Köşe Yazısı

A+ A-

Gençliği hapsetmek

18 Mayıs 2018 Cuma

Bundan iki ay önce...
‘Zeytin Dalı Harekâtı’nda Afrin’e girilmesinin ardından Boğaziçi Üniversitesi’nde bir grup öğrenci lokma dağıtmıştı. Başka bir grup öğrenci de “İşgalin, katliamın lokumu olmaz” yazılı pankart açmıştı. Aralarında arbede çıkmıştı. Pankart açanlar gözaltına alınmıştı.
Erdoğan bu öğrencilere terörist demiş ve onlara okuma hakkı verilmeyeceğini söylemişti. Çocuklar tutuklanmıştı.
O çocuklar hâlâ tutuklular ve içeri girdikleri günden beri cezaevinden dışarıya mektuplar yolluyorlar.
Son mektubu bana ileten yine Boğaziçi’nden genç bir öğrenci.
Telefondaki sesi titrek, nazik, dikkatli. “Arkadaşlarımın yazdığı mektup hiçbir siyasi içerik taşımıyor” diyecek kadar da endişeli.
Mektup “Merhabalar” diye başlıyor ve şöyle devam ediyor:
Gönül isterdi ki Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri olarak size farklı koşullarda yazıyor olalım. Fakat elinizdeki bu mektup size Bakırköy Kadın Hapishanesi’nden gönderiliyor.
Evet, yerimiz kampuslar olmalıydı, bugünlerde kütüphanelerde sınavlara çalışıyor olmalıydık fakat bizler on üç öğrenci olarak ifade özgürlüğümüzü suç sayanlar tarafından bir ayı aşkın bir süredir tutsak alındık.
Eğitim kalitesi ve özgürlükçü oluşuyla öne çıkan Boğaziçi Üniversitesi şimdi tutsak alınan öğrencileriyle gündemde. Bilimsel eğitimi temel alması, özgürce düşünmeyi ve sorgulamayı teşvik etmesi gereken üniversite idealinden ne kadar da uzağız değil mi?
Öğrenmek, üretmek ve özgür bir gelecek yaratmak isteyen biz öğrencilerin eğitim hakkı fiilen gasp ediliyor. Ders kitaplarına ulaşmamız ve sınavlara girmemiz engelleniyor. Yarınları kuracak öğrencilerin okullarından uzaklaştırılıp hapishanelere tıkılması tüm toplumun geleceği için bizlere kaygı veriyor.
Biz suçlu değiliz.
Mahkemeler yalnız bizi değil ifade özgürlüğünü yargılıyor.
Biz tutuklu öğrenciler olarak eğitim hakkımızı geri almak ve özgürlüğümüze kavuşmak için sizden dayanışma bekliyoruz.
Fillerin işgal ettiği gündemde cılız bir ses dahi olsa insanlara çimenleri anlatmanızı rica ediyoruz.
Şimdiden teşekkür ediyor ve haklılığımızın inancıyla sizi selamlıyoruz.
İmza: Boğaziçili tutsak kadınlar

***

Onların isteği üzerine...
Filler tepişirken ezilen çimenleri şimdi kısaca anlatacağım size.
Bu mektubu, muhtemelen uzun uzun düşünerek ve kelimeleri titizlikle seçerek yazdılar.
Mektuba son noktayı koyduktan sonra, hayalleri, endişeleri, iyimserlikleri ve karamsarlıklarıyla koğuşlarındaki yataklarına yattılar ve tavana baktılar.
Bizim gençler için kurduklarımızdan çok daha başka hayaller kurdular.
Hepimiz biliyoruz.
Bu mektubu okuduktan sonra kimse kalkıp üniversite kampusuna, bu çocuklar serbest bırakılsın diye eylem yapmaya gitmeyecek.
Kimse bu çocuklara özgürlük istemek için sokaklara dökülmeyecek.
Kimse bu düzen değişsin diye önce kendi düzeninden vazgeçmeyecek.
Ama herkes kendi çocuğunu ya da yakınlardaki bir çocuğu düşünecek.
“Ya o da... Yapma denileni yapar, sus denilen yerde susmaz, iktidardan korkan bir çocuk olmazsa, bir gün o da başını belaya sokarsa?” diye herkesin gözlerinin önünden bir bulut geçecek.
Böyle giderse daha çok genç o bulutlara binip hapislere gidecek.
Çocuklarınızı siyasetten uzak tutamazsınız.
O yüzden iktidara talip siyasetleri asla başı-boş bırakmamalısınız.