından bilimsel anlayış ve duyarlı bir bilinçle, iç ve dış sermaye şirketlerinin çıkarları için vahşi madenciliğe kesinlikle fırsat verilmemiştir!

Devamını Oku
17.12.2025

İlgili Haberler