Köşe Yazısı

A+ A-

Erdoğan’ın Yumuşak Karnı

Paylaş
instela'da paylaş
01 Temmuz 2014 Salı

9 yıl önceydi.
Yine temmuz ayıydı.
Türkiye yine “Köşk’e kim çıkacak” sorusuna yanıt arıyordu.
O günlerde ABD yolunda Erdoğan’a bunu sordular:
“Merak etmeyin” dedi:
“İnsanları rahatsız etmeyecek bir cumhurbaşkanı adayı buluruz.”
9 yıl sonra bugün, yine temmuzda, insanları(n) en azından yarısını, hem de çok rahatsız edecek bir isim olarak cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklıyor Erdoğan

***

1 Temmuz, Cumhuriyet tarihinde çok kritik bir dönüm noktası olarak not edilmelidir.
Çünkü ilk kez “Bizim referansımız İslamdır” diyen (23 Eylül 1996, Yeni Yüzyıl), demokrasiyi amaç değil, araç olarak gören, (14 Temmuz 1996, Milliyet), dinin emrettiği yasanın, “iki ayyaşın” yaptığı yasadan daha muteber olması gerektiğini ileri süren (28.5.2013) bir zihniyet, sözünü ettiği “iki ayyaşın” koltuğuna, Çankaya’ya çıkmaya hazırlanıyor.

***

Aslında 17 Aralık’ta ortalığa saçılan irine bakılınca, Cumhurbaşkanlığı makamının Erdoğan’a hiç ihtiyaç duymadığı, ama Erdoğan’ın o makama çok ihtiyaç duyduğu hemen anlaşılıyor.
Peki Çankaya, Erdoğan ve ailesi için, bunca alenileşmiş yolsuzluk söylentilerinden kaçabileceği bir sığınak olabilir mi?
Sanmıyorum.
Bu devasa suç dosyasına, hiçbir dokunulmazlık zırhı dayanmaz.
Çankaya, o dosyaların kapatılacağı değil, ne yazık ki taşınacağı adres olacaktır.

***

Bugünden itibaren Erdoğan için yeni bir sorun başlıyor:
Çankaya’nın önünden geçen caddenin karşı tarafındaki Başbakanlık konutunda kim oturacak?
Bunun cevabı önemli; çünkü o isim, Erdoğan’ın payandası da olabilir, belalısı da…
Elbette Erdoğan, talimatlarını harfiyen uygulayacak, işine karışmasına ses çıkarmayacak bir emir erini tercih edecektir.
Ancak burada -T24’te Bekir Ağırdır’ın yazdığı gibi- iki sorun var:
Birincisi, bugünkü sistemin Başbakan üzerine kurulu oluşu…
İkincisi, düşük profilli bir liderle 11 ay sonraki seçimi kazanmanın zorluğu…
Buna bir de, Gül’ün çekildiği köşede, potansiyel lider olarak, Erdoğan için tehlike arz edeceği gerçeğini eklemeli…

***

Erdoğan’ın bu tehlikeyi bertaraf etmek için Gül’ün başbakanlığına razı olduğunu, Gül’ün de haftalardır kapısına gelip “Parti elden gidiyor, siz el koyun” diyenlere kulak vererek başbakanlığa oturduğunu düşünelim.
Gül, gırtlağına kadar yolsuzluğa batmış bakanların dosyalarını örtbas etmek için Erdoğan kadar istekli olabilir mi?
“Herkes yediği haramın hesabını versin” diyerek işbaşı yaparsa, işin ucunun halefine varacağını görmezden gelebilir mi?
Gül-Erdoğan görüşmelerinde bir türlü sonuca varılamamasının ve işin sürüncemede kalmasının temelinde bu kaygıların giderilememesi de var.

***

Demem o ki, Köşk’e çıkarsa Erdoğan’ın yumuşak karnı, başbakanı olacak.
Kendisi gibi seçimle göreve gelmiş bir başbakanla ister istemez yetki çatışması yaşayacak ve -Özal gibi- bir türlü huzur bulamayacak.
Başa dönersek:
İnsanları rahatsız etmeyecek bir cumhurbaşkanı adayı bulunamadı belki, ama insanların rahatsız edeceği bir cumhurbaşkanı adayı bulundu.
Bize de, Erdoğan’a da kolay gelsin.