‘Cumhurbaşkanı Halktan Oy İster mi?’
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

‘Cumhurbaşkanı Halktan Oy İster mi?’

20.02.2015 08:00
Güncellenme:
Takip Et:

Halkın iradesi, Cumhurbaşkanı’na sadece ve sadece anayasada sayılan görev ve yetkileri vermiştir. Bu görev ve yetkilere aykırı davranmak sadece anayasaya değil, aynı zamanda halkın iradesine de aykırıdır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir süre önce Kırşehir’de miting havasında geçen konuşmasında “Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy verin” diyerek halka açık bir çağrıda bulundu. Bu çağrının altında yatan en önemli sebep kuşkusuz Başkanlık Sistemi’ne geçiş için Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ihtiyaç duyduğu milletvekili sayısına ulaşması gerekliliğidir. Bilindiği üzere Sayın Erdoğan birçok ortamda mevcut parlamenter sistemden duyduğu memnuniyetsizliği dile getirmiş ve milli iradenin verdiği yetkiyi ideal şekilde kullanamadığını ifade etmişti. O halde burada sorulması gereken soru şudur: “Cumhurbaşkanı halktan oy ister mi?”

Cumhurbaşkanı tarafsız olmalıdır
Bu soruyu yanıtlamak için anayasa hükümlerine bakmamız gerekli ve yeterlidir. Anayasanın 101. maddesinde Cumhurbaşkanı’nın nitelikleri ve tarafsızlığı düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa siyasi partisi ile ilişiği kesilecek ve TBMM üyeliği sona erecektir. Bu hükmün getiriliş amacı maddenin başlığından da görüleceği üzere Cumhurbaşkanı’nın tarafsızlığını ve halkın her kesiminin Cumhurbaşkanı olmasını sağlamaktır.

Cumhurbaşkanı’nın görev ve yetkileri
Bunun yanı sıra, anayasanın 104. maddesinde Cumhurbaşkanı’nın görev ve yetkileri düzenlenmiştir. Anılan hükmün birinci fıkrasında Cumhurbaşkanı’na devleti temsil etme, anayasanın uygulanmasını ve devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetme görevleri yüklenmiştir. Bu iki görevi yerine getirmesi için de Cumhurbaşkanı’na birtakım görev ve yetkiler verilmiştir. Bu görev ve yetkiler anayasada “yasama ile ilgili olanlar”, “yürütmeye ilişkin olanlar” ve “yargı ile ilgili olanlar” şeklinde gruplandırılıp tek tek sayılmıştır. Cumhurbaşkanı’nın yasama ile ilgili görev ve yetkileri; yasama yılının ilk günü TBMM’de açılış konuşması yapmak, TBMM’yi toplantıya çağırmak, kanunları yayımlamak veya tekrar görüşülmek üzere TBMM’ye geri göndermek, anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları halkoyuna sunmak, Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açmak ve TBMM seçimlerinin yenilenmesine karar vermektir.
Cumhurbaşkanı’nın yürütme ile ilgili görev ve yetkileri ise Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek, Başbakan’ın önerisi üzerine bakanları atamak ve görevlerine son vermek, gerekli gördüğünde Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmek, uluslararası anlaşmaları onaylamak ve yayımlamak, TBMM adına TSK’nin başkomutanlığını temsil etmek, Genelkurmay Başkanı’nı atamak, YÖK üyelerini ve üniversite rektörlerini seçmek ve Milli Güvenlik Kurulu ve Devlet Denetleme Kurulu ile ilgili birtakım görev ve yetkilerden ibarettir.
Yine Cumhurbaşkanı’nın yargı ile ilgili görev ve yetkileri de; Anayasa Mahkemesi üyelerini, Danıştay üyelerinin dörtte birini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Başsavcı vekilini, Askeri Yargıtay üyelerini, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyelerini ve HSYK üyelerini seçmektir.

Cumhurbaşkanı seçim propagandası yapmamalıdır
Görüldüğü üzere anayasanın 101. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte Sayın Erdoğan’ın partisiyle ilişkisi kesilmiş ve kendisi tarafsız bir statüye geçmiştir. Cumhurbaşkanı’nın bu tarafsız statünün gereklerini yerine getirmesi anayasal bir görevdir. Sayın Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı görevine başlarken anayasaya ve hukukun üstünlüğüne bağlı kalınacağına dair yemin etmiştir. Bu durumda Cumhurbaşkanı konumunda olan bir kimsenin bir siyasi parti lehine seçim propagandası yapması anayasaya açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
Esasında bir Cumhurbaşkanı’nın genel olarak hükümet sistemine ilişkin eleştirilerde bulunması normal bir düzende kabul edilebilir bir durum olarak değerlendirilebilir. Ancak Sayın Erdoğan’ın beyanlarını anayasaya aykırı kılan unsur, kendisinin önceden genel başkanı olduğu siyasi partiye oy istemesi ve başkanlık sistemi adı altında hem genel seçimde hem de seçim sonrası olası bir referandumda kendisini halka oylatmak istemesidir. Başka bir deyişle burada anayasaya aykırılığı barındıran unsur Cumhurbaşkanı’nın tarafsızlığını açıkça yitirmesi ve yukarıda açıkladığımız görev ve yetkileri dışında eylemlerde bulunmasıdır.

Halkın iradesine aykırı davranmak
Sonuç olarak halkın iradesi, Cumhurbaşkanı’na sadece ve sadece anayasada sayılan görev ve yetkileri vermiştir. Bu görev ve yetkilere aykırı davranmak sadece anayasaya değil, aynı zamanda halkın iradesine de aykırıdır. Halkın oyuyla seçilenlerin, halkın ve rejimin teminatı olan en temel yasalara aykırı davranışlar sergilemesi, totaliter eğilim gösteren iktidar dönemlerinde görülen bir durumdur. Türkiye, totaliter rejime doğru giden bu yoldan bir an önce dönmelidir. Hukuka saygı ve hukukun üstünlüğü, bu dönüşün olmazsa olmazıdır.  

Av. UĞUR GÜNER

 

-

 

Başkanlık Dayatması

Dayatılan başkanlık sisteminin ne kadar gerekli olduğu propagandasının seçimlere kadar gündemi boğacağı tartışma götürmez. Zaten Cumhurbaşkanı, olması durumunda Türkiye’nin daha ileri bir noktada olacağını ileri sürerek düğmeye bastı. Cumhurbaşkanı’nın hukuksuzluğun, yolsuzluğun ve görgüsüzlüğün sembolü haline gelmiş KaçAk Saray’da ikamette diretmesi ve T.C. Anayasası’nca belirlenmiş sınırlar içerisinde hareket etmeyeceğini açıkça beyan etmesi ile zaten aksi bir durumun olmayacağı netleşmişti.

Yapay gündem çabası
Ülkenin artık kronik çözümsüzlük eğilimine girmiş, gizlenemez siyasi, ekonomik, hukuksal ve yaşamsal çarpıklıklarına odaklanmak yerine sanki tek eksik başkanlık sisteminin olmamasıymış gibi yapay bir gündem oluşturulacaktır. Hükümet de bu tiyatroya yeni Türkiye, paralel yapı, dozu iyice arttırılmış din istismarlı siyaset, biraz Osmanlıcılık, gerektiği kadar çözüm süreci oyalaması, oraya selam buraya selam ile katılacaktır. Eldekini tutmak ve zaman kazanmak adına yapacakları başka şey, kendi kitlesini oyalamak adına kullanacakları başka malzeme kalmamıştır.

Başkanlık sistemi olmayınca...
Ayan beyan ortaya dökülmüş yolsuzluklar, devamlı çarpıtılan hukuk, yok edilen özgürlükler, iş kazalarında kaybedilen bunca vatandaş, sınırlardaki kaos, artan işsizlik, insanlardaki mutsuzluk ve umutsuzluk, toplumun kutuplaştırılarak bölünmesi hep Başkanlık sistemi olmadığı içindi, öyle mi? Ülkenin ne sanat, ne kültür, ne spor, ne buluşlar, ne ileri teknoloji, ne eğitim alanında artık dünya çapında varlık ve başarı gösterememesinin sebebi de hep Başkanlık sisteminin olmamasıydı. Tarımı ve hayvancılığı neredeyse bitirerek kendimizi besleyecek olası her kalemi ithal ediyor olmamız, katma değeri yüksek ürünler üretemememiz, ihracat için gelişmiş ülkelerden nitelikli ara mal ithal etmek zorunda olmamız, katledilen çevre de hep başkanlık sistemi olmadığı içindi. Küresel arenada yitirilen itibar, sürekli sıcak para girişine muhtaç ekonomi, artan iç ve dış borçlar, sürekli açık veren cari denge, bir türlü gelmeyen yabancı yatırımların sebebi de hep başkanlık sistemi olmamasıydı.

Peki, başkanlık sistemi ne ile ilgili?
Aslında net bir şekilde görünen odur ki dayatılan başkanlık sistemi ne Türkiye Cumhuriyeti’nin ne de vatandaşlarının parlak, çağdaş, uygar, demokratik, yüksek refahlı geleceği ile ilgilidir. O, ülkeyi sarmalayan, her anlamda çürümüş hukuk dışı ve otokratik düzeni devam ettirebilmenin, dokunulmazlıkları garantilemenin, kişiye özel haksız kazanımları kesintiye uğratmamanın yegâne dayanağıdır. Halka yutturulmaya çalışılan yeni bir uyuşturucudur. İşin aslı din istismarlı siyasete, dışa bağımlı ekonomiye, üretmeden tüketmeye ve sadece yandaşını beslemeye endeksli bu model artık tükenmenin eşiğindedir.

Sorgulama zamanı
Bunca tecrübeden sonra artık hepimiz uyanmış olmalıyız. Örnek diye gösterilen ülkelerdeki güçler ayrılığının, hesap verilebilirliğin, sorgulanabilirliğin, yasalarla korunan sistemin, yerleşik ve içselleştirilmiş demokrasi ve hukuk anlayışının, özgürlüklerin, uygarlık seviyesinin nerelerde ve niye oralarda olduğunu bilmeliyiz. Bu niteliklerin sadece Başkanlık sistemi ile değil, parlamenter sistem ile yönetilen ülkelerde de olduğunu, dolayısıyla özün gelişmişlik seviyesi ile ilgili olduğunu anlamalıyız. Bu niteliklerin ülkemizde artık neden olmadığını ve ülkenin bu acınası duruma nasıl getirildiğini sorgulamalıyız. Bu dayatmacı senaryonun gerçek amacını ve aslında kimin işine yarayacağını çözmeliyiz.
İhtiyacımız olan daha özgür, demokratik, laik, güçler ayrılığının insanların lehine çalıştığı, vatandaşlarının refah seviyesi yükselmiş, eşitlikçi, iç ve dış barışı sağlamış adaletli bir ülke. Bunun için bize özgür iradeli, akılcı, bilimsel bakış açısıyla olayları irdelemeyi bilen, hukuka saygılı, ilerici, çağdaş, demokrasiyi içselleştirmiş bireylerden oluşan bir yasama, yürütme ve yargı düzeni gerekli. Parlamenter sistemi değil, o sistemi yürütmeyen, kendi çıkarları doğrultusunda eğip büken ve çürütenleri çöpe atmalıyız.
Gerçekten istiyor muyuz, istemiyor muyuz? Önümüzdeki seçimlerde başkanlık sistemini filan değil, işte tam da bunu oylayacağız!  

BURKON KADİR NAK Emekli Genel Müdür

Yazarın Son Yazıları

Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyetin sağlık vizyonundan piyasalaşmaya - Gamze Burcu Gül

Her yıl “Tıp Bayramı” olarak kutladığımız 14 Mart, bir meslek gününden ibaret değildir; aynı zamanda güçlü bir tarihsel semboldür.

Devamını Oku
14.03.2026
Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç

Gün geçtikçe suça bulaşan çocuk sayısı, çocuk çeteleri artıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay

TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 0.89, 2026 yılı ocak enflasyonunu yüzde 4.84 ve 3 Mart 2026 günü de şubat ayı enflasyonunu yüzde 2.97 olarak açıkladı.

Devamını Oku
13.03.2026
Vatan - emek - Cumhuriyet - Kaan Eroğuz

İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir.

Devamını Oku
12.03.2026
Dünya düzeni öldü mü? - İlker Başbuğ

3-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan Münih Güvenlik Konferansı’na katılan liderlerin çoğu, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğünü ilan etti.

Devamını Oku
12.03.2026
Üretim araçları sendikanın olursa - Engin Ünsal

İşçi sendikalarının temel görevi işveren karşısında güçsüz olan işçi sınıfına güvenli bir çalışma ortamı ve üretimden hakça bir pay sağlamaktır.

Devamını Oku
11.03.2026
Yapay zekâ nereye bağlanır? - Tayfun İşbilen

Bir yapay zekâ aracına “Bana bir paragraf yaz” dediğimizde ekranda beliren cümleler sanki “bulut” denen o belirsizlikten kendiliğinden süzülüp geliyormuş gibi görünüyor.

Devamını Oku
11.03.2026
Öncelikle Mavi Vatan’da sondaj - Hikmet Sami Türk

Yeni derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, 15 Şubat’tan bu yana petrol ve doğalgaz aramak amacıyla Somali’ye gitmek için yolda.

Devamını Oku
10.03.2026
Cumhuriyet’in bekası, ekonomi ve ‘kararsızlar’ - Sıtkı Ergüney

Kamuoyu araştırmaları, her üç seçmenden birinin yaklaşan genel seçimde oy vermeyi düşündüğü partiyi henüz belirleyemediğini gösteriyor.

Devamını Oku
10.03.2026
Cinsiyetçi düzen - M. Jülide Kızıltepe

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel patolojilerin değil, esasen toplumsal, kültürel ve kurumsal yapıların ürettiği ve yeniden ürettiği çok katmanlı bir sorun.

Devamını Oku
09.03.2026
Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü.

Devamını Oku
09.03.2026
Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır.

Devamını Oku
07.03.2026
İklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

Dünyada son yıllarda insan yaşamını tehdit eden faktörlerden en önemli ikisi olarak iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç (AMD, bakterilerin antibiyotiklere karşı gösterdiği direnç) sayılabilir.

Devamını Oku
06.03.2026
Okulda bıçak, toplumda çöküş - Levent Nayki

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in yaşamını yitirmesi, bir başka öğretmenin ve öğrencinin yaralanması, artık münferit bir “asayiş haberi” olarak geçiştirilemez. Bu olay, eğitim sistemimizin içine sürüklendiği büyük kırılmanın çarpıcı bir göstergesidir.

Devamını Oku
06.03.2026
Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Devamını Oku
05.03.2026
‘Çocuklara kıymayın efendiler’ - Ziya Yergök

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Devamını Oku
05.03.2026
Susmayanlar İçin Bir Soru: Gerçekten Nedir Bu "İç Cephe"? - Murat Emir

Türk siyasetinin diline pelesenk olan, her kriz anında can simidi gibi sarılınan sihirli bir kavram oldu “İç cephenin tahkimi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026
ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026