Köşe Yazısı

A+ A-
Çiğdem Toker

Devletleşmiş şirket - 2

Paylaş
instela'da paylaş
24 Şubat 2016 Çarşamba

Farkındasınızdır. Cerattepe’deki altın madenine direnen halka polis şiddeti durdu.
Sebebi, ne vali ile güvenlik güçlerinin “Artvinliler çok haklıymış” diye merhamete gelmesi ne de haklarında yapılan suç duyurusundan endişe etmesi.
Başbakan Davutoğlu’nun TV ekranından yaptığı görüşme çağrısı, Artvinlilerin randevu talebini hızlandırınca, “mola” fiilen kaçınılmaz hale geldi.
Bu gelişmeyle de bir önceki yazıda, Cengiz İnşaat için andığım “devletleşmiş şirket” olgusuna, güncel bir örnek daha eklenmiş oldu. Düşünün ki, o kadar protesto, itiş kakış, yaralamaya rağmen; bütün bunların uğruna yapıldığı o canım bir ormanlık sahaya maden kurmak isteyen şirket yine görünür değil.
Nihayetinde Artvinliler, şirket patronu ya da yöneticileriyle değil, adeta şirket adına da Başbakan ile görüşüyorlar. (Davutoğlu’nun madenler çıkarılmazsa, cari açığın artacağı tespitini bu vesileyle yine hatırlatalım.)

***

Davutoğlu’nun bugün saat 11.00’de Yeşil Artvin Dernek temsilcileri başta olmak üzere, bir grubu makamında kabul edecek olması önemsiz değil. Başbakan’a sunulacak kapsamlı dosya; hem 25 yıllık öyküsü olan Cerattepe’de hukukun nasıl çiğnendiğini somut biçimde gündeme taşıması; hem de cari açık, açık-kapalı maden sahası, devletin kazancı vs gibi ekonomi alanındaki “ölümcül klişeler”in gözden geçirilmesi açılarından anlam taşıyor kuşkusuz.
Yine de bu randevunun iki kritik boyutu olduğunu söylemek lazım.
Artvinlilerin kendilerini, kendilerine şiddet uygulanmayan bir ortamda doğrudan ifade edebilmesi ne kadar önemliyse, bu randevunun, nihai sonuç üretmeden, bir müddet oyalamayla meseleyi soğutma ve nihayetinde haklı bir tepkiyi “sönümleme” işlevi içerme ihtimalini de anmak gerekiyor.
Bu kapsamda Cerattepe direnişinin, rejimde ve rejime iliştirilmiş medyada derin huzursuzluk yaratmasının boşuna olmadığını yineleyelim.
Gülünç olma pahasına; hem hukuksal hem de meşru olan bu direnişin, derinleşerek başka alanlara yayılmasından büyük kaygı duyulduğu saklanamaz halde. “Oradan bakıldığında”, Cerattepe’nin içinde dış mihrakların, muhtelif terör örgütlerinin yer aldığı Gezi’ye benzetilmesi ve hatta ondan da beter bir kalkışma olarak anılması, rejimin yaşadığı tedirginliği yansıtmaya yetiyor da artıyor bile.

***

Düzgün çalışan ekonomilerde, uluslararası havalimanından bakır işletmesine, büyük otoyol yatırımlarından elektrik dağıtımına dek akla gelebilecek her alanda faaliyet gösteren Cengiz ölçeğindeki işletmeler, hisselerinin tamamını değilse bile, bir kısmını borsada halka açmayı denerler.
Borsaya kayıtlı olmak, bir şirket için birçok anlam ve sonucun da ilanıdır. İlk anda akla gelenleri sıralayalım:
- Ben şeffaf bir şirketim. Gelirlerim de belli giderlerim de. Hesaplarım hem ulusal hem de uluslararası düzeyde denetime açık. Bana not verilmesinden korkmuyorum. Kârımın bir bölümünü de paylaşmaya hazırım.
Ticaret sicili kayıtlarına göre 250 milyon TL sermayeli bir şirket olan Cengiz İnşaat, borsada halka açık değil.
Bugünkü Cerattepe randevusunu bir de bu açıdan değerlendirin istedim.