Ters kelepçeli mizah
Işıl Özgentürk
Son Köşe Yazıları

Ters kelepçeli mizah

05.07.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sevgili dostlarım, milyonların izlediği “Ölü Deniz” yaratıcısı Deniz Göktaş yurtdışından geldi ve ters kelepçe takılarak Emniyet’e getirilip tutuklandı. Onun elleri ters kelepçeli adliyeye getirilmesi tam bir kara mizah örneği. Üstelik adı Deniz ve videoda belli ki bir giyotinin tarafından kesilen kafası, konuşurken onu izliyor. Biz de onu izliyoruz, tümüyle bu sahne de kara mizah örneği. Acılı ve hatırlatıcı.

Ters kelepçeli mizah dedim ya, Deniz’e bir el vereyim dedim, evet bu ülkede her şey mizah. Öyleyse başlayalım arkadaşlar, NATO’yu karşılayacağız ya devletimiz herhalde İngiltere’ye özenmiş; Ankara caddelerinde doru atlar ve özenle giydirilmiş sürücüleri boy göstermeye başlamış. Yahu otel pencerelerinden bakan NATO adamları şaşırabilirler: “Ulan İngiltere’ye mi geldik?”

Yetmedi NATO elemanlarını karşılayacak taksiciler özel kıyafetler giyecek ve kolonya ve lokum dağıtacaklarmış. Ne oluyor arkadaşlar, eve misafir mi geliyor? Bu arada bir kadın yedi çocukla sokakta kaldığını söylemiş, sosyal medya aracılığıyla insanlardan yardım istemiş. Ülkede merhamet henüz bitmemiş; insanlar yardım etmişler, ev kiralamışlar, döşemişler kadına da evin gelecek kiraları için 50 bin lira vermişler. Peki ne olmuş? 50 bini alan kadın kayıplara karışmış. Ülkemizde havadan para kazanmak öyle bir alışkanlık halini aldı ki özellikle benim gibi yaşlı ve tek yaşayanları iki günde bir telefonla arıyorlar. Gerçekten harika senaryolar yazıyorlar. Bana geçenlerde gelen bir telefon beni epeyce güldürdü.

Şöyle oldu: Telefonum çalıyor, bilmediğim bir numara, meslek alışkanlığı, önemli bir şey olabilir diye açıyorum. Telefonda sesi babacan bir adam, “Zeynep bacı nasılsın?” diyor. Göbek adamı kullanıyor. “İyiyim, siz kimsiniz?” diye soruyorum. Belli ki sesim biraz gergin çıkmış. “Zeynep bacım, dur biraz bekle, ben senin babanı da tanıyorum, hem ben de Antepliyim. Benim derdim sana iyilik yapmak, bizim oğlan kumarda epey para kaybetmiş; ben de köydeki tapulu evimi satmak zorunda kaldım ama iyilik yapmak benim içimde var. Dedim ki Antepli hemşirem Zeynep bacıma bir iyilik yapayım. Sen al bu evi, güle güle otur. Sen yaşını başını almış bir kadınsın, buralara gelmene gerek yok, e-Devlet üzerinden satışı yaparız.” Merak bu ya, dinlemeye devam ediyorum. “Şimdi sana IBAN’ımı yolluyorum, kapora olarak 20 bin lirayı IBAN’ıma yollarsın. Zeynep bacım sana evin videosunu da yolluyorum.” Senaryoyu beğendim vallahi!

Gel de çatlama. Bu arada fesli, cüppeli bir adam; sokağa bırakılmış, bahçeleri süsleyen bir yedi cüce heykelini dehşet bir kinle sokağın ortasına getiriyor ve bağırıyor: “Bu bir put, bana bir balta getirin!” İleriden genç bir çocuk elinde balta koşarak geliyor, adam baltayı alıp cücenin heykelini kırıyor. Benim de aklıma Irak’ın işgali sırasında Bağdat müzesindeki 100 bin heykelin yağmalanması geliyor. Ülkemizin her yerinde müzeleri dolduran muhteşem heykellerin akıbeti geliyor.

Yazımın sonuna geliyorum ama Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdullah Alkış’ın akrabalarını üniversite içinde çeşitli yerlere yerleştirmesini unutmak olmaz. “Akrabalara yardım etmek dinin emrettiği bir görevdir!” diyor. Vay canına ne büyük bir laf! Ben bunun hiçbir dini kitapta olduğunu sanmıyorum. Maşallah ülkede herkes din kitaplarına kendi düşüncesini ilave etmeye pek bir meraklı.

Bir de TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu var, kupada kaybeden takımlarının sorumluları birer birer istifa ederken o her an her dakika “Ben büyüğüm, futbolculara 1 milyon prim verdim, villa da vereceğim!” diye mizah diliyle ötüp duruyor. Yav arkadaş, primleri cebinden değil, benim emekli maaşımdan, çiftçinin gübre parasından, işçinin emekçinin ücretlerinden ödedin. Böbürlenme padişahım, senden büyük Allah var!