Köşe Yazısı

A+ A-

Hayatın içinden: Türkiye-ABD ilişkileri (8)

14 Mart 2018 Çarşamba

1965 genel seçimlerinde TBMM’ye 15 milletvekili sokmayı başaran Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar, parlamentoda yaptığı ilk konuşmada “Vatanımızın 35 milyon metrekare toprağı Amerikan işgali altındadır...” deyince kıyametler kopmuş, ABD’yi ülkelerinden daha çok seven Adalet Partisi milletvekilleri TİP’li milletvekillerine saldırmışlardı.
Mehmet Ali Aybar, konuşmasını şu sözlerle bağlamıştı: “İkili anlaşmalarla Amerikan Devleti’nin üsleri haline getirilmiş bu vatan topraklarına, Amerikalıların izni olmadıkça, devlet kademelerinde hangi yeri işgal ederse etsin, hiçbir vatandaşımız ayak basamaz. Yurdumuzdaki Amerikan üslerine Türk zabıtası giremez, Türk subayı, Türk komutanı, Türk hâkimi giremez, milletin vekilleri giremez, Türk bakanları giremez. Bu üslerden havalanacak uçaklar, füzeler bizim haberimiz olmadan, Büyük Millet Meclisi’nin onayı alınmadan, yurdumuzu her an vahim tehlikelerle karşı karşıya bırakabilir.”
Aybar’ın İncirlik Hava Üssü’nü kastederek yaptığı, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’in ise “Türkiye’de üs yoktur, tesis vardır!” diyerek “tuhaf” bir yanıt verdiği konuşması ana hatlarıyla bugün de günceldir.
Zaman içinde ülkemizdeki, -başkomutanının hep Amerikalı olduğu NATO ve ABD üslerinin sayısı 15’e yükselmiştir. Bu askeri üsler Karadeniz Bölgesi dışında ülkemizin stratejik noktalarına dağılmıştır.
İstanbul, İzmir, Konya, Ankara, Mersin, Adana, Kahramanmaraş, Malatya, Diyarbakır ve Batman’da bulunan bu üslerden 6’sı NATO ve ABD tarafından ortak kullanılmaktadır.

***

Emperyalizme karşı kuruluşların güçlenip yaygınlaşmalarına paralel olarak Türkiye’de Amerikan karşıtlığı da yükseliyordu. Bunda ABD’nin Vietnam’da sivil halka karşı uyguladığı insanlık dışı yöntemlerin de önemli bir payı olduğunu söylemeliyiz.
Yıllar böyle geçti.
1968 sonbaharında daha önce Vietnam’da görev yapmış CIA uzmanı Robert Commer Türkiye’ye büyükelçi olarak atandı. Onun ülkemize büyükelçi olarak atanması anti-emperyalist çevrelerin tepkisini toplayıp çeşitli protestolara yol açtı. Basında, Vietnam devrimcilerinin “kasap” adını verdikleri Commer’in Vietnam’da görev yaptığı sırada Vietnam Kurtuluş Cephesi’ne karşı faaliyetleri sıklıkla ele alınıyordu. Tepkiler büyürken, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Rektörü Kemal Kurdaş hiçbir kurula danışmadan Büyükelçiyi üniversiteye çağırdı.
6 Ocak 1969 günü ODTÜ’ye gelen Büyükelçi, öğrenciler tarafından büyük protestolarla karşılandı. ODTÜ’lüler Büyükelçi’nin arabasının park edildiği Rektörlük binasının önünde toplandılar. Ters çevrilen araba daha sonra Sinan Cemgil, Taylan Özgür, Ulaş Bardakçı, Tuncay Çelen ve İbrahim Seven’in önderlik ettikleri devrimci öğrenciler tarafından ateşe verildi.
Eylemler durmadı. Olayın ertesi günü üniversite yönetimi ODTÜ’yü bir ay kapatma kararı aldı. Fakat bu kararı tanımayan öğrenciler, üniversiteyi işgal ederek öğrenime devam etme eylemi yaptılar.
Ankara Cumhuriyet Savcılığı, Büyükelçi’nin arabasını yaktıkları nedeniyle 9 Ocak 1969’da yedi öğrenci hakkında gıyabi tutuklama kararı verdi. Kararın ardından üç binden fazla öğrenci imzaladıkları dilekçelerle savcılığa başvurarak kendilerinin de yakma eylemine katıldıklarını bildirdi.
Öğrencilerin direnişlerine daha fazla dayanamayan Rektör Kemal Kurdaş, bir süre sonra görevinden istifa etti.
Yazımın bu bölümünü noktalarken, 23.9.1969 günü İstanbul’da öldürülen Taylan Özgür’ü, 31.5.1971 günü Nurhak Dağı’nda öldürülen Sinan Cemgil’i, 19.2.1972 günü İstanbul’da öldürülen Ulaş Bardakçı’yı saygıyla anıyorum.

Tümü Deniz Kavukçuoğlu - Son yazıları

Mutlu sona doğru 22 Haziran 2018 Cum
Yorgunluk 20 Haziran 2018 Çar
Tatarböreğini sever misiniz? 15 Haziran 2018 Cum