‘Anti-ageing’e hoş geldin kızım!

18 Eylül 2017 Pazartesi

Ne kadar güzel sözlerle bezeli ne muhteşem şarkıdır Pink Floyd’un “Welcome to Machine”, yani “Makineye Hoş Geldin”i:

“Hoş geldin oğlum, hoş geldin makineye

Neler düşledin? Tamam, anlattık neler düşlediğini

Yıldız olmayı düşledin. Gitar çalan

Her zaman pahalı yerlerde yemek yiyen

Jaguarını sürmeyi seven

Bunun için hoş geldin makineye…”

Bu şarkıdan ilhamla Hülya Avşar’ın yakında gösterime girecek filmi “Selfie”yi duyurma yolunda instagram hesabından paylaştığı “fotoşop”lu görüntüsüne ilişkin biz de diyoruz ki:

Hoş geldin Hülya, hoş geldin “anti-ageing”e!..

***

Avşar, “cesur” addedilen instagram pozunun altına filmine yönelik not da düşmüş ve şu bilgileri paylaşıyor:

“Yönetmen: Hülya Avşar; Senaryo: Hülya Avşar; Işık: Hülya Avşar; Kamera: Hülya Avşar…”

Bunu okuyunca da aylar aylar önce bir magazin programında “Selfie”nin ilk müjdesini verirken filme dair sarf ettiği “Benden sonra da şey edebilecek bi şey” sözlerini anımsadım!..

Evet, yönetmen benim, senaryo benim, ışık benim, kamera benim ve benden sonra da şey edebilecek “bi şey” “Selfie”!..

Ama tabii bunun için bir “şey” daha gerekiyor.

Aslında hiçbir şey olmadığı halde “her şey” (sahne ve ses sanatçısı, sinema, dizi ve tiyatro oyuncusu, gazete köşe yazarı, dergici, televizyon program sunucusu, tenis oyuncusu, tenis turnuvası organizatörü) olmasını borçlu olduğu tek “şey”i, güzelliğini muhafaza ve müdafaa etmek…

İşte bunun için hoş gelişler ola diyoruz Hülya’ya; “Anti-ageing Bulvarı”na!..

***

“Anti-ageing”, görsel kültürün hayatımızın akışına hâkim olmasının sonucu.

Görsel kültür çağında yaşlanma ve yaşlılığın “ölümden beter” olduğu kanısı, algısı ve duygusunun sonucu.

Göze hoş görünmenin genç, diri ve taze olmakla özdeş sayılmasının; güzelliğin böyle bir altyapıya dayandırılmasının; yaşlılığın da bu altyapıyı tahrip ettiği inanışının sonucu…

Üç yıl kadar önce dizilerimizdeki tabloya ilişkin kaleme aldığım “Başrolde botoks var” başlıklı yazıma müthiş bir mektupla katkıda bulunmuş eski oyuncu, şimdilerde oyuncu menajerliği yapan Başay Okay;

Dizilerde 45-50’lik karakterleri 35 yaşındaki kadınların;

30 yaşındaki anneleri de 22’lik kızların oynamaya başladığını belirtmişti!..

Kadın oyuncuların kemik yaşı ne olursa olsun “kamera yaşı” buydu: 22, eşittir, 30; 35, eşittir, 45…

50’lik Hülya mı?! Sormayın, aşağıda geleceğiz!..

***

Başay, gönderdiği mektupta şunun da altını çizmekteydi: Hep güzel, diri olmak zorunluluğundan ve kamera yakın plânda göz çizgilerinizi dev gibi gösterdiği için eskiden Yeşilçam’da görüntünün “naylon çorap”la filtrelenmesiyle çözülen sorun, bugün botoksla gideriliyor.

Yine de ben, Avşar’ın instagram görüntüsüne baktığımda Yeşilçam’daki “naylon çorap”ın bugün tam karşılığının “fotoşop” olduğunu düşünmekten yanayım!..

***

Evet, “MESH”, yaşlılığı hiç kaldırmaz.

Hanidir yazılarımda kodlamaktayım, artık biliniyor olmalı: “MESH”, birbirleriyle kopuşsuz bir işleyiş arz eden medya, eğlence ve şov (“show”) endüstrilerinin bileşke kısaltması…

Ve “MESH”, en çok kadına acımasızdır.

Şarkıcılıktan oyunculuğa, mankenlikten haber, tartışma, sohbet, magazin programı sunuculuklarına kadar açılan yelpazede "normal şartlar"da bir kadının “aktif” ömrü, taş çatlasa 10 yıldır “seyir âlemi”nde...

***

Ömrü daha uzun olanlar mı?..

İşte onlar için, yaşasın “anti-ageing”!..

Genç ve diri, dolayısıyla “güzel” görünmek adına bıçak altına yatıp tepeden tırnağa, dudaktan popoya her tarafınızı operasyona tâbi tutarak varlık sürenizi uzatabilirsiniz.

Tabii “fotoşop” da hiç ama hiç ihmal edilmemeli!..

O zaman, kamera 35’liği 50 gösteriyorsa…

“Anti-ageing” de 50’liği 35 gösterir.

Ancak bu takdirde senden sonra şey edebilecek bir şeydir “Selfie”!..

***

Artık film yönetmeni, senaristi, kameramanı da olmuş Hülya Avşar’a yeni filminde başarılar diliyoruz!