(Ahmet Gürel’in İş Kültür Yayınlarından 2018 yılında çıkan “Latife Mustafa Kemal” kitabından 14 Mart Tıp Bayramı Anısı)
Gazi’nin kalp krizi geçirdiği duyulunca, O’nun sağlığı herkes tarafından merak edildiğini belirten Hasan Rıza Soyak, beklenen açıklamayı Gazi’nin özel doktoru Neşet Ömer Bey’in 17 Kasım 1923 günü yaptığını belirtir:
“Gazi, aşırı çalışmadan dolayı biraz yorgunluk belirtileri göstermişlerdir, ancak 6 günlük bir dinlenmeden sonra sağlık durumları normale dönmüştür. Paşa’nın bu yorgunluktan dolayı tıbben dinlenmeleri gereklidir; ama kati bir zorunluluk bulunmamaktadır.” Gazi’nin rahatsızlığı rapor yayınını gerektirecek derecede değildi; resmî açıklama da bundan dolayı Hükümet tarafından yapılmamıştı.
Kamuoyu bu açıklamayla rahatladı. Ama O’nu yakından tanıyanlar tatmin olmadılar. Çünkü kalbin dinlenmesi için kesin istirahat ve perhiz gerekiyordu. Oysa Gazi’ye bunları yaptırmak her baba yiğidin harcı değildi. Doktorlar, söz geçiremeyeceklerini anlayınca bu işi Latife Hanım’a havale ettiler. Latife Hanım köşkün hizmetçilerine kesin talimat vererek kahve servisine ambargo koydu. Sigarayı ise 10 adetle sınırladılar.

3 Haziran 1924 Uşakizade ailesi Çankaya Köşkü'nde
Bu üzüntülü olay nedeniyle, Gazi’nin sağlığını daha düzenli yaşaması için, yoluna koymak gerekiyordu. Hasan Rıza Soyak’ın anılarına devamla:
Dr. Neşet Ömer, Başbakan’la da Gazi’nin geçirdiği kriz olayını görüşmüş, durumda korkulacak bir şeyin olmadığını ona da bildirmişti. Konulan tanı kesindi, aşırı yorgunluk. Latife Hanım:
‘O halde, bu aşırı yorgunluğa karşı yapılacak tek şey kesin dinlenme değil mi?’ Diye soruyordu. Buna olumlu bir yanıt alan Latife Hanım, Gazi’yi ziyarete ilk gelenlerden, Kılıç Ali Bey’e yatak odasına girme izni vermedi, ayrıca ziyaretçiler için giriş katına bir imza defteri koydurttu.
Gerek Kılıç Ali gerek Salih Bey, Dr. Neşet Ömer’den izin aldıkları için bu yasağa fena halde öfkelendiler, ama kime ne diyebilirlerdi? Beklemekten başka yapacak bir şey yoktu. Neyse ki bu bekleyiş o kadar da uzun sürmemişti. Bir sabah Paşa, Latife Hanım’a:
‘Neden beni görmeye kimse gelmiyor?’ Diye sorunca, Latife Hanım:
‘Geliyorlar Paşam, ama ben onları odanıza çıkarmıyorum. Aşağıda ziyaret defterini imzalıyorlar’ deyince, Gazi hem şaşırdı hem de öfkelendi ve:
‘Ben onlardan yorulmam Latife’ diye öfkesini açıkladı ve ‘yoksa benim, bana söylenmeyen bir hastalığım mı var?’ Diye sordu.
Yasak o gün kalkmış, ziyaret defteri kaldırılmıştı. Yaverlerine Paşa emir veriyordu şimdi, kimi görmek istiyorsa köşke çağırtıyordu. Durum eski günlere dönmüştü.
Latife Hanım, Dr. Neşet Ömer Bey’in yardımıyla Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı İzmir’e “hava değişimine” gitme konusunda ikna eder. Böylece, karı-koca daha önce de olduğu gibi, birkaç gün de olsa İzmir’de baş başa kalacak ve Latife Hanım, bu seyahatle Gazi’ye iyi bir dinlenme imkânı sağlamış olacaktı. Gazi, deniz kenarında hava değişimine gitmek yolundaki doktorların önerisini yerine getirirken, aynı zamanda zatürree geçiren Latife Hanım’ın hava değişimine ihtiyacı olduğu da düşünmüştü.
31 Aralık 1923 günü akşamı, Ankara’dan İzmir’e doğru yolculuğa çıkılır. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Cumhurbaşkanı olarak İzmir’e ilk gelişi olan bu dinlenme amaçlı gezi; 2 Ocak’ta başlayıp 22 Şubat 1924 günü sona ermiştir.
30 Mart 2026
Ahmet Gürel
