Ne zaman genç bir Türk şefin adını bir başarı öyküsünde okusam, bir menüde imzasını görsem ya da yeni bir restoran açtığını duysam içimde anlatılmaz bir gurur beliriyor. Çünkü onların her adımında yalnızca bir başarı değil, aynı zamanda büyük bir inanç ve aidiyet hissi var.
O inanç, bu toprağın, bu mutfağın, bu kültürün anlatılmaya, duyulmaya, sevilmeye değer olduğuna dair… Her biri kendi yolunda yürürken ortak bir düşe tutunuyor: Türk mutfağını, dünyanın her köşesinde hak ettiği yere taşımak.
Peki, Türk mutfağının adını dünya gastronomi sahnesinde daha çok duyurmak için neler yapmalı? Bu sorunun yanıtı için vizyonuna güvendiğimiz ve inandığımız genç şeflere kulak verdik. İçtenlikle, tutkuyla, umutla ve afiyetle…
YENİLİKÇİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR DEĞER
Şef Şafak Erten / OCTO
Türk gastronomisinin geleceğine büyük bir umutla bakıyorum. Kadim kültürümüz, zengin ürün çeşitliliğimiz ve bölgesel mutfaklarımızın özgün yapısı dünya mutfakları arasında eşsiz bir konuma sahip. Ancak bu potansiyelin küresel ölçekte daha görünür olabilmesi için mutfak mirasımızı çağdaş anlatılarla buluşturmamız gerekiyor.
Yerel üreticilere ve sürdürülebilir tarım pratiklerine sahip çıkarak
oluşturulan çağdaş menüler, Türk mutfağını yalnızca nostaljik değil, aynı
zamanda yenilikçi ve sürdürülebilir bir değer olarak dünyaya tanıtabilir. Bu
vizyon doğrultusunda gastronomi diplomasisi stratejik bir araç olarak
değerlendirilmeli. Şefler, üreticiler ve akademik kurumlar birlikte çalışmalı;
uluslararası festivallerde etkin rol alınmalı ve yurt dışındaki restoranlarımız
desteklenerek güçlü bir yapı inşa edilmelidir.
GASTRODİPLOMASİ ÖNEMLİ
Şef Bahtiyar Büyükduman / Telezzüz
Çevresel bilincin arttığı, özümüze daha çok yöneldiğimiz ama çağdaş gastronomi trendlerinden de uzaklaşmadığımız bir gelecekte Türk gastronomisi dünya sıralamasında kendine en üst basamaklarda yer bulabilir.
Gastronomimizi dünya çapında daha iyi ve etkili tanıtmak için öncelikle
"gastrodiplomasi"ye bakış açımızı değiştirmeliyiz. Uluslararası etkinliklerde
ve yarışmalarda yeni nesil şeflerimizi değerlendirerek Türk mutfağının yalnızca
kebap ve dönerden ibaret olmadığını, yöresel mutfaklarımızın modern gastronomi
trendlerine uyum sağlayabileceğini ve kültürel zenginliklerimizin yaratıcılıkla
çok iyi harmanlanabileceğini göstermeliyiz.
GELENEK İLE GÜNCEL BULUŞMALI
Şef Kemal Can Yurttaş / Aila İstanbul
Dünya çapında bir tanıtım için geleneksel tarifleri güncel tekniklerle buluşturmak, kültürümüzün özüne sadık kalarak evrensel bir sunum dili oluşturmak çok önemli. Genç şeflerin eğitimine yatırım yapılması gerektiğine inanıyorum. Onları yeniliklere açık bir bakış açısıyla desteklemek gerekiyor.
Uluslararası organizasyonlara katılım, şef değişim programları ve dijital
içerik üretimiyle Türk mutfağı çok daha fazla ses getirebilir.
Bir de unutmamak gerekir ki sürdürülebilirlik artık evrensel bir değer. Bu bilinçle hareket etmek hem çevresel hem de mesleki sorumluluğumuz. Bence başarı bu değerlere sahip çıkmakla geliyor; aldığımız ödüller de bunun göstergesi. En önemlisi ise özgün kalmak. Kimliğimizi koruyarak, geçmişten esin alıp geleceğe cesur ve yenilikçi adımlar atmalıyız. Türk mutfağı bunu fazlasıyla hak ediyor.
TÜKETİCİ DAVRANIŞI BELİRLEYİCİ
Şef Emir Kaan / Pantheon
Türk gastronomisinin geleceği, yerelden evrensele uzanan bir dönüşümle
şekillenebilir. Ancak bu potansiyelin tam anlamıyla ortaya çıkabilmesi için
yalnızca şeflerin değil, sektörün tüm paydaşlarının ve tüketicilerin de
köklerine saygılı bir yaklaşımla; inovasyona açık ve araştırmacı bir tutumla
hareket etmesi şart.
Aksi takdirde mutfağımız dünyada “ucuz sokak yemeği” algısından öteye geçemez.
Doğru ve destekleyici yatırımlarla, Anadolu mutfağının yalnızca bir yemek
değil, aynı zamanda bir kültür taşıyıcısı ve hafıza alanı olduğu dünyaya daha
net şekilde anlatılabilir.