Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın imalat sanayiine yönelik son destek duyurusu, İşsizlik Sigortası Fonu'nun kullanım şekline dair uzun zamandır tepki gösteren yurttaşların paylaştığı kaygıları bir kez daha haklı çıkardı. Dün Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca KOSGEB'de düzenlenen İmalat Sanayi Finansmanı ve İstihdamı Koruma Programı İmza Töreni'nde konuşan Işıkhan, "Program kapsamında İşsizlik Sigortası Fonumuzdan yaklaşık 51 milyar liralık bir kaynağı doğrudan imalat sektörümüzün hizmetine sunuyoruz" dedi. Emek örgütleri ve iktisatçılar, iktidarın sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmayan bir ideolojik tercihle hareket ettiğini belirterek fonun ‘işveren destek fonuna’ dönüşmesine” tepkili.
İşsizlik Sigortası Fonu’ndan kullanılabilecek gelir oranını yüzde 30’dan yüzde 50’ye yükselten değişiklik, 14 Temmuz 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan cumhurbaşkanı kararı ile yapılmıştı. Bu pay istihdam artırıcı ve istihdamı koruyucu tedbirlerin yanında işgücü piyasasına yönelik hizmetlerin finansmanında kullanılıyor.
İŞKUR Mesleki Eğitim Kursları, İşbaşı Eğitim Programları, Toplum Yararına Programlar ve Aktif İşgücü Programları “istihdamı artırıcı ve koruyucu tedbirler” başlığında değerlendiriliyor. Böylece bizzat işçilerin gelirleriyle oluşturulan fon sosyal güvenlik işlevinden uzaklaşıp işverinin işçiye karşı yükümlülüğünü hafifletmek için kullanılıyor. Son olarak dün Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve İŞKUR'un imza attığı programla, imalat sektöründeki KOBİ'lere "Finansman Kalkanı" adı altında üç yıl boyunca işsizlik fonundan azami 6 ay anapara ödemesiz ve 36 aya kadar vadeli kredi desteği sunulacak.
‘KENDİ PARASIYMIŞ GİBİ’
10 yılda fondan işverenlere aktarılan pay yüzde 20,3’ten yüzde 49,2’ye yükselirken, işsizlik ödemelerinin payının yüzde 37,4’ten yüzde 31,7’ye gerilediğini; işverenlere aktarılan toplam tutar 421 milyar TL’yi aşarken işçilere verilen ödeneğin 260 milyar TL’de kaldığını vurgulayan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu şunları söylüyor:
İşsizlerin yüzde 81’i fondan yararlanamazken işverenlere milyarlarca lira aktarılması kabul edilemez. 51 milyar TL’lik yeni destek de bu yanlış politikanın devamıdır. İşsizlik Sigortası Fonu 'işveren destek fonu' değildir. Fondan yararlanma koşulları kolaylaştırılmalı, işçinin parası işçiye verilmelidir.
İktisatçı Dr. Levent Dölek ise destek duyurusunda kullanılan dile dikkat çekiyor:
Sözlerinde işçileri buharlaştırıp yok ediyor, işçinin parasını kendi parasıymış gibi dağıtıyor. Böyle bir ‘yağma’ hikâyesini bir ‘hizmet’ hikâyesine dönüştürüyor. En önemlisi ise işten çıkarmayı doğallaştırıp istihdamı korumayı, ödüllendirilmesi gereken bir davranış gibi sunuyor. Muazzam ideolojik bir söylem. Gerçekten istihdam gibi bir derdi olan, iş güvencesinin sistematik olarak çiğnenmesine mani olur. Baştan aşağı gerçeğin çarpıtılması!
SANAYİNİN YÜKÜ DE EMEKÇİDE
Prof. Serap Durusoy tabloyu şöyle açıklıyor:
Elbette ki reel sektörün de finansmana erişim sıkıntısı var ve sıklıkla serzenişleri oluyor. Diğer yandan ekonomi yönetimince de dezenflasyon politikası bağlamında arzın artırılması amacı sık sık dile getiriliyor. Ancak nasıl ki talebin baskılanması politikasının yükünü emekçi kesim üstleniyorsa sanayiye desteğin işsizlik fonundan karşılanması ile arzın artırılması yükünü de aslında emekçi üstlenmiş oluyor
"SANAYİYE ÇÖZÜM DEĞİL SEÇİM EKONOMİSİ"
Ekonomist Arda Tunca ise sanayici açısından bakıldığında şu temel soruya dikkat çekiyor; Bu sektörler neden sürekli destek ihtiyacı duyuyor? Sorunun geçici nakit sıkışıklığı değil düşük verim, zayıf teknoloji altyapısı, yetersiz markalaşma ve düşük katma değerli üretim yapısı olduğunu belirten Tunca şunların altını çiziyor:
Ücret sübvansiyonu bu yapısal sorunların hiçbirini çözmez. Üretim teknolojisini değiştirmez. Rekabet gücünü kalıcı olarak artırmaz. İhracat kompozisyonunu dönüştürmez. Bu tür programlar istihdamı geçici olarak dondurur, ama sanayiyi dönüştürmez. Bugün yapılan, düşük verimlilik tuzağını kamu kaynaklarıyla finanse etmektir. Eğer amaç gerçekten işletmelerin sürdürülebilirliği ise, politika araçlarının ücret destekleri yerine verimlilik artışına odaklanması gerekir. Teknoloji yatırımlarına bağlı teşvikler, dijitalleşme ve otomasyon kredileri, ölçek büyütmeye dönük birleşme destekleri, yüksek katma değerli üretime geçiş şartlı hibeler ve kapsamlı yeniden beceri kazandırma programları olmadan sanayi yapısı güçlenmez. İşsizlik Fonu’ndan ücret sübvansiyonu yapmak sorunu erteleyebilir, ancak çözmez. Bunları yaklaşan olası bir seçim stratejisi gibi görmek de mümkündür.
FONUN YÜKÜ İŞÇİDE PAYI İŞVERENDE
İşçilere güvence oluşturması amacıyla kurulan İşsizlik Sigortası Fonu’nun geliri yüzde 1 işçi, yüzde 2 işveren tarafından ödenen işsizlik sigortası primi ile yüzde 1 devlet payından oluşuyor. İŞ-KUR verilerine göre 2025’te işçilere 80 milyar 650 milyon TL aktarılırken işverenlere sunulan tutar 97 milyar 231 milyon TL oldu. Geçen yıl işsizlik ödeneği için başvuran 1 milyon 840 bin 724 kişiden yüzde 48’i şartlar nedeniyle ödenekten yararlanamadı. Son üç yılda işverenlere aktarılan kaynak 208 milyar TL, işçilere ödenen tutar 147 milyar TL oldu.
