Futbol tarihi, sadece şampiyonluklar ve gollerle değil; aynı zamanda dönemin küresel siyasetine ayna tutan büyük kırılmalarla da doludur. Cumhuriyet Podcast’in yeni bölümünde Cumhur Önder Arslan ve Deniz Ülkütekin, İkinci Dünya Savaşı’nın ayak seslerinin yeşil sahalarda yankılandığı 1938 Dünya Kupası’nı masaya yatırıyor. Fransa’da düzenlenen bu turnuva, sahadaki mücadeleden çok faşizmin gövde gösterisi çabalarına ve sporcuların bu baskıya karşı direnişlerine sahne oldu.
İşte İkinci Dünya Savaşı öncesindeki bu son turnuvanın spor tarihine geçen en çarpıcı detayları:
Hitler’in Sahadaki Hayal Kırıklığı
Turnuva, dönemin faşist lideri Adolf Hitler’in baskısıyla başladı. 1936 Berlin Olimpiyatları'nda ABD'li siyahi atlet Jesse Owens'ın başarıları karşısında büyük bir hayal kırıklığı yaşayan Hitler, Almanya'nın küresel gücünü bu kez futbol sahasında kanıtlamak istiyordu. Ancak işler planladığı gibi gitmedi. Almanya, daha ilk turda İsviçre’ye elenerek büyük bir hayal kırıklığıyla ülkesine dönmek zorunda kaldı. Turnuva bu yönüyle, siyasetin spora indirmek istediği darbenin yeşil sahada ters tepmesinin en önemli örneklerinden biri oldu.
Bir Yıldızın Onurlu Direnişi ve Şüpheli Ölümü
Almanya, turnuvadan hemen önce Avusturya’yı ilhak etmişti. Dönemin "Wunderteam" (Harika Takım) olarak anılan Avusturya Milli Takımı’nın yıldız futbolcuları, zorla Alman Milli Takımı’na dahil edilmeye çalışıldı. Ancak dönemin efsanevi futbolcusu Matthias Sindelar, Nazi forması giymeyi reddederek tarihi bir duruş sergiledi. Bu onurlu direnişin ardından, Sindelar’ın bir yıl sonra Viyana’daki dairesinde şüpheli bir şekilde ölü bulunması, spor tarihinin en trajik sayfalarından biri olarak kayıtlara geçti. Avusturya'nın turnuvadan çekilmesiyle birlikte 1938 Dünya Kupası 15 takımla oynandı.
Fransa Sahalarında ‘Kara Gömlekliler’
Turnuvanın bir diğer baskın figürü ise İtalya’nın faşist lideri Benito Mussolini’ydi. Fransa’daki maçlar sırasında, İtalya ve Almanya’dan kaçan anti-faşist mültecilerin yoğun protestolarıyla karşılaşan İtalyan milli takımı, Mussolini’nin özel talimatıyla sahaya ikonik gök mavisi formaları yerine, faşizmin sembolü olan siyah formalarla çıktı. Rejimin baskısı yeşil sahada adeta görsel bir propagandaya dönüştü.
Çıplak Ayaklı Brezilyalılar ve Bordeaux Savaşı
1938 Dünya Kupası, futbolun sertlik sınırlarının zorlandığı anlara da sahne oldu. Turnuvanın güçlü ekiplerinden Brezilyalılar, ilk turda Polonya karşısında sağanak yağmur başlayınca, çıplak ayakla oynamak istemiş ancak hakem engeline takılmıştı. Yağmur altında 4-4 biten ve uzatmalara giden nefes kesen maçı Brezilya 6-5 kazanmayı bildi.
Brezilya'nın bir sonraki turda Çekoslovakya ile oynadığı çeyrek final maçı ise üç kırmızı kartın çıkması, kırılan kemikler ve çok sayıda sakatlık yaşanması nedeniyle tarihe "Bordeaux Savaşı" olarak geçti. Çekoslovakya'nın efsanevi kalecisi Frantisek Planicka, kolu kırılmasına rağmen maçı tamamlayarak tarihi bir performans sergilese de bu maç kariyerinin sonu oldu. Brezilya, yarı finalde İtalya'ya elense de turnuvayı dünya üçüncüsü olarak tamamladı.
Ayakkabı Kutusunda Saklanan Kupa
Turnuvanın belki de en inanılmaz hikayesi, şampiyonluk kupasının savaş boyunca yaşadığı serüvendi. 1938’de İtalya’nın üst üste ikinci kez şampiyon olmasıyla kupa Roma’ya gitti. Hemen ardından patlak veren İkinci Dünya Savaşı'nda, Nazilerin Jules Rimet Kupası'nı ele geçirmesini önlemek isteyen İtalyan Futbol Federasyonu Başkanı, kupayı yıllarca yatağının altındaki bir ayakkabı kutusunda sakladı. Nazilerin tüm aramalarına rağmen bulamadığı kupa, ancak 1950 yılında yeniden gün yüzüne çıkabildi.
