ABD izleme skandalını tartışıyor

ABD istihbarat servislerinin telefon ve internet kayıtlarını izlediğinin ortaya çıkmasıyla patlak veren skandal sonrasında ABD, ülkenin ulusal güvenliği ile özel hayatın gizliliği arasındaki ince çizgi arasında gidip geliyor.

12 Haziran 2013 Çarşamba, 09:03
Abone Ol google-news

Obama yönetimi, istihbarat servislerinin telefon ve internet kayıtlarını izlediğini kabul etti ama tepkileri dindirebilmiş değil. ABD Başkanı Barack Obama, ülkenin ulusal güvenliği ile özel hayat arasında bir dengenin yaratılmaya çalışıldığını belirterek, vatandaşlara aynı anda hem yüzde 100 güvenlik hem de yüzde 100 özel hayat gizliliğinin olamayacağını, ülkenin güvenliği ve refahı için bazı noktalarda fedekarlık gerektiği vurgusunu yapıyor.

Obama yönetimi, istihbarat servislerinin izleme faaliyetine dair sızdırmaların ulusal güvenliğe olası hasarıyla ilgili bir iç gözden geçirme çalışması başlattı. Üst düzey bir istihbarat yetkilisi, sözkonusu çalışmanın, Adalet Bakanlığı'nın Edward Snowden'ın sızdırmalarıyla ilgili yürüttüğü cezai soruşturmadan ayrı olduğunu söyledi.

Yine de Obama yönetimi mevcut uygulaması noktasında kesin sınırlarını çizmiş değil ve konuyu tartışmaya açık olduğu mesajlarını veriyor. Bu noktada, şimdi Amerikalı istihbarat yetkilileri, Kongre'de ikna turuna başladı bile. ABD Temsilciler Meclisi üyelerine brifing veren FBI, Adalet Bakanlığı ve diğer bazı istihbarat kuruluşlarından yetkililer, telefon ve internet kayıtlarını izleme programının Amerikalıları korumak için gerekli olduğu ve onların özel hayatlarına saygısızlık edilmediği yönünde milletvekillerini ikna uğraşında.

 

Kongre üyeleri ikna olamadı

Brifing, her ne kadar ABD Ulusal Güvenlik Kurumu'nun (NSA) milyarlarca Amerikalının telefon ve internet kayıtlarını izlediği programlarına duyulan tepkiyi yatıştırma çabasının son halkası niteliğinde olsa da Kongre üyeleri kolay ikna edilecek gibi görünmüyor. Brifinge rağmen, bazı Kongre üyeleri, programın seviyesiyle ilgili kafalarındaki soru işaretlerini tekrar etmeyi sürdürüyor. Kongre üyeleri, konunun Kongre'de önümüzdeki günlerde kapsamlı biçimde tartışılacağını ve ABD hükümetinin izleme programlarıyla ilgili yasaları sıkılaştırmaya dönük daha fazla yasama çalışmasının yapılacağının sözünü veriyor.

Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi'ndeki en kıdemli Demokrat milletvekili Dutch Ruppersberger, konunun, kamu güvenliği ve halkın terör saldırılarından korunması ile mahremiyete saygı gösterilmesi arasında ne kadar denge kurulduğuyla alakalı bir tartışma olduğunu belirtti ve Kongre'nin bu meseleyi tartışması gerektiğini vurguladı. Ruppersberger, Meclis İstihbarat Komitesi ve Adalet Komitesi'nin, NSA'in programlarına ilişkin bir inceleme çalışması yürüteceğini ve gerekli bulduğu takdirde geleceğe dair bazı önerilerde bulunacağını bildirdi.

Demokrat senatör Barbara Mikulski, Snowden'ın, bu şekilde üst düzeyde gizli hükümet bilgilerine nasıl erişim sağlayabildiğine yönelik soruların olduğunu ifade ederek, "Bu konuda birçok oturum yapacağız" dedi.

Demokrat Parti milletvekili Brad Sherman da kendisiyle birçok Kongre üyesinin, veri toplama faaliyetinin boyutundan haberdar olmadığından şikayet ederken, diğer bir Demokrat Steve Cohen de "Kongre'nin, yeterince bilgilendirildiğini hissetmediğini" savundu.

NSA'nın izleme programlarını en sert eleştiren isimlerden biri olan Demokrat Senatör Ron Wyden ise NSA Direktörü James Clapper'a yüklendi. Wyden, Clapper'ı, geçen mart ayında Senato'daki bir oturumda, NSA'nın milyonlarca Amerikalı hakkında veri toplayıp toplamadığı sorusuna "hayır" yanıtını vererek doğruyu söylememekle eleştirdi. Gün içerisinde, NSA'nın programlarını tartışmak üzere Kongre'de oturumlar düzenlenmesi çağrısında bulunan Wyden, ayrıca bir grup senatörle, ABD hükümetini, izleme programlarına yetki veren Yabancı İstihbarat İzleme Mahkemesi'nin (FISC) kararları üzerindeki gizliliği kaldırmaya zorlayan bir tasarı sundu. Wyden, yaptığı açıklamada, "Amerikan halkının, temsilcileri tarafından sorulan sorulara, istihbarat yetkililerinden dürüst yanıtlar gelmesini bekleme hakkı var" dedi.

 

"Snowden vatan haini" olarak görülüyor

Öte yandan, Temsilciler Meclisi Başkanı John Boehner'ın başını çektiği bazı Amerikalı Kongre üyeleri, skandalı basına sızdıran 29 yaşındaki eski CIA çalışanı Edward Snowden'a sert tepki göstererek, kendisini "vatan haini" olmakla suçladı.

Boehner, yaptığı açıklamada, Snowden için "hain" derken, "bu bilginin sızdırılması Amerikalıları riske atıyor; hasımlarımıza, kabiliyetlerimizi ifşa ediyor ve yasaların ağır bir ihlalini oluşturuyor" ifadelerini kullandı.

Senato İstihbarat Komitesi Başkanı Demokrat Dianne Feinstein da bilgilerin sızdırılmasını "haince bir hareket" şeklinde niteledi ve Snowden'ın yargılanması gerektiğini söyledi.

Bu arada, Snowden'ın en son görev yaptığı Booz Allen Hamilton şirketi, "şirketin ahlak kurallarını ve politikasını ihlal ettiği" gerekçesiyle Snowden'ın işine son verildiğini açıkladı.

 

Amerikalılar nasıl bakıyor?

ABD kamuoyu ise bütün telefon ve internet iletişiminin takip edilmesi karşısında ikileme düşmüş durumda. Özellikle 11 Eylül hadisesinin de etkisiyle toplumun bir kesimi güvenlik için mahremiyetlerinden fedakarlık yapmakta sorun görmezken bazıları ise bunu anayasanın ihlali olarak görüyor. Büyük çoğunluk ise iletişim özgürlüğü ve mahremiyet ile güvenlik önlemleri arasında denge olmasını ve bu takibin de yasal dayanakları olması gerektiğini savunuyor.

Buna göre, CBS televizyonunun yaptığı bir anket, Amerikalıların çoğunluğunun, terör faaliyetine karıştıklarından şüphelenilen Amerikalıların telefon kayıtlarının dinlenmesini onayladığı, ancak yine çoğunluğun, federal kurumların sıradan Amerikalıların telefonlarını dinlemesinden hoşnut olmadığı sonucunu ortaya koydu. Ankete göre, katılımcıların yüzde 30'u, izleme programlarının sızdırılmasının, ABD'nin gelecekteki terör saldırılarını önleme yeteneğine darbe vuracağını savunurken, yüzde 57'lik kesim ise bunun bir etkisinin olmayacağı görüşünü dile getirdi.

Reuters/Ipsos'un anketine göre de Amerikalıların yarısına yakını, ABD hükümetinin izleme yöntemlerinin belirli limitler içinde kaldığı tadirde kabul edilebilir olduğunu düşünüyor.

 

Hükümet dava edildi

Sivil toplum kuruluşları da konuyla ilgili harekete geçmeye başladı. New York Merkezli Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU), telefon kayıtlarının ve internet üzerinden gerçekleştirilen iletişimin takip edilmesi nedeniyle ABD hükümet yetkililerine dava açtı.

ACLU'dan yapılan açıklamada, Verizon GSM operatörü müşterisi sıfatıyla, yasal dayanak ve şüpheli bir durum olmadan tüm iletişimin takip ediliyor olması nedeniyle olayın yargıya taşındığı belirtildi. Konuşma özgürlüğü ve mahremiyetin ihlali iddiasıyla açılan davada ACLU mahkemeden, Obama yönetiminin bu uygulamaya son vermesine ve toplanmış olan mevcut verilerin de imha edilmesine yönelik karar vermesini talep etti. Adalet Bakanlığı ise açılan davaya ve sürece ilişkin henüz açıklama yapmadı.

 

İletişim şirketleri kendilerini savunmak için verileri paylaşmak istiyor

Eleştirilerin odağında yer alan iletişim şirketleri de kendilerini savunmak için hükümetten izin istedi. NSA'nın sistemlerine doğrudan eriştiği ve kısıtlama olmaksızın data toplayabildiği iddia edilen Google, Facebook ve Microsoft gibi kurumlar, gizlilik kararının spekülasyonları daha da artırdığını belirterek, NSA tarafından kendilerinden istenilen bilgilere ilişkin belgeleri kamuoyuyla paylaşmak istediklerini belirttiler. Şirketlerin yetkilileri yaptıkları açıklamalarda bilgilerin NSA ile paylaşıldığını inkar etmezken NSA'nın bütün bilgilere sınırsız bir şekilde erişebildiği iddialarını kabul etmediler.