Kapanan fabrika kapıları: BYD Türkiye’den neden vazgeçti? (II)
Savaşkan İskefli
Son Köşe Yazıları

Kapanan fabrika kapıları: BYD Türkiye’den neden vazgeçti? (II)

12.06.2026 18:02
Güncellenme:
Takip Et:

Dünkü yazımızda BYD iptalinin ticari değil, Çin devlet aklının stratejik bir kararı olduğunu ve geçmiş krizlere dayandırılamayacağını vurgulamıştık. Peki, Pekin'i ürküten asıl küresel sarsıntılar nelerdi?

ABD-İSRAİL-İRAN ÇATIŞMASI VE KÜRESEL KUTUPLAŞMA

BYD yatırımını rafa kaldıran asıl deprem, Ortadoğu'dan başlayıp Pasifik'e kadar uzanan yeni küresel çatışma dinamiğidir. ABD ve İsrail'in İran ile girdiği doğrudan sıcak çatışma süreci, dünyayı Soğuk Savaş'tan bu yana görülmemiş bir kutuplaşmanın içine itmiştir. Bu savaş, sadece bölgesel bir güç mücadelesi değil, aynı zamanda ABD öncülüğündeki Batı bloku ile Çin-Rusya-İran ekseninden oluşan Doğu bloku arasındaki büyük küresel hesaplaşmanın ön cephesidir.

Çin, Ortadoğu'daki en büyük enerji tedarikçilerinden biri ve stratejik müttefiki olan İran'ın ABD-İsrail ekseni tarafından kuşatılmasını ve vurulmasını kendi ulusal güvenliğine ve "Kuşak ve Yol" inisiyatifine yönelik doğrudan bir tehdit olarak algılamaktadır. İşte tam bu noktada Türkiye'nin pozisyonu Çin için dev bir soru işaretine dönüşmüştür.

ABD-Çin ilişkilerinin tarihin en kötü seviyelerine inmesi ve ilerleyen dönemde bu gerilimin çok daha yıkıcı ekonomik ve askeri yaptırımlara dönüşmesi beklentiler dahilindeyken Pekin yönetimi şu soruyu sormuş olmalı: ''Küresel bir kırılma anında NATO üyesi olan, Batı finansal sistemine entegre ve ABD ile kritik askeri-diplomatik bağları bulunan Türkiye kimin tarafında yer alacak?''

Olası bir geniş çaplı ABD-Çin yaptırım savaşında, Türkiye'deki milyar dolarlık Çin fabrikalarına, batarya teknolojilerine ve üretim hatlarına ne olacak? Pekin, Ankara'nın nihai kertede Batı kampından kopamayacağını hesaplamış ve en ileri teknoloji üretim hatlarından birini NATO topraklarında rehin bırakmak istememiş olabilir. Kararın arkasındaki temel gerçek, Türkiye'nin tarafı ile ilgili bu derin soru işaretleridir.

AVRUPA VE ABD'DE YÜKSELEN DUVARLAR

Olayın bir diğer ayağını ise doğrudan küresel ticaret savaşları ve otomotiv sektöründeki pazar payı oluşturuyor. Çin'de üretilen otomobiller, özellikle elektrikli araçlar (EV), yüksek teknoloji ve inanılmaz rekabetçi fiyatlarıyla Avrupa ülkelerinde kelimenin tam anlamıyla satış rekorları kırıyor. Örneğin, İngiltere pazarında Çinli markaların pazar payı son üç yılda katlanarak artarken BYD ve MG gibi markalar Avrupa'nın yerli üreticilerini adeta kendi evlerinde hezimete uğratıyor.

Bu durum, Avrupa'da büyük bir alarm ziline dönüştü. Avrupalı regülatörler, Çin'in devlet sübvansiyonları sayesinde maliyetleri haksız bir şekilde düşürdüğünü belirterek harekete geçti. Nitekim Avrupa Birliği, Çin menşeli elektrikli araçlara yönelik ek gümrük vergileri (bazı firmalar için yüzde 38.1'e varan telafi edici vergiler) getirdi ve bu araçların Avrupa içindeki teşviklerden (örneğin Fransa'daki yeşil bonus uygulamasından) yararlanmasını engelleyecek karbon ayak izi kısıtlamalarını devreye soktu. Çinli araçlar şu anda teşviklerden yararlanamadıkları gibi ekstra vergi ödedikleri bariyerler ile karşı karşıya. Buna rağmen gelen rekor satışlarla birlikte Avrupa Birliği'nin önümüzdeki dönemde bu girişleri daha da zorlaştırması, kotalar koyması veya yerlilik oranlarını katılaştırması da bekleniyor.

Avrupa'daki bu rahatsızlık Atlantik'in ötesinde, ABD'de çok daha sert bir yankı buluyor. Çinli araçların Avrupa'da veya Meksika gibi üçüncü ülkeler üzerinden küresel pazarlarda daha fazla satılması ABD yönetimini ciddi şekilde tedirgin ediyor. Hem Biden hem de Trump dönemlerinde (ve ABD'deki her iki siyasi kanatta da) Çin otomotivine karşı "ulusal güvenlik" ve "yerli sanayiyi koruma" gerekçesiyle eşine az rastlanır bir konsensüs oluşturuldu. ABD yönetimi, Çin menşeli elektrikli araçlara yüzde 100, bataryalara ise yüzde 25 gümrük vergisi uygulayarak Çin otomobillerinin Amerikan pazarına girişini fiilen yasakladı. ABD'li siyasiler yaptıkları resmi açıklamalarda, Çin'in otomotiv üzerinden küresel veri topladığını, siber güvenlik tehdidi oluşturduğunu ve Amerikan otomotiv işçisinin haksız rekabetle ezilmesine asla müsaade etmeyeceklerini söylediler. Dahası, ABD yönetimi Avrupalı müttefiklerine de Çinli araçların kısıtlanması yönünde yoğun bir siyasi baskı uygularken bu baskının da yine daha da artabileceği düşünülüyor.

GÜMRÜK BİRLİĞİ VE TÜRKİYE'NİN SERBEST TİCARET AÇMAZI

BYD'nin yatırım kararını iptal etmesinde, Türkiye'nin Avrupa'ya olan ihracat köprüsü işlevinin geleceğine duyulan şüphe de yatıyor. Türkiye, Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği anlaşmasına sahip bir ülke ve aynı zamanda pek çok farklı ülke ile Serbest Ticaret Anlaşmaları (STA) bulunuyor. Çinli şirketlerin Türkiye'ye gelme motivasyonunun temelinde, "Made in Turkey" damgasıyla bu gümrük duvarlarını aşmak ve Avrupa pazarına vergisiz girmek yatıyordu.

Ancak Brüksel'deki Avrupa Komisyonu ve Washington'daki karar alıcılar bu "arka kapı" stratejisinin farkında. Mevcut durumda Türkiye'nin Gümrük Birliği ve STA'ları işliyor olsa da Avrupa ülkelerinin ve ABD'nin baskısıyla ileride bu anlaşmalarda birtakım değişikliklerin söz konusu olma ihtimali oldukça yüksek. Avrupa Birliği'nin menşe kurallarını (Rules of Origin) sıkılaştırması, araçların içindeki Çin menşeli batarya veya yazılım oranına göre Türkiye'den gelen araçlara da ek vergi veya kota uygulaması masadaki en güçlü senaryolardan. Çin devlet aklı, milyarlarca dolarlık fabrikayı kurduktan sonra Avrupa'nın "Türkiye'de üretilen Çin araçlarını Gümrük Birliği dışında tutuyorum" deme riskini göze almak istemiyor.

BYD'nin Türkiye yatırımından vazgeçmesi, basit bir ticari fizibilite sorunu değildir. Önceki yıllarda atılan masumane temellerin yerini, bugün füzelerin, gümrük vergilerinin, devlet sübvansiyonlarının ve küresel hegemonya savaşlarının konuştuğu acımasız bir arena aldı.

Bakan Kacır'ın "Sorun olursa haklarımız korunacaktır" diyerek işaret ettiği hukuki metinler, ne yazık ki Çin ve ABD arasındaki yeni Soğuk Savaş'ın fırtınası karşısında ince birer kağıt parçasından ibarettir. Türkiye, otomotiv sanayisinde yeni bir hikâye yazmak istiyorsa jeopolitik fay hatlarının üzerinde dengede durmaya çalışarak değil; kendi teknolojisini, kendi insan kaynağını ve her türlü siyasi şantajdan bağımsız kendi tedarik zincirini kurarak bunu başarmak zorundadır. Aksi takdirde, yabancı sermayenin yolunu gözlemlediğimiz bu ekonomik tiyatroda, perdenin hep bizim üzerimize kapanmasını izlemeye devam edeceğiz.

Yazarın Son Yazıları

Kapanan fabrika kapıları: BYD Türkiye’den neden vazgeçti? (II)

BYD yatırımını rafa kaldıran asıl deprem, Ortadoğu'dan başlayıp Pasifik'e kadar uzanan yeni küresel çatışma dinamiğidir. ABD ve İsrail'in İran ile girdiği doğrudan sıcak çatışma süreci, dünyayı Soğuk Savaş'tan bu yana görülmemiş bir kutuplaşmanın içine itmiştir.

Devamını Oku
12.06.2026
Ekonomide son perde (II)

Geçen haftaki yazımda ekonomideki "faiz sebep enflasyon sonuç" düşüncesinin, Yap-İşlet-Devret ve Kur Korumalı Mevduat enkazının ülkeyi nasıl yüzde 50'lik faiz duvarına ve rekor enflasyon sarmalına soktuğunu anlatmıştım. Bıraktığımız yerden, siyasetin yargı eliyle dizayn edildiği düşüncesinin ortaya çıkmasına neden olan 19 Mart sürecinden ve "mutlak butlan" kararıyla taçlanan büyük panik döneminden devam edelim.

Devamını Oku
31.05.2026
Ekonomide son perde (I)

Olmaz denilenler olmaya son sürat devam ediyor. 4-5 Kasım 2023 tarihli CHP'nin 38. Olağan Kurultayı ile 21'inci Olağanüstü Kurultayı'nın iptali istemiyle açılan davada "tedbirli mutlak butlan" kararı çıktı.

Devamını Oku
24.05.2026
TCMB enflasyon tahminini 16. kez revize etti: Yıl sonu yüzde 50 tehlikesi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, yılın ikinci Enflasyon Raporu’nu açıkladı. Ancak bu açıklama, bir başarı hikâyesinden ziyade ekonomi yönetiminin öngörülebilirlik karnesindeki kırıkları bir kez daha gözler önüne serdi.

Devamını Oku
17.05.2026
Yerli üretim elektrikli Hyundai Ioniq 3'te BDDK etkisi

Türkiye otomotiv pazarında dönüşüm rüzgarları artık çok daha sert ve yönü net bir şekilde elektrikliye doğru esiyor.

Devamını Oku
10.05.2026
Pekin Otomobil Fuarı otomotivdeki gelişimi gösterdi: Yeni küresel düzen...

Küresel otomotiv endüstrisi, içten yanmalı motorlardan elektrikli araçlara (EV) geçiş sürecinde tarihi bir kırılma yaşıyor. Elektrikli otomobil satışlarının dünya genelinde pazar payını ivmelenerek artırması, sadece bir teknoloji değişimi değil, üretimin ve gücün merkezinin de Doğu'ya kaymasına neden oldu.

Devamını Oku
03.05.2026