Şarlo’nun düşler dünyasında gezinti

Şarlo’nun düşler dünyasında gezinti

15.03.2026 11:08:00
Güncellenme:
Ahmet Arpad
Takip Et:
Şarlo’nun düşler dünyasında gezinti

1952 yılında dönüş yolunda ABD'ye girişinin yasaklandığını öğrenen Charlie Chaplin’in, Cenevre Gölü kıyısında kurduğu yeni yaşamına konuk oluyoruz. Einstein’dan Sophia Loren’e dünya devlerini ağırlayan tarihi malikâne Manoir du Ban, bugün "Chaplin’s World" adıyla ziyaretçilerini melon şapkalı küçük adamın ölümsüz setlerine ve asırlık çınarlar altındaki barış dolu dünyasına davet ediyor.

Son filmi "Sahne Işıkları”nın galasına katılmak için 19 Eylül 1952‘de yanında eşi Oona ile birkaç günlüğüne Londra'ya giden Charlie Chaplin'e, ABD makamları tarafından dönüşte Queen Elisabeth transatlantiği ile yaptığı deniz yolculuğu sırasında yaşamını geçirdiği topraklara girmesine izin verilmeyeceği bildirir! Gerekçeleri, ünlü sanatçının son yıllarda ülkenin huzurunu kaçırıcı girişimlerde bulunmasıdır. Kendini hep bir dünya vatandaşı kabul etmiş olan Chaplin eleştireldi, liberaldi, II. Dünya Savaşı yıllarında savaş karşıtı olmuştu! Bu nedenle FBI, İngiliz vatandaşı Chaplin'in oturma iznini iptal eder ve Amerika Birleşik Devletleri'ne girmesini engeller. Ünlü sanatçı Hollywood’daki stüdyolarını ucuza elden çıkarır ve 1952'de İsviçre'ye yerleşmeye karar verir. Yeni yaşamı için Cenevre gölü kıyısındaki Corsier-sur-Vevey'i seçer. 40 bin metrekare büyüklüğündeki parkın içinde yükselen 1839 yapımı iki katlı villa Manoir du Ban'i satın alır. Konutunda onu kimler ziyaret etmez! Winston Churchil, Marlon Brando, Bob Dylan, Peter Ustinov, Gandi, Çan Kay-şek, Hanns Eisler, Bertolt Brecht, Albert Einstein, Sophia Loren ve Petula Clark misafiri olur…

2016‘DA AÇILDI

Chaplin’in, Manoir du Ban in Corsier’de 1953–1977 yılları arasında eşi Oona O’Neill ve sekiz çocuğuyla yaşadığı, sayısız asırlık ağaçla kaplı 40 dönüm olağanüstü park ve 1840 yapımı neoklasik dev malikâneyle yanında inşa edilen stüdyo/müze 16 Nisan 2016’da, 127. doğum gününde ziyarete açılmıştı. Chaplin’s World (Chaplin‘in Dünyası) projesinin yapılması tam 12 yıl sürmüş ve 60 milyon İsviçre Frankı’na malolmuştu. 

Ziyaretçiler yaklaşık 1400 metrekare büyüklüğündeki bir film stüdyosu’nda Şarlo’nun düşler dünyasında! Burada “Büyük Diktatör”ün, “Altına Hücum”un, “Modern Zamanlar”ın, “Sirk”in içindesiniz. “Yumurcak”la, “Serseri” de hemen yanıbaşınızda! “Şarlo” hep “küçük adam”dan yanaydı!Müzenin yapımcıları Chaplin’le aynı dönemin ünlülerini de anıyor. Buster Keaton, Laurel ve Hardy size gülümsüyor. Dostlarının balmumu heykelleri de karşınıza çıkıyor. Godard, Bloom, Loren, Churchill, Fellini gezenlere gülümsüyor! Şu günlerde açılışının 10. yılını kutlayan müzeyi her yıl ortalama 250 bin kişi ziyaret ediyor.

Stüdyo/müzenin az ötekisindeki yatak odalarına kadar gezilen tarihi neoklasik 15 odalı villa da her şey sanki Şarlo 1977’de “ayrılırken” bıraktığı gibi duruyor. Altın çerçeveli aynalar, sayısız aile fotoğrafı, binlerce belge, 19. yüzyıldan kalma paha biçilmez mobilyalar, tavana kadar yükselen dolaplar, ağır kumaştan perdeler, büyük pencerelerden görünen olağanüstü doğa ve ötelerde büyüleyici göl. Her şey o kadar doğal ki sanki Chaplin ailesi villayı hiç terk etmemiş! Bir an için kapı açılacak, Şarlo görünecek ve ünlü gülümsemesiyle size, “Hoş geldiniz” diyecek. 

MELON ŞAPKA İNCE BASTON

Chaplin Londra’da ilk sahneye çıktığında yedi yaşındaydı. Sahneden sinemaya geçen Şarlo ününe 21 yaşında Amerika’da kavuştu. Melon şapkalı, ince bastonlu, kocaman ayakkabılı, bol pantolonlu, ördek yürüyüşlü “Şarlo” tipi hemen tutuldu. 1918 sonrası çevirdiği komedi filmlerinde toplumun ittiği, zavallı, fakir, iyi yürekli küçük insanı canlandırdı. 1920’lerde yarattığı “Yumurcak” ve “Altına Hücum” filmleriyle Charlie Chaplin artık doruktadır. “Modern Zamanlar”la bir başyapıt yaratırken 1940’da onu ününün doruğuna ulaştırdığı “Büyük Diktatör”de Hitler’le alay eder.

‘BURASI BANA HUZUR VERİYOR’

Chaplin, aynı zamanda üstün yetenekli bir rejisör, müzisyen ve iş adamıydı da. Manoir du Ban‘in parkı andıran bahçesinde durup ötelerde uzanan barış dolu eşsiz doğaya bakan, şu sözlerini anımsamadan edemiyor: “Buradaki dünya bana huzur veriyor, ufkumu genişletiyor ve ruhumu dinçleştiriyor.” Evet, her yerde huzur ve barış! İnsancıl, barışsever ve öncü sanatçı “Şarlo” işte bir cennette yaşamıştı.

Göl ve dağlar manzaralı villa anılarla dolu bir yer. Oğullarının anılarında anlattığına göre babaları yaşlılığında da hiç değişmemişti. Onun dili, mimikleri ve beden hareketleriydi. “Gülümsemeden geçen bir gün yitirilmiş bir gündür” sözünü çocukları ve torunları hiç unutmamıştı.

Albert Einstein, 1931'de Charlie Chaplin ile karşılaştığında şöyle demişti: "Sanatınızda en çok hayran kaldığım şey evrenselliği. Hiç konuşmuyorsunuz, yine de tüm dünya sizi anlıyor." Chaplin’in yanıtı da şöyle olmuştu: "Bu doğru, fakat sizin şöhretiniz daha da büyük. Kimse sizi anlamasa da tüm dünya size hayran."

LOZAN, MONTRÖ VE TÜRKİYE

Vevey’e yarım saat ötedeki Lozan, bir yamaca kurulmuş. Kentin eski evleri ve dar sokakları, şirin lokanta ve kafeleri göl kıyısında değil, yukarıda. Bir füniküler kıyıyı kent merkeziyle bağlıyor. 160 bin nüfuslu Lozan’da görülecek yerler arasında en ilginci, her yıl 400 bin ziyaretçiyi çeken 13. yüzyıldan kalma görkemli katedral. Lozan’ın Cumhuriyet tarihimizdeki yeri çok önemli. 23 Temmuz 1923’de imzalanan Lozan Antlaşması modern Türkiye’nin temelini oluşturuyordu. İmzaların atıldığı Beau-Rivage Palace yörenin en şık ve ünlü otellerinden. Buradan yine eşsiz bir manzara. Cenevre gölü ayaklarınızın altında... 

Lozan yakınlarından başlayan kıyı yolu Vevey ve Montrö üzerinden geçip Villeneuve’e kadar uzanıyor. Burada en önemli yapı 12. yüzyıldan kalma Chillon Şatosu. Gölden çıkan bir kayanın üzerine inşa edilmiş şatoya uzaktan baktığınızda sularda yüzüyormuş sanıyorsunuz. Az ötedeki Fairmont Otel’in Cumhuriyet tarihimizde önemli bir yeri var. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni 1936’da dönemin Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras bu otelde imzalamış. 

İlgili Konular: #Charlie Chaplin