'1 milyar kişi 1 doların altında yaşıyor'

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ''Konferans sonucunda 'İstanbul Faaliyet Programı' kabul edilecek. Programda, en az gelişmiş ülkelerde yaşayan 1 milyardan fazla kişinin günlük hayatlarında bazı değişiklikler yapabilmeliyiz'' dedi.

09 Mayıs 2011 Pazartesi, 07:24
Abone Ol google-news

Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen ve BM sistemi içinde genel kuruldan sonraki en geniş katılımlı toplantı olma özelliği taşıyan konferans, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un kısa konuşmasıyla başladı. Daha sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, konferans başkanlığına seçildi. Konferans, Cumhurbaşkanı Gül'ün açılış konuşmasıyla devam ediyor. 10 yılda bir düzenlenen konferansa, bu yıl BM'ye üye 192 ülkeden, devlet ve hükümet başkanları, bakanlar, parlamenterler, özel sektör temsilcileri, akademisyenler ile sivil toplum örgütü temsilcilerinden oluşan, yaklaşık 10 bin kişi katılıyor.

Konferansa, Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, BM Genel Kurul Başkanı Joseph Deiss'in yanı sıra aralarında Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, Arnavutluk Devlet Başkanı Bamir Topi, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Etiyopya Başbakanı Meles Zenawi, Belçika Başbakanı Yves Leterne, Bangladeş Başbakanı Sheikh Hasina, Gürcistan Başbakanı Nika Gilauri'nin de bulunduğu 50 civarında devlet ve hükümet başkanı, 10 başkan yardımcısı, 94 bakan ve 47 uluslararası örgüt başkanı iştirak ediyor. Konferans, Türkiye'nin katılımcı ülkelerle ekonomik ve ticari ilişkilerinin geliştirilmesi, uluslararası platformlardaki itibarı açısından büyük önem taşıyor.
 

Yatırım ve ortaklık üst düzey toplantısı

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, BM-EAGÜ kapsamında İstanbul'a gelen BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, BM Genel Kurul Başkanı Joseph Deiss, Zambiya Cumhurbaşkanı Rupiah Bwezani Banda, Benin Cumhurbaşkanı Boni Yayi, Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina, BM Kadın Birimi İcra Direktörü Michelle Bachelet, Karadağ Cumhurbaşkanı Filip Vuyanoviç, Yemen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Abdo Rabbu Monsur Hadi, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai, Tuvalu Başbakanı Willy Telavi ile Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde görüşecek.

 

Cumhurbaşkanı Gül: 1 milyar kişi 1 doların altında yaşıyor

İstanbul'da Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Birleşmiş Milletler En Az Gelişmiş Ülkeler (EAGÜ) 4. Konferansı" açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, en az gelişmiş ülkelerin dünya nüfusunun neredeyse yüzde 13'ünü oluşturduğuna, ancak küresel ekonomi çıktılarının sadece yüzde 1'inin bu ülkelere gittiğine dikkat çekti. Gül, ekonomik ve sosyal anlamdaki gelişmelere rağmen en az gelişmiş ülkeler ve dünyanın geri kalanı arasındaki açığın giderek arttığına işaret etti. Bu açığın kendisini gelir, eğitim, çocuk ölüm oranı, tarımsal üretim, ihracat performansı ve tüm diğer unsurlarda da gösterdiğini dile getiren Gül, 1971 yılında 25 en az gelişmiş ülke varken, bugün rakamın 48'e çıktığını, sadece 3 ülkenin bu kapsamın dışında kalmayı başardığına dikkat çekti.

Gül, "Günde 1 dolardan daha az gelirle yaşayan 1 milyardan fazla kişi varken, uluslararası toplumun geri kalanı bu kişilerin acılarına gözlerini kapatamaz. Bunları ihmal edemez. Bu çok alarm verici bir durumdur. Sadece ahlaki açıdan değil, aynı zamanda siyasi açıdan da alarm verici bir durumdur. İletişim çağındayken herkes, dünyanın diğer köşelerindeki yaşam koşullarını takip edebilmekte ve görebilmekte. En az gelişmiş ülkelerin dünyanın geri kalanından her gün uzaklaştığı gerçektir. Aslında bu kısır döngüyü kırmanın zamanının geldiğini ifade etmek lazım" diye konuştu.

En az gelişmiş ülkelere tam destek sunabilmek için İstanbul'da bir araya geldiklerini belirten Gül, daha net ve güçlü bir mesaj vermek istediklerini ifade etti. Kalkınma, barış ve güvenlik arasındaki ilişkinin de göz ardı edilmemesi gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Gül, "En az gelişmiş ülkelerin giderek daha marjinal hale geldiğini gördüğümüzde, kimse dünyada barış ve güvenliğin egemen olmasını bekleyemez. Gerçekten büyük nüfusları ve zengin doğal kaynaklarıyla en az gelişmiş ülkelere yatırım yapmak aynı zamanda karşılıklı yarar sağlayacak olan ticari bir karardır. Bunu yaparak bir kazan-kazan durumu ortaya çıkarabiliriz" dedi.
 

'1 milyar kişinin hayatlarında değişiklik yapabilmeliyiz'

İstanbul'da düzenlenen 4'üncü zirvenin, en az gelişmiş ülkelerin önümüzdeki 10 yıl içerisindeki yol haritasını teşkil edeceğini ve konferans sonucunda İstanbul Faaliyet Programı kabul edileceğini açıklayan Gül, "Kabul edilecek programda en az gelişmiş ülkelerde yaşayan 1 milyardan fazla kişinin günlük hayatlarında bazı değişiklikler yapabilmeliyiz" mesajını verdi. Gül, bazı az gelişmiş ülkelerin son 10 yılda güçlü büyüme performansları yakalayabildiğini, ancak bu süreçte en az gelişmiş ülkelerin yarısından fazlasının çok az ya da negatif büyüme sağladığını dile getirdi.

Gül, çok da ümit vermeyen bu tablonun, iç savaşlar, küresel ekonomik kriz, iklim değişikliği, salgın hastalıklar, giderek artan gıda ve yakıt fiyatlarıyla daha da kötü hale geldiğini vurgulayarak, şöyle devam etti: "En az gelişmiş ülkeler bu noktalarda çok daha fazla risk altındaydı. Bu çerçevede en son BM Genel Kurulu'nda yaptığım çağrıyı yenilemek istiyorum. Gerçekten küresel anında yanıt kapasitesini harekete geçirmemiz gerekiyor. Bu anlamda hem doğal hem de ekolojik bazı hareketlerle baş edebiliriz. Ancak gıda sıkıntısını ve salgın hastalıkları bu vesileyle aşabiliriz. En az gelişmiş ülkelerin daha çok tarıma dayalı ekonomileri düşük verimlilikle karşı karşıya ve bir kısır döngü halinde bu devam ediyor, küresel ticaretteki payları da düşük. Bu anlamda özellikle tarımda üretim ve hizmetler alanında kapasitelerinin geliştirilmesi, bu ülkelerin tedarik zincirindeki kısıtlamaları ve ekonomideki sorunları aşmalarına yarar sağlayacaktır."

'Türkiye'nin yardımları 2 milyar dolara yaklaştı'

İstanbul Faaliyet Programı'nın yeni bir momentum geliştireceğini, daha hızlı, sürdürülebilir, dâhil eden ve eşitçi bir ekonomik kalkınmanın en az gelişmiş ülkelerde bu vesileyle yakalanabileceğini düşündüğüne dikkat çeken Cumhurbaşkanı Gül, şunları söyledi:
"En az gelişmiş ülkelere verdiğimiz sözü yerine getirebilmek için bizler, son yıllarda resmî kalkınma yardımımızı arttırdık. Türk sivil toplum örgütlerinin desteğiyle, kalkınma konusunda sağladığımız yardım yılda 2 milyar dolara yaklaştı. Gelecekte en az gelişmiş ülkelerin halklarının çok daha iyi bir noktada olabilmesi için çalışmalarımızı birleştirmemiz lazım. İstanbul, kıtaların aynı zamanda medeniyetlerin beşiği olarak görülüyor. Ancak bu zirve ve bunu takip eden süreçte İstanbul'un, 1 milyar kişinin kötü kaderinin pozitif şekilde değiştirildiği bir şehir olarak anılması, bizim için çok daha gurur verici bir durum teşkil edecektir. İstanbul, çok daha yeni ve çok daha adil bir dünya düzeniyle ilgili çağrıların ilk duyulduğu şehir olacaktır. Bizler bunun mümkün olduğunu düşünüyoruz ve Türkiye bunu gerçeğe dönüştürmek için elinden geleni yapacaktır."
 

BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-mun, 4. BM En Az Gelişmiş Ülkeler (EAGÜ) Konferansının açılış oturumunda yaptığı konuşmada, 1971'de küresel ailenin en zayıf üyeleriyle ilgili çalışmaların gerekli olduğuna karar verildiğini anımsatarak, bugün 48 EAGÜ bulunduğunu ve bu ülkelerde yaşayan 900 milyondan fazla insanın yarıdan fazlasının günde 2 dolardan az bir gelirle yaşadığını, ekonomik, çevresel, güvenlikle ilgili sorunlardan yoğun olarak etkilendiğini vurguladı. Toplam 15 BM barış operasyonunun 8'inin bu ülkelerde olduğunu ve son 10 yılda EAGÜ'lerin dünya göçmen nüfusunun yüzde 60'ını ürettiğini belirten Ban, dünya nüfusunun yüzde 12'sine sahip EAGÜ'lerin dünya ihracatının yüzde 1'ine sahip olduğunu ve küresel yatırımların yüzde 2'sinden azının bu ülkelere gittiğini aktardı.

2001 Brüksel Eylem Planı kabul edildikten sonra birçok az gelişmiş ülkenin değişen ortamdan yararlandığını ancak bazılarının da daha geri noktalara kaydığını söyleyen Ban, ''Parçalanmış bir küresel ekonomi görüyoruz. Sahip olanlarla olmayanlar arasındaki mesafenin açıldığını görüyoruz. Ümitleri olanla olmayanlar arasındaki mesafelerin de giderek arttığını görüyoruz. Bu durum devam edemez'' diye konuştu. Buna karşın fırsatların varlığına işaret eden Ban, EAGÜ'leri fakir ya da zayıf ülkeler olarak görmektense, haritaların net bir şekilde çizilmemiş potansiyel kaynakları olarak değerlendirmek gerektiğini söyledi.

Ban, EAGÜ'lere yatırımın gerçek bir fırsat oluşturduğunu ifade ederek, ''EAGÜ'lere yatırımlar ekonomik sorunları aşmalarını ve istikrara kavuşmalarını sağlayacaktır. Dünyada giderek gelişmekte olan ekonomiler hem kaynaklara hem de pazarlara ihtiyaç duyuyorlar. EAGÜ'ler bu ikisini de sağlayabilir'' diye konuştu. Ban, daha iddialı hedefler belirleyerek, maksimum sayıda EAGÜ'nun bu kategori dışına çıkmasını sağlamak gerektiğini belirtti. Geliştirilmiş bir üretken kapasitenin, sadece dinamik ve gelişmekte olan bir özel sektörle gerçekleştirilebileceğini söyleyen Ban, iş çevrelerinin sürece katılması için gerekli ortamın yaratılmasının önemine işaret etti. Ban, EAGÜ kategorisinin dışına çıkmayı başaran 3 ülkenin aynı zamanda yönetişim ve demokratik ilkelerin uygulanmasıyla ilgili önemli mesafe katettiklerine de dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Gül, soruları yanıtladı

Cumhurbaşkanı Gül, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Gül, bir gazetecinin,

''Eylem planı kabul etmekten başka, hesap verebilirlik planı da kurmayı düşünüyor musunuz''

şeklindeki sorusu üzerine bunun iki ayağı bulunduğunu, birinci ayağın kalkınma ortakları dedikleri ülkelerin yardım yapacak olan ülkelere taahhütlerini yerine getirmesi ve sözlerin ortada kalmaması, ikinci ayağın ise bu yardımları alan en az gelişmiş ülkelerin kendilerine çeki düzen vermesi ve gerekli kuralları, gerekli siyasi gelişmeleri, gerekli düzenlemeleri yapması olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dolayısıyla bunun iki taraflı takip edilecek bir mekanizma olduğunu, sadece burada ''şu kadar yardım yapacağız'' diyen ülkelere, ''sen bu yardımı yaptın mı yapmadın mı''yı takip değil, verilen sözlerine yerine getirilmesinin çok önemli olduğunu ifade etti. Gül, ''Dünya böyle bir problem yaşıyor. Bunu takip ederken, bunların etkili bir şekilde değerlendirildiğini takip etmek gerekiyor. Bunların yapılabilmesi ve yardımın yapılabilmesi de yardımı yapan ülkenin de bazı şeyleri yapması gerekiyor. Dolayısıyla iki taraflı bir takibe ihtiyaç var'' dedi. Gül, ''En fakir ülkelerin kalkınmasını desteklemek için bundan sonraki politikalarda krizin sonuçları ne kadar ele alınıyor?'' sorusuna da en fakir ve en az gelişmiş ülkelerin sayısının 48 olduğunu, bunun dünya nüfusunun yüzde 13'ünü oluşturduğunu ve bunların dünya gelirinin sadece yüzde 1'ini elde ettiklerini kaydetti.

Dolayısıyla büyük bir dengesizlik bulunduğunu ve bu toplantıların en büyük maksadının da dünyanın bu konuda dikkatini çekmek olduğunu ifade eden Gül, şunları söyledi: ''Bu yapısal bir sorun, büyük bir sorun. Korkuyoruz ki bu sorun giderek daha da büyüyor. Çünkü geçen 10 yıllar içinde sayıları azalmamış, sayıları çoğalmış. Demek ki küreselleşme müspet etki yapmamış, küreselleşme en az gelişmiş ülkelerin sayısının çoğalmasına yol açmış. O açıdan bu sayıyı azaltmak için herkesin tekrar düşünmesi gerekiyor. Bu sayıyı azaltmazsak, bugün haberleşmenin bu kadar geliştiği bir çağda, ileride çok büyük tehlikelerle bu dünya karşı karşıya kalacaktır. Onun için önce yapılan yardımların çoğalması, harcamalarda öncelikleri tekrar gözden geçirmek. Çok büyük savunma harcamaları, çok büyük silah harcamaları, tüm bunlara giden paralar düşünüldüğünde aslında en az gelişmiş ülkelere yapılan yardımlar bunun çok çok küçük bir kısmı oluyor. O bakımdan bütün bunu tekrar dünyanın düşünmesi ve o ülkelere balık tutmayı öğretme açısından da bu ülkelere yatırımların yapılması... Yatırımlar 'know how' taşır, yatırımlar orada istihdam oluşturur, yatırımlar yeni müteşebbisleri ortaya çıkarır. Çok geniş bir konu. Ümit ediyoruz bu konferanslar sayesinde bütün dünyada böyle bir bilinçlenme söz konusu olur ve en az gelişmiş ülkelere ilgi, yatırım ve yardımlar artar.'