Atom modeli keşfeden kaşif

Atom modeli keşfeden kaşif

12.04.2026 12:00:00
Güncellenme:
Tolga Aydoğan
Takip Et:
Atom modeli keşfeden kaşif

Einstein’in buluşlarının dünyayı sarstığı yıllarda ülkemizden de böyle bir bilim insanı çıkabilir miydi? Türkiye’deki bilim camiası tarafından anlaşılmadığını söyleyen Ömer Sıtkı Işıksal’ın savunduğu görüşleri ve buluşları daha önce bir çoğunuzun duymadığı bir “ya olsaydı” hikâyesinin kapısını aralıyor.

Ulu Önder, 19 Ocak 1933 günü 13.30’da, Bursa’da konakladığı köşkten ayrılarak Çekirge’deki kaplıca tesisini, ardından da Bursa İpek İş Fabrikası’nı ziyaret eder.

Burada fabrika müdürü Reşat Bey’den bilgi aldıktan sonra askeri hastaneye uğrayarak hastalara moral verir, başhekimin odasında soluklanırken de bir kişinin kendisiyle görüşmek istediği bildirilir.

Ertesi günkü Cumhuriyet gazetesine olay şöyle yansır:

“Reisicumhur Hazretleri hastaneden ayrılmadan önce hekimlik odasında asker kaymakamlığından (yarbaylık) tekaüde çıkmış Sıtkı Bey’in maruzatını dinledi. Sıtkı Bey yeni bir atom modeli keşfettiğini, bu keşfinin fizik ve kimya aleminde ve tatbikatı dolayısıyla dünya fen sahasında büyük inkılaplar yapacağını söylemektedir. Hatta kendisi Fransız fen aleminde itibarlı bir mecmuada keşfine temas eden bir yazı neşretmiş ve alaka uyandırmış. Nobel fen mükafatı müsabakasına girmek için eserini bastırmaya çalışıyor. Gazi Hazretleri de bu zatın eserini bastırmak hususunda yardım vaadinde bulundular.”

Image

Bu haber üzerine dönem basını konuyla ilgilenir ve gözler bir anda atom modeli keşfettiğini iddia eden Ömer Sıtkı Işıksal’a çevrilir.

ATATÜRK ARAŞTIRILMASINI İSTEDİ

O güne kadar ismi bilim dünyasında duyulmamış olan Ömer Sıtkı Bey mühendis kökenli bir askerdir. Mühendishaneden mezun olduktan sonra devlet bursuyla Almanya’ya eğitim için gönderilmiş, Tophane fabrikasında müdürlük ve sonraki yıllarında Bursa Işıklar Askeri Lisesi’nde fizik-kimya öğretmenliği yapmıştır.

Öte yandan kimya alanında kullanılan Mendeleyev’in periyodik tablosundaki açıkları kapattığını iddia ettiği bir de periyodik tablo icat etmiştir.

Atatürk, kendisinden destek isteyen Ömer Sıtkı Bey’in bu keşfinin araştırılmasını ister ve Dolmabahçe Sarayı’nda dönemin bilim insanlarını bir araya getirir. 25 Şubat 1933 günkü ilk toplantıya da bizzat katılır. Dönemin önemli hocalarından fizik profesörleri Salih Murat Uzdilek ve Tevfik Subaşı, astronom-matematikçi Ord. Prof. Dr. Ali Yar, ilk atom fizikçisi Prof. Dr. Fahir Yeniçay, Kandilli Rasathanesi müdürü Fatin Gökmen, Kimya profesörü Ligor Taranakidis heyette yer alırlar.

Sıtkı Bey’in tezi üç gün boyunca değerlendirilir, Türk basını da gelişmeleri yakından takip etmektedir.

Cumhuriyet gazetesinde “Atom nazariyesi münakaşaları” başlığıyla “Sıtkı Bey fizik alimlerinin aramakla meşgul oldukları ehemmiyetli neticeye vardığını iddia ediyor” denerek Nobel’e aday olabilmesi için kitabının basılması ve keşfiyle alakadar olması istenir.

Image

Yine Cumhuriyet gazetesinin 26 Şubat 1933 günkü sayısında Fransa’dan bir ilim mükafatı kazandığı belirtilen Sıtkı Bey’in “Bir kıvılcımla bir treni yürütmek mümkün olacaktır” beyanatına da yer verilmiş, atomun gücü anlatılmaya çalışılmıştır.

Fakat üç gün süren toplantılardan olumlu sonuç çıkmaz. Ömer Sıtkı Bey heyetteki hocaları keşfi konusunda ikna edememiştir. Hocalardan biri “Sıtkı Bey’in keşfettiğini iddia ettiği nazariyelerin (teorilerin) bugünkü ilim aleminde mantık noktası nazarından hiçbir kıymeti yoktur” cümlesiyle olumsuz düşünesini belirtir.

Prof. Dr. Salih Murat Bey ise “İlim dünyası, bir atomun içindeki tazyiki kullanabilirse ufak bir kıvılcım lokomotif ve gemileri senelerce hareket ettirmeye kadir olacaktır. Alimler şimdilik atomun mekanizmasını öğrenmek için çalışıyorlar. Bundan istifade etmek ise yıllar sonra olacak bir iştir” beyanatını vermiştir.

OLUMSUZ YANIT VE SONRASI

Heyet, Sıtkı Bey’in iyi niyetle keşif yapmaya çalıştığını ancak mevcut bilimsel verileri tekrar ettiği, bazı konularda da kafasının karıştığını ileri sürmüştür. İlk atom fizikçisi Prof. Dr. Fahir Yeniçay da gerekiyorsa Darülfünun Fen Fakültesi’nde konuyu tartışabileceklerini ve Sıtkı Bey’in haklı çıkması halinde kendisini alkışlayacaklarını söyler.

Sıtkı Bey ise keşfine inanmayan heyete basın üzerinden yanıt verir ve kendisini anlamadıklarını iddia eder. Sıtkı Bey, “Biliyorsunuz ki Einstein da dediği zaman birçok karalamaya hedef olmuştu. Şimdi ise görüyoruz ki o kurama dayanmayan bir hadise yoktur” diyerek kendi durumunu Einstein’ın yaşadığı duruma benzettir.

Bir de ekleme yapar ve “Mamafih devrimiz demir ve ateş devri değil elektron devridir. Bunun er geç anlaşılacağına eminim” diyerek ileride anlaşılacağını ileri sürer.

Ömer Sıtkı Bey keşfini anlattığı kitabı 1934’ün Ocak ayında “Yeni Atom Nazariyesi” ismiyle yayımlanır. Nobel’e aday olmak için de girişimlerde bulunur, hatta “Atom ve Matematik” ile “Mekanik ve Elektrik” isminde kitaplar da çıkartır.

NOBEL YOLCULUĞU

Ömer Sıtkı Bey hakkında 7 Kasım 1948 Son Posta gazetesinde dikkat çekici bir haber yer alır. Haberde Sıtkı Bey’in, “atom bombasını ellerinde bulunduran Amerikalı fencilerin dahi henüz bilmedikleri atom formülünü ve bu formül dahilinde atomun tarifini ihtiva etmektedir” ifadeler yer almaktadır.

Image

Ayrıca Sıtkı Bey’in çalışmasını Nobel Komitesinin tetkik ettiği ve hayran kaldığı belirtilmiş, Nobel’e aday gösterilmesi için İTÜ’de görevli kimya profesörü Fritz Arndt’ın harekete geçtiği bilgisi paylaşılmıştır. Öte yandan Işıksal, 1948 ve 1949 yıllarında Nobel komitesi ile mektuplaşmış ve keşfiyle aday olmak istediğini bildirmiştir.

5 Mayıs 1949 günü de atomla ilgili keşfini anlattığı mektubuna karşılık İsviçre’deki Federal Politeknik Okulu Rektörü Prof. Dr. Fritz Stüssi’den bir mektup almış, çalışma olumlu karşılanarak matematikçi Prof. Dr. Ferdinand Gonseth ile paylaşılacağı ifade edilmiştir.

Ve Ömer Sıtkı Işıksal’ın sonrası bilinmiyor. Güçlükle ulaştığım ailesi ise yaşadığı dönemde Albert Einstein ile periyodik tablo üzerine mektuplaştığını, ellerindeki bir kutu belgenin de araştırılmayı beklediğini söylemiştir.

Ömer Sıtkı Işıksal, 1930’lardan itibaren büyük bir keşif yaptığını söyleyen, Nobel’e aday olabilmek için çabalayan, kendi deyimiyle “anlaşılamamış” bir kâşif olarak aramızdan ayrılmıştır.

İlgili Konular: #Cumhuriyet Pazar