Türkiye’de çocuk ve gençlerin en büyük sorunlarından birisi cinsel bilgi erişiminde yaşadıkları zorluklar. Mahalle baskısı, ebeveynlerin konu hakkında iletişim kurma konusundaki eksikliği gibi nedenlerden dolayı cinsel bilinç düzeyindeki eksiklik farklı sorunlara yol açıyor. Gençlerin sağlıklı bir cinsel bilince ulaşması için çalışan Rayka Kumru bu alanda farklı sosyal topluluklarla edindiği deneyimlerle uzun süredir hizmet veriyor. Kendisiyle hem cinsellik alanındaki çalışmalara nasıl başladığını hem de ülkemizin koşullarına özel iletişim çözümlerini konuştuk.
- Bize cinsellik alanında çalışmaya nasıl yöneldiğinizi ve bu alanda aldığınız eğitimleri anlatabilir misiniz?
Politika okumak üzere başladığım lisans eğitimimde eleştirel cinsellik alanında bir ders aldıktan sonra bu alana yönelmeye karar verdim. British Columbia Üniversitesi’nde sosyoloji anadal ve eleştirel cinsellik bilimleri yan dalında eğitimimi tamamladıktan sonra cinsellik bilimi alanında uzmanlaşmak için Curtin Üniversitesi’nin halk sağlığı okuluna bağlı seksoloji yüksek lisansımı tamamladım. Tez araştırmamı İstanbul’da ailesiyle yaşayan gençlerin korunma yöntemlerine ilişkin tutum ve deneyimleri üzerine yaptım.
- Çok klasik bir cümle ile başlayacağım... Türkiye’de cinsel eğitim bir tabu. Okulda cinsel eğitim verilirken öğrencilerin kıkırdaması, gülmeleri bir ölçüde utanmaları sanırım buna iyi bir örnek.
Türkiye’de cinselliği olduğu gibi, sağlıklı, hayata, gelişime ve eğitime ilişkin kısımlarını yeterince konuşamadığımız için çocuk ve gençler bu konularla ilk karşılaştıklarında ister istemez kıkırdayabiliyor, utanıp çekinebiliyor. Bir eğitmen olarak da her zaman kucakladığım reaksiyonlardan biri. Gülme, kıkırdama, “Bu ciddi bir konu” gibi söylemler yine cinselliği ve cinsel sağlık eğitimini olağan şekilde ele almamıza engel oluyor. “Gülücüklerimizi çıkartalım, yolumuza devam edelim” görüşündeyim. Yasakların, utandırmaların, bağırıp çağırmaların eğitimde de cinsellik eğitiminde de yeri yok. Tabular sıkışık alanları, sıkışıp kalmış insanları ve toplumları pek sever.
- Ülkemizdeki çocukların cinsel eğitime ve bilince ulaşması elbette önemli bir konu. Ancak bunun için öncelikle ebeveynlerin bu bilinci aktaracak bilgilere ve yaklaşıma sahip olması gerekir. Sizce ülkemizdeki ebeveynlerin cinsel bilgi ve eğitim anlamında ne gibi eksikleri var ve bunların nedeni nedir?
Çocukların ve gençlerin cinsellik eğitimine erişiminin olabilmesi sadece ebeveynlerin bilinç ve bilgisine bağlı değil ve olmamalı da çünkü bir hak. Bu ayrımı yapmak bence önemli çünkü bazen sistemsel değişiklikler aile ve toplumun belli grupları gibi daha küçük yapılarda değişimlere yol açabiliyor. Örneğin, okullarda yapılandırılmış kapsamlı cinsellik eğitimi verilmesi, çocukların bu bilgilere sahip olmaları için etkili yöntemlerden. Sizin de belirttiğiniz üzere ebeveynlerin ve bakım verenlerin de bunun bir parçası olması, ev ortamında çocuğun gelişimini desteklemesi, süreci çok daha etkili kılıyor. Kimse cinselliğe ilişkin çocuklarıyla sohbet edecek becerilerle dünyaya gelmiyor. Bu konuda bilgi sahibi olmak, çocuklarına istedikleri ve ihtiyaç duydukları şekillerde desteklemek de büyük bir efor gerektiriyor.

YARATICI ÇÖZÜMLER
- Ülkemizdeki mahalle baskısı mesleğinizi nasıl etkiliyor. Önünüze çıkan engellere karşı ne gibi çözümler üretmek durumunda kaldınız?
Çocukların cinsellik eğitimi için ebeveynlere önerdiğim şeyleri kendim topluma karşı uyguluyorum: Sık sık ve azar azar anlat, istikrarlı ol, soruları yanıtla, yargılama, korkutma ve utandırma, bilim temelli ve yaşa, ihtiyaca uygun anlat. Bu alanda çalışmak çok kıvrak olmayı, çok özgün ve kestirme çözümler bulmanızı gerektirebiliyor. Bu da mesleğimin en sevdiğim kısımlarından. Cinselliği, dümdüz cinsellik sanıyoruz. Halbuki bilim denilen şey ister cinsellik olsun, ister biyoloji, içinde bulunduğu kültürel, ekonomik, politika gibi bağlamlardan bağımsız yaşamıyor. Bu bağlamlar içinde düğüm çözmek bazen sinir bozucu olsa da alana dair zihnimi dinç tutuyor.
EBEVEYNLERE ÖNERİLER
Doğru zamanları kollayın: Cinsellik hakkında konuşmanın tek doğru yeri ve zamanı yoktur. Araba kullanırken, çamaşır yıkarken, çocuğunuzla yürüyüş yaparken, evde televizyon izlerken veya diş fırçalarken bile yapılabilir bu sohbetler.
Soru sormayan çocukları da unutmayın: Soru sormayan çocukların da soran çocuklar kadar cinselliğe dair iletişim kurmaya ve bilgiye erişime hakkı vardır. Soru sormamaları merak etmedikleri veya konuya ilgisiz oldukları anlamına gelmez.
Olmadan önce konuşun: Özellikle regl olmak, ergenliğe girmek ve cinsel davranışlar özelinde ebeveynlerin sıkça “Olmasını mı beklemeliyiz, yoksa olmadan mı konuşmalıyız?” sorusunun yanıtı şu: Olmadan önce konuşmalıyız ki olduğunda hazırlıklı olsunlar.
Anlatmak yerine sohbet edin: Cinsellik hakkında konuşmak, adı üstünde bir monolog şeklinde değil diyalog halinde ilerleyen bir süreci ifade eder. Bunun çocukların var olan bilgilerini ölçmemize olanak sağlaması gibi getirileri de var.
Hata yapma hakkınızı kullanın: Aileler çocuklarıyla cinsellik hakkında ancak kendi bildikleri doğrultuda ve rahatlık seviyesinde konuşabilir. Türkiye ve benzer ülkelerdeki tabulardan dolayı, ebeveynler zaman zaman çocuklarıyla bedenler, sınırlar, mahremiyet ve cinsellik gibi konular hakkında konuşmakta zorlanabilir. Bir yerden başlayın, hata yaparsanız geri dönüp hatanızı düzeltin.
“Bilmiyorum,” demekten çekinmeyin: “Bilmiyorum,” demek, cinselliğe dair iletişim kurarken kolunuzda altın bir bileziktir. Bolca kullanabilirsiniz. Kullanırsanız ebeveynliğinizden puan kaybetmezsiniz, söz veriyorum! Hatta puan bile kazanabilirsiniz.