İki tür köle vardır. Gönülsüz köleler, gönüllü köleler. Gönülsüz köleler zorla köleleştirilmişlerdir, köle olduklarının farkındadırlar, isyan etmeye çalışırlar. Gönüllü köleler ise köle olmayı kendiliklerinden kabul ederler. Genelde köle olduklarının farkında bile değildirler, hatta köle olmaktan gurur duyarlar. Siz hangi gruba giriyorsunuz veya biz hangi gruba giriyoruz?
GÖNÜLSÜZ KÖLELER
Kölelik tarihi çok eskidir. Ümit Aydın’a göre insan yalnızca Tanrı’ya atfedilen yaratma eylemine özenmiş, başka insanları sahiplenerek Tanrı’ya benzemeye çalışmış, mutlak güç olmak istemiştir.*
Doğada güçlü zayıfı yener, ezer. Bazı karınca türleri diğer bazı türleri köle karınca olarak kullanırlar. Bu durum ahlaka aykırı değildir. Ancak insanların hemcinslerini köleleştirmeleri, onları alınıp satılan birer eşyaya dönüştürmeleri ahlak dışıdır.
Tarih boyunca tüm dünyada köle sahipleri kölelerine istedikleri her şeyi yapmışlardır. Onların emeklerini sömürmüşler, dövmüşler, tecavüz etmişler, aç bırakmışlar, hatta çocuklarını ellerinden alıp satmışlardır. Bütün kutsal kitaplar ve filozoflar insanlara kölelerine iyi davranmalarını tavsiye etmişler ancak köleliğin ortadan kaldırılmasını söylememişlerdir.*
Bir zamanlar köle azat etmek övülen bir davranıştı. Bazı köle sahipleri bir köleyi yaşlandığında azat etmek isterlerdi ancak ha şu düğün geçsin, ha bu bayram geçsin derlerdi, bu arada köle ölüverirdi. O zaman çok üzülürler, kölenin tabutunun üzerine azatlık belgesini iliştirirlerdi. Bu davranış olsa olsa timsahın gözyaşı sayılır. “Tom Amcanın Kulübesi” isimli romanda Tom Amca’yı yaşlılığında ailesinden koparıp satarlar. Evin oğlu uzaktan gelip bu durumu öğrenir ve hemen Tom Amca’yı geri satın almak için satın alanların evine gider. Fakat Tom Amca ölmüştür. Genç beyaz onun mezarının başına gider, kar yağmaktadır, paltosunu çıkarıp mezarın üzerine örter. Bu davranışı beyaz adamın fazileti olarak da yorumlayabilirsiniz, timsahın göz yaşı olarak da.
Spartacus köle arkadaşlarıyla Roma’ya karşı isyan etmiş fakat başarılı olamamıştı. 1971’de Haitililer Toussaint Louverture liderliğinde Fransızlara baş kaldırdılar ve zafer kazandılar. Yine Hintliler Gandhi liderliğinde bağımsızlıklarına kavuştular. Libya ve Cezayir mücahitleri ülkelerinin bağımsızlığı için kan döktüler. Ancak Birleşmiş Milletler onları anarşist diye mahkûm etti. O günkü Türkiye Cumhuriyeti de mücahitlerin aleyhine oy kullanarak bu ülkelerin köle kalmalarını istedi. (Çöl Aslanı Ömer Muhtar anarşist değildi.)
GÖNÜLLÜ KÖLELER
İkinci sınıf insan olduğunu düşünmek bence gönüllü köleliktir. Geçmişte öğrencilerime ve büyük gruplara konferans verdiğimde bazen, “Dünya genelinde erkeklerin matematik becerisi kadınların matematik becerilerinden daha yüksektir görüşüne ‘evet’ diyenler ellerini kaldırsın lütfen” derdim. Erkeklerin yanı sıra kadınlar da ellerini kaldırırlardı. Bunun üzerine, “Köleliğin en kötüsü gönüllü köleliktir, kadınlar erkeklerin zihinsel açıdan kendilerinden daha üstün olduklarına inanıyorlarsa ikinci sınıf insan olduklarını düşünüyorlar demektir” derdim. Yapılan pek çok araştırmaya göre kadınların matematik ve diğer zihinsel becerileriyle erkeklerin becerileri arasında anlamlı bir farklılık yoktur.
Modern yaşamda hepimiz kendimizi özgür hissediyoruz. Duygular doğrudur ancak bazı duygular onlara eşlik eden bilişsel yanılsamalarla at başı gider. Yeterince özgür olduğumuz konusunda ciddi kuşkularımız var. Galiba bir zamanlar zincirli köleler vardı, şimdilerde kredi kartlı, cep telefonlu köleler çıktı ortaya. Ne alsam satıcı “Kartınıza taksit yapayım mı?” diye soruyor. Ben de yapın diyorum, böylece altı ay sonraki kazancımın nereye gideceği şimdiden belli oluyor. Bunun yanı sıra eğer cep telefonunuz yoksa toplum sizi yok sayıyor. Bankada hesap açtıracaksanız cep telefonunuza mesaj gelecektir. Cep telefonunuz yoksa hesap açtıramazsınız. Devlet, özellikle maliye cep telefonunuza sürekli mesaj gönderir. Cep telefonları olmayanlar parkta yatan evsizler gibi ortada kalmış sayılırlar.
Bunların yanı sıra internetteki algoritmalar yoluyla pek çok çağdaş insanın davranışı onlar farkında olmadan kontrol altında tutulur. MK Ultra programı da zihinlere zincir vurma yollarından birisidir.*
Bazılarına göre kredi kartı ve cep telefonu büyük özgürlük sayılır. Bazı zincirli köleler de beslenme ve barınma sorunu yaşamadıkları için kendilerini şanslı sayıyorlardı. “Rüzgâr Gibi Geçti” filminde köleler özgürlüklerini aldıktan sonra beyaz sahip sokakta eski kölesine rastlar, kölesi “Hanımım ben sıkıldı bu hürriyetten” der. Köleliğe alışmış kişiler özgür olunca bocalarlar. Köleliğin belki de en kötü yanı sahipte ve kölede alışkanlık yapması, kanıksanmasıdır.
* Aydın, Ü. (2025). Köle ve Kölecikler. Yayınevi belirsiz.