Doğu Akdeniz’de son liman: Libya
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Doğu Akdeniz’de son liman: Libya

21.12.2019 13:56
Güncellenme:
Takip Et:

Birol Güger

Türkiye, 11 Haziran 2011’de devrik lider Muhammed Kaddafi’den, yaşam garantisi karşılığında ülkeyi terk etmesini talep ederek Libya krizine doğrudan müdahil oldu. O günlerde, bu tutumun ardında, Kaddafi’nin, 1996’da eski başbakan Necmettin Erbakan’la yaptığı görüşmede ve çeşitli demeçlerinde dile getirdiği ‘bağımsız Kürt devleti’ meselesinin etkili olduğu konuşuldu. Ancak, Türkiye’nin tutumunu etkileyen bir başka önemli etken de şüphesiz AKP iktidarının Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin, kısaca İhvan) örgütüyle tesis ettiği organik ilişkilerdi.

İHVAN’IN PİRUS ZAFERİ

Müslüman Kardeşler, Kaddafi'nin devrilmesinin hemen ardından, Mart 2012'de, Adalet ve İnşa Partisi'ni kurdu. Parti, üç ay sonra yapılan parlamento seçimlerinde 200 sandalyenin 34'ünü kazandı. Ancak iktidarı boyunca, suikast ve adam kaçırma eylemleri düzenleyen radikal İslamcı gruplarla ilişki içinde olmak; hükümet fonlarını söz konusu gruplara akıtmak; şeriat devleti ilanı için halk oylaması önermek; üniversitelerde cinsiyet ayrımı, zorunlu başörtü dayatmaları (1) gibi pratiklerle suçlandı. Dahası, Ocak 2014'te partinin görev süresi sona ermesine rağmen, Aralık ayında tek taraflı oylamayla bu süreyi 1 yıl uzattı. Bu hamle, Libya'daki iç karışıklığı yeni bir aşamaya taşıdı. Bugünlerde adından çokça bahsedilen Halife Belkasım Hefter tam da bu aşamada sahneye çıktı.

Libya Ulusal Ordusu Komutanı General Halife Hefter

HEFTER SAHNEDE

İnişler, çıkışlar ve zıtlıklarla dolu yaşam öyküsünden son derece pragmatik ve uzun vadeli hareket eden bir kurmay olduğu anlaşılan Hefter, mevcut durumda İhvan rejiminin dağıtılması ve bir geçiş hükümeti oluşturulması yönünde çağrı yaptı. Durumda bir değişiklik olmayınca, üç ay sonra, 16 Mayıs 2014’te 'İtibar Harekatı'nı başlattı, ancak başarısızlığa uğradı. Bu harekatın sonucunda Libya İç Savaşı patlak verdi.

Müslüman Kardeşler hükümeti, bu kargaşa içinde, %25'ten fazla oy kaybına uğrayacağı 2014 seçimlerine girdi. Seçimlerde ılımlı, laik ve milliyetçi eğilimlere sahip adaylardan oluşan Ulusal Güçler İttifakı büyük bir zafer kazandı. Asıl fırtına da bundan sonra koptu. Seçimlerde yenilen Müslüman Kardeşler ve Libya’nın batı kıyısındaki İslamcı müttefikleri, ‘Libya Şafak Koalisyonu’ çatısı altında silahlı mücadeleye girişti. Koalisyon, yedi hafta süren çatışmaların ardından başkent Trablus'u ele geçirdi. Yeni seçilen parlamento, baskılardan dolayı doğudaki Tobruk kentine kaçtı ve bir süre sonra Halife Hafter'i, silahlı kanatlarını teşkil eden sözde Libya Ulusal Ordusu'nun (LUO) komutanı olarak atadı.

Bazı tahminlere göre, bugün Libya topraklarının yüzde 70 ila 80’e yakınını kontrol altında tutan Hefter, başta Rusya olmak üzere Mısır, Fransa ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından destekleniyor. Hefter’in komuta ettiği LUO, asker sayısı ve donanım bakımından rakiplerinin üzerinde bir güce sahip. AP'den Maggie Michael'a göre, “Aralarında 25 pilot eğitmeninin de bulunduğu 600 ila 800 arasında Rus paramiliter, LUO milisleriyle aynı saflarda savaşıyor. (2)

Libya güncel güç dağılımı haritası

Konumuza geri dönecek olursak, 25 Haziran 2014’teki Parlamento seçimlerinden yenik ayrılan Müslüman Kardeşler, aynı yılın Eylül ayında ele geçirdiği başkent Trablus’ta, Halife el Guveyl önderliğinde Ulusal Kurtuluş Hükümeti’ni (UKH) kurdu. Libya’daki varlığı 1940’ların sonlarına dayanan örgüt ülkede ne iç savaş öncesi ne de sonrasında geniş bir taban bulamadı. Zaman içinde ülke siyaseti üzerindeki etkisi zayıflamış olsa da bugün varlığını, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti içerisinde sürdürüyor.

Müslüman Kardeşler üyeleri daha çok, UMH’nin danışma organı olarak görev yapan Devlet Konseyi’nde varlık gösteriyor. Bu yılın Ekim ayında Askeri İstihbarat’ın başına da sadık bir Müslüman Kardeşler üyesi olan Salah Badi atandı. (3) Bu gibi teknik konuların tetiklediği hükümet içi siyasi karmaşa bugüne dek hız kesmeden devam etti.

İHVAN – SERRAC ÇATIŞMASI

Libya siyasetinde bugün adından en az Halife Hefter kadar çok bahsedilen bir başka isim de Birleşmiş Millet tarafından Libya’nın meşru hükümeti olarak tanınan, UMH’nin Başbakanı Fayiz es-Serrac. Serrac hükümetinin kontrol ettiği alan, ülke topraklarının yüzde 20 ila 30’unu teşkil etse de, nüfusun büyük çoğunluğu UMH’nin kontrol ettiği merkezlerde yaşıyor. Trablus merkezli, Türk kökenli, (4) seçkin ve Libya bürokrasisi içinde kuvvetli bir aileye mensup olan Serrac Türkiye tarafından destekleniyor.

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Fayiz Es-Serrac

Serrac ailesinin kökenleri, 16. yüzyılın ortalarında, Osmanlı İmparatorluğu'nun akınlarıyla Trablusgarp, Tunus ve Cezayir’e yerleşen yeniçeri ve kapıkulu askerlerine dayanıyor. ‘Kuloğlu’ denen bu askerlerin çocukları Libya siyasetinde her zaman etkin oldu. Bu noktada, değerli tarihçimiz Orhan Koloğlu’nun babası, Libya’nın ilk başbakanı Sadullah Koloğlu'nu anımsamakta fayda var.

Serrac, içinde İhvan üyelerinin de olduğu çok parçalı bir bloku yönetse de aralarındaki husumet oldukça derin. Öyle ki, geçmişte Serrac’a bağlı güçlerle Müslüman Kardeşler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bilinmekte. Örneğin, Müslüman Kardeşler üyeleri Ekim 2016'da, İslamcı milislerin desteğiyle parlamento da dahil olmak üzere birçok hükümet binasında kontrolü ele geçirdiğinde, hedefteki isim Fayiz es-Serrac’tı ve bu açık bir darbe girişimiydi. (5)

TÜRKİYE’NİN HAMLESİ

Türkiye ile Serrac liderliğindeki UMH arasında, 27 Kasım 2019’da, ‘Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’, hemen ardından 15 Aralık’ta da ‘Güvenlik ve Askeri İş Birliği Mutabakat Muhtırası’ imzalandı. Bu durum adeta gardan gürültüyle ayrılan bir treni son anda yakalamaya benziyor. Zira İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), 2010 yılından bu yana Doğu Akdeniz'de, Türkiye ve Kıbrıslı Türklerin egemenlik haklarını hiçe sayarak doğal gaz arama faaliyeti yürütüyor. Mısır da bu faaliyetlere destek veriyor.

İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında İsrail'de düzenlenen 6. Üçlü Zirveden

Türkiye’nin, güney deniz sınır komuşusu olan Mısır’la ilişkileri 2013 yılından bu yana oldukça gergin seyrediyor, GKRY zaten diplomatik olarak tanınmıyor. Bu koşullar altında, Türkiye ve Libya arasında imzalanan mutabakatın, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi yok sayan enerji arama, boru hattı inşa etme gibi projelerin önüne set çekebilecek tek formül olduğu genel manada kabul görüyor.

LİBYA’DA TÜRK-RUS ORTAKLIĞI MÜMKÜN MÜ?

Hefter ve Serrac'ın, geçen yıllarda Paris, Palermo ve Abu Dabi'de gerçekleştirdikleri üç zirve de barış ümitlerini askıya alarak savaşın derinleşmesiyle sonuçlandı. Ancak bu aşamadan sonra krize müdahil olan yerel ve uluslararası güçlerin, Astana benzeri çok uluslu bir müzakere mekanizmasını bu defa Libya’da hayata geçirmeleri gündeme gelebilir.

Bu tür bir denklem Rusya’nın, Suriye iç savaşıyla birlikte Doğu Akdeniz’de artan askeri varlığı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ndeki finansal ilişkileri, Mısır'da yürüttüğü milyarlarca dolarlık askeri ve siyasi projeler ve nihayet Libya’daki pozisyonu ve bütün bunlara ek olarak Türkiye’de devam eden ortak projeler ve bölgedeki stratejik ortaklıklar bağlamında değerlendirilmeli.

Novaya Gazeta savunma analisti Pavel Felgenhauer, 15 Aralık’ta Euronews’e demecinde, “Rusya'nın hem Hefter hem de UMH ile ilişkileri var. Türkiye ve Rusya Libya için savaşmayacak. Bu Suriye'de ciddi bir krize yol açar ve Türkiye, Rusya için Libya'dan daha stratejik bir öneme sahip” diyerek Rusya’nın pozisyonuna dikkat çekti.

Bu alanda en önemli gelişme ise 18 Aralık’ta yaşandı. Sputnik'e konuşan Rus parlamentosu Dışişleri Komitesi üyesi Oleg Morozov, Türkiye ve Rusya'nın, Suriye ve Libya'da yaşanan krizlere ilişkin yaklaşımlarının 'büyük ölçüde' örtüştüğünü, iki ülkede yaşanan sorunların Türkiye'nin ciddi katılımı olmadan çözülemeyeceğini vurguladı. (6) Morozov’un sözlerinden, 'taktiksel’ değil, uzun vadeli, stratejik bir işbirliğine dikkat çektiği anlaşılıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de, 19 Aralık’ta gerçekleşen büyük yıl sonu basın toplantısında, Rusya’nın Libya’daki pozisyonuna ilişkin olarak, Moskova, Libya’daki soruna çözüm bulmak için her iki hükümetle de temas halinde” dedi.

Kısa bir süre içerisinde bir biri ardında gelen resmi açıklamalar ve her iki ülke makamları arasındaki yoğun diplomasi trafiği, Türkiye ve Rusya’nın, Libya’da ortak bir zemin arayışında olma ihtimalini güçlendiriyor. Doğu Akdeniz’deki krize angaje olmuş bütün iç ve dış kuvvetler, bugün tek kutuplu dünya paradigmasının çoktan tarihe karıştığının bilincinde, kendi güç denklemlerini inşa ediyor. Türkiye de bu noktada ortaya koyduğu tutumla, ‘yeni dünya’ denizlerinde istikametini belirlemeye çalışıyor.

***

Kaynaklar

(1) St John, Ronald Bruce (4 Haziran 2014), Historical Dictionary of Libya. Rowman & Littlefield. sf. 201.

(2) Maggie Michael, (5 Aralık 2019), Russian mercenaries backing militia commander trying to capture Tripoli, Libya and US officials say, Military Times

(3) Dr. Mustafa Fetouri, (24 Kasım 2019), Libya’s GNA is linked with notorious criminals, including human traffickers, Middle East Monitor

(4) Fehim Taştekin, (15 Eylül 2019), Are Libyan Turks Ankara's Trojan horse?, Al-Monitor

(5) The Counter Extremism Project (CEP), Muslim Brotherhood in Libya, Counter Extremism

(6) Tatiana Şuvalova, (18.12.2019), Rus senatör: Türkiye’nin ciddi katılımı olmadan Libya’daki sorun çözülmez, Sputnik TR







Yazarın Son Yazıları

Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026

İlgili Haberler