Hürriyet, referandumda hayır oyu vereceğini açıklayan Orhan Pamuk’un röportajını yayımlamamış.
Korkak medyanın sütten ağzı yandı, yoğurdu üfleyerek yiyor.
Düne kadar yere göğe sığdıramadığı Nobelli yazarı, iktidara yaranmak için bir kalemde siliveriyor.
Sansürle eğitildi;
Mezuniyetini otosansürle veriyor.
İktidar herkese “Sus! Susmazsan sıra sana gelecek!” dedikçe, baskıya boyun eğenlerin sayısı artıyor.
Herkes paşa paşa susuyor;
Herkes kendisinden ne istenirse onu yapıyor.
O yüzden artık okuduğunuz o gazetelere, seyrettiğiniz o televizyonlara, sosyal medyada paylaşılanlara, Meclis’te konuşulanlara inanmayın.
Muhalefet partilerinin liderlerinin söylediklerine bile kuşkuyla bakın.
Kim kimden, neden korkuyor; kim neyi kaybetmekten tırsıyor, bilmek imkânsız.
Faşizm, olan biteni sineye çekenlerin, baskılara boyun eğenlerin, bu gidişata dur demeyenlerin ürkekliğinden beslenerek kabardıkça kabarıyor.
Şu anda bu ülkede gerçek düşüncelerini açıklayabilen çok az insan var.
Onların da yarısı içerde, diğer yarısı namlunun ucunda.
Muhabirler yaptıkları söyleşilerden, hazırladıkları haberlerden “tehlikeli” olabilecek kelimeleri daha editöre vermeden kendiliklerinden cımbızla temizliyor.
Televizyoncular ağızlarından çıkacak yanlış bir kelimenin mal olacağı felaketlerin korkusuyla titriyorlar.
Aksini yapan anında medya çöplüğünü boyluyor.
Evet’e zeval verecek şuurlu ya da şuursuz herhangi bir hamleye zinhar geçit verilmiyor.
Kraldan çok kralcı olmayana...
Açıkça evet’i savunmayana
Otosansürde çığır açmayana...
Bu ülkede artık hayat yok.
Gerçekler...
Şu anda en çok ihtiyaç duyulan gerçekler...
Vazgeçilen o cümlelerin, görmezden gelinen o seslerin, ayıklanan o ifadelerin açtığı karanlık girdapta hızla kayboluyor.
Dev bir otosansür hayvanı ülkenin aklını üfleyerek kemirmekte.
İktidarın şu son yedi ay içinde yaptıkları, eğer evet çıkarsa, bundan sonra yapacağı korkunç şeylerin teminatı.
Ama kimse sonrasını düşünmüyor.
Herkes bugünden sağ çıkmanın telaşında.
O telaş sırasında demokrasiye, etiğe, akla, vicdana, sağduyuya dair ne varsa ardı ardına devriliyor.
Hayatın her şey normalmiş gibi devam etmesine kanmayın.
Askeri mahkemeler kurulmadı;
Beyaz Toros’lar ortaya çıkmadı;
İşkence haberleri gelmiyor;
Gözaltında kayıplar, şüpheli ölümler duyulmuyor;
Sokaklarda tanklar, dolaşmıyor;
Akşamları sokağa çıkma yasağı uygulanmıyor diye içiniz rahat etmesin.
Yine vuruldunuz ey halkım;
Ama bu kez ruhunuz bile duymuyor.
Ve elveda Orhan Pamuk; ülken artık seni sevmiyor.
“Korkusuz” Cumhurbaşkanıyla korkak gazeteciler el ele...
Resmi tarih şu an seni terörist diye mimliyor.
Elveda Orhan Pamuk; ülken artık seni sevmiyor
Yazarın Son Yazıları
Yanık saraylar
Patron çıldırdı
‘O kadar istiyorsan eve bir mülteci al besle’
Vatandaşın evi
Mültecinin evi
Atinalı Sokrates’ten Boğaziçili direnişçilere
Sizin hiç silahınız çalındı mı?
Uçağın kadar konuş!
Merve’nin kaderi ve bizim kaderimiz
‘Ben Aziz Nesin...’
Çocuk tacizinin önlenemeyen devamlılığı
Her şey ‘gerçekten’ çok güzel olsun diye...
O çocuklar sizi hiç sevmeyecekler
Katil belli, refleks belli, sonuç belli
Gazeteciliğin karanlık yüzü
‘Hadi’ ama kime hadi?
Mafyayı bilmek ve mafyayı anlamak
‘Ne oldu? Öldürdün mü?’
‘O zaman şarkı söylemek lazım avaz avaz!’
Neyi bekliyorsunuz?
Kimin lehi, kimin aleyhi?
Mafyanın ve iktidarın selameti, ülkenin kıyameti
Gençliğe hitabe
Sen de vaat edilmiş, ben diyeyim işgal edilmiş
Devlet, mafya ve siyaset üçgeni değil, dairesi
Çocuklarımızın ismini neden Deniz koymuştuk biz?
Temel ihtiyaçlar listesi
Beş maymun* ve bir toplum
İnsanlığın aydınlık ve karanlık yüzü
Bugün 23 Nisan, öfke doluyor insan!
Burada yazar ne demek istemiştir?
Geçmiş olsun Ahmet Altan
‘Patates soğan, güle güle Erdoğan’
‘Darbe’nin kelime anlamı ve bizim için anlamı
Günün mönüsü: Emekli generaller
Geniş kalçalı ve çok memeli kadın tanrılar
Kokain cesareti
İktidarın yüzüncü yıl fantezisi belli, peki ya sizinki?
Siyasi başarısını;
Tek parti, tek akıl, tek uçurum