Artvinli neden karşı?
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Artvinli neden karşı?

04.03.2016 08:00
Güncellenme:
Takip Et:

Cerattepe mücadelesi, birilerinin söylediği gibi ideolojik bir mücadele değildir. Bu mücadeleye karşı çıkanların arasında MHP’lisi de, AKP’lisi de, CHP’lisi de var. Artvinlinin Cerattepe’deki mücadelesi 1990’lı yılların ortalarına kadar uzanır.

Cominco Madencilik A.Ş. adlı uluslararası bir şirket 1989 yılında maden arama ruhsatı, 1994 yılında da işletme ruhsatı alır ve bölgede çalışmalara başlar.
Artvinli kısa bir süre sonra Cerattepe Maden İşletmesi’nin faaliyete geçmesi durumunda Artvin için bir çevre felaketinin ortaya çıkacağını anlar, 1995 yılında Yeşil Artvin Derneği kurulur ve mücadele başlar. Artvin halkının yoğun ve kararlı mücadelesi sonucunda 1998 yılında Cominco A.Ş. faaliyetlerini durdurmak zorunda kalır ve haklarını “İnmet Mining Corporation” adlı şirkete devreder. Yeşil Artvin Derneği öncülüğünde açılan dava sonucunda 2008 yılında Cerattepe’deki maden işletme ruhsatı iptal edilir, iptal kararı Danıştay tarafından da 2009 yılında onaylanır. İdari mahkemenin ve Danıştay’ın “bu eşsiz doğa alanında madencilik yapılamaz” kararına rağmen, 2012 yılında alan yeniden ihaleye çıkarılır. Bu sefer işletme ruhsatı Özaltın İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş.’ye verilir. Kısa süre sonra, Özaltın Grubu adına alınan ihale Cengiz Holding’e deviredilir. Firmanın hazırlattırdığı ÇED raporu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca hızla kabul edilir.

Davalar ve iptaller
Yeşil Artvin Derneği öncülüğünde ama bu defa çeşitli yerel ve ulusal STK’ler, bazı kuruluş ve kişilerden oluşan yaklaşık 283 davacı tarafından 2014 yılında ÇED raporunun iptali için dava açılır. Mahkeme “bu projenin hayata geçmesi durumunda Artvin’in yaşam alanı olmaktan çıkacağını” gerekçe göstererek 2015 yılının Ocak ayında ÇED olumlu kararını iptal eder. Ancak şirket, Cerattepe için mahkemelerin verdiği iptal kararlarına rağmen, 3 yıl içerisinde üçüncü defa ÇED Raporu hazırlatır ve bu raporda diğerleri gibi kısa sürede Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca onaylanır.
Cengiz Holding ve yetkililer Cerattepe’de altın çıkarılmayacağını sadece bakır çıkarılacağını söylemektedirler. Altın cevheri, bakır cevheri ile birlikte bulunduğu için birlikte çıkarılır ve sonradan ayrıştırılır. Cengiz Holding çıkardığı bakır filizinden altını seçip toprak altında mı bırakacak? Herhalde! insanın aklıyla alay ediyorlar! Şirket ve arkasındaki yetkililer diyor ki, “Maden çalışmalarının Artvin’e hiçbir zararı olmayacak, her türlü tedbir alınacak.” Artvinli bilime mi inansın, gözü altından ve paradan başka hiçbir şey görmeyen şirket yetkililerine mi? Artvinli söylenenlere inanmıyor, güvenmiyor. 20 yıldır yaşadıklarından sonra inanmamakta, güvenmemekte haklı değil mi?

Neden karşılar?
1. Maden sahası Türkiye’nin en yamaç arazilerinden birine sahiptir. Bu özelliğinden dolayı ister açık işletme olsun, isterse kapalı (galeri açarak), her durumda Artvin için yüksek heyelan riski bulunmaktadır. Bu durum kamuya ait raporlarda açıkça belirtilmektedir.
2. Maden işletmeciliğinden kaynaklanan ağır metallerin yeraltı ve yerüstü sularına karışma olasılığı mevcuttur. Özellikle kirlenmiş sular, sadece bölgede yaşayan insanlar için değil tüm canlılar için risk oluşturacaktır.
3. Maden sahası, biyolojik çeşitlilik bakımından en zengin ve aynı zamanda tehlike altında bulunan yeryüzündeki en önemli 25 karasal ekolojik bölgelerinden biri içerisinde bulunmaktadır. Maden sahasında ulusal mevzuatımızla ve uluslararası sözleşmelerle korunmakla yükümlü bulunduğumuz çok sayıda hayvanın yaşama alanıdır.
4. Maden sahası, Hatila Milli Parkı ile Artvinlilerin ve Artvin’e gelen turistlerin uğrak yerlerinin başında gelen Kafkasör Yaylası’nın hemen bitişiğinde bulunmaktadır. Her iki alan da işletme faaliyetlerinden zarar görecektir.
5. Çevreyi göz ardı eden, sadece ekonomik kaygılarla yapılan yatırımlar, ekonomik kârlılık sona erdiğinde gelecek kuşaklara bir çevresel yük ve kötü bir miras olarak kalacaktır.

İdeolojik değil!
Bu mücadele birilerinin söylediği gibi ideolojik bir mücadele değildir. Bu mücadele hükümete karşı da bir mücadele değildir. Bu mücadeleye karşı çıkanların arasında MHP’lisi de, AKP’lisi de, CHP’lisi de bulunmaktadır. Bu mücadele 20 yılı aşkın süredir doğasını, suyunu, toprağını, velhasıl yaşamını korumak için mücadele eden topyekûn Artvinlinin mücadelesidir.

(Osman Erdem: Emekli Ziraat Mühendis)

Yazarın Son Yazıları

Mustafa Kemal ve ‘Çanakkale Efsanesi’ - Hüner Tuncer

18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşı’nda yenilgiye uğratılan müttefik güçler, Çanakkale Boğazı’nı yalnızca donanma ile geçemeyeceklerini anlamıştı.

Devamını Oku
25.04.2026
Okul kapısında biriken öfke - Deniz Öztürk

Şiddet, Türkiye’de artık tekil bir davranış değil; dilde kurulan, kültürde beslenen ve kurumlarda derinleşen yapısal bir sorundur.

Devamını Oku
25.04.2026
BİÇİM, İÇERİK VE KALKINMA - Necdet Adabağ

Biçim, bir şeyin dış görünüşüdür.

Devamını Oku
25.04.2026
Şeffaflaşan baskı - Fadime Uslu

Ulusal egemenlik tam bu noktada kırılıyor: 23 Nisan’da makam koltuklarının çocuklara devredilmesi sırasında.

Devamını Oku
24.04.2026
Güç zehirlenmesi - Suna Türkoğlu

Anayasamıza göre “Devletin temel amaç ve görevleri” Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlamaya çalışmak olarak; çok açık, kesin ve net bir biçimde belirlenmiştir.

Devamını Oku
24.04.2026
Egemenliğin adı: 23 Nisan - Hamza Kiye

23 Nisan 1920, yalnızca bir meclisin açıldığı tarih değildir.

Devamını Oku
23.04.2026