Adana'nın gizli kalmış mütevazı ressamı
Şemşettin Başkurt küçüklüğünden beri ressam olmak istemiş, babası izin vermeyince resim öğretmenliğine yönelmiş. Yaşar Kemal’in resim öğretmeni olan Başkurt’la Abidin Dino’nun da yolu bir dönem kesişmiş. Şimdi torunu, bu mütevazı ama çok yetenekli ressamın izlerini sürüyor.
Şemsettin Başkurt ismini duymamış olabilirsiniz. Zaten pek de duyulmasını istemezmiş sağlığında. Başkurt, Adana’da İkinci Ortaokul’da resim öğretmenliği yaparken öğrencileri ve bazı Adana sakinleri tarafından tanınıyormuş. Bilenlerden biri Yaşar Kemal, biri de Abidin Dino. Yolları Adana’da kesişmiş her birinin. Yaşar Kemal’in resim öğretmeniymiş hatta. Şimdi onun torunu Sinan Başkurt, dedesinin bugüne dek saklı kalmış eserlerini ve dedesini herkesle tanıştırmak üzere...
Resim Şemsettin Başkurt için her zaman bir tutku olmuş. Doktor olan babası itiraz etmiş Güzel Sanatlar Akademisi’ne girerken, "doktor adamın oğlu ressam olmaz" demiş. O da en yakınını bulmuş sevdiği mesleğe, resim öğretmenliğini.
Günışığı tutkusu
Yaşar Kemal’in Şemsettin Başkurt hakkında yazdıklarından tanıyabiliyoruz biraz kendisini. Mütevazı, içine kapanık biri, ama sanatını ve yaptığı işi ne kadar sevdiğini anlıyoruz: "Tam manasıyla sanatkâr, mütevazı, kozasına çekilmiş, eserlerinden başka kimseyle konuşmaz, yaratmış olduğu sevgililerine çok bağlı. Bir iki dostu müstesna, muhiti onu tanımıyor. Şemsettin Başkurt kadar mütevazı bir sanatkar henüz tanımıyorum. Ve belki de tanımayacağım."
Şemsettin Başkurt’un yüzlerce resmi var. Her biri sarı, sıcak Adana güneşini hissettiriyor. Realist akıma bağlı olarak yaptığı resimlerde, renklerin en canlısını, yeşillerin en yeşilini, sarıların en sarısını kullanmış. Kendi otoportreleri, eşinin portresi, Adana’nın kahveleri, tarlaları, ağaçları, arada bir gittikleri Bostacı’daki evden görünen manzaralar en çok resmettikleri arasında. Güneşin ışığını da çok sevmiş belli ki Başkurt yaşadığı yerleri sevdiği gibi. Torunu Sinan Başkurt, yine ressam olan babası Necmettin Başkurt’un ardından dedesinin gizli kalmış sanat yaşamını ortaya çıkarmak için Adana’ya gitmiş babasının arkadaşı Zafer Bey’le. Üşenmemiş, üniversite arşivlerini, Atatürk Müzesi’ni taramış, dedesinin ölüm ilanlarını, ardından yazılanları görmüş. Dedesinin çizdiği resimlerdeki Adana’yı seyretmiş bir ay boyunca kaldığı memleketinde. Dedesinin mezarını bulmuş, onarmış.
Sonra Ankara’daki Milli Kütüphane’den Adana Halkevi mecmuasında Kemal Sadık imzalı bir röportaj ve övgü sözcükleri çarpmış gözüne. "Halkevi resim sergisi ve Şemsettin Başkurt" başlıklı söyleşide, dedesinden pek çok iz bulmuş. Örneğin ne kadar tevazu sahibi, ne kadar kabuğuna çekilmiş olduğunu, resim yapmayı ne kadar sevdiğini öğrenmiş. Kemal Sadık imzalı röportajda Başkurt, resim yapma hikâyesini şöyle anlatmış: "Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun olduğumdan beri çocukluk ve gençliğimin verdiği türlü ilhamlarla bu hususta muvaffak yıllar geçirmiştim. Şu halde çok sevdiğim sanatına intisap edeli 35 yıl kadar olmuştur. Resimde realizmden ayrılmamak ve resmin iki mühim unsuru olan renk ve gölgeyi yerli yerinde tebarüz ettirmek lazımdır."
Zafer Bey’le İstanbul’a geldiklerinde Kemal Sadık’ın, Kemal Sadık Gökçeli yani Yaşar Kemal olduğunu bilmiyorlarmış. Yine Adana’da tanıştıklarını bildikleri Abidin Dino’nun yeğeni Rasih Nuri İleri’ye gitmişler. O söylemiş Yaşar Kemal olduğunu yazıyı yazanın, aramış, konuşmuşlar. Yaşar Kemal, "Evliya gibi adamdı" demiş. "Abidin de tanır, çok sever onu."
Abidin Dino sürgün yıllarında tanışır Şemsettin Başkurt’la. Kendisinden yaşça küçüktür, çok büyük bir hayranlık duyar kişiliğine ve sanatına. Nitekim 1976’da, Sinan Başkurt’un annesi Sebahat Hanım kendisine Şemsettin Başkurt’un iki resmini gönderdikten sonra yazdığı mektupta, "Demin gönderdiğiniz iki resmi aldım, sevinçli bir şaşırma. Yoksa resimler Şemsi Hocam, Adana dostum Şemsi Hocam’ın mı?" Mektup şöyle devam ediyor: "Hayli yıl sonra resimlerini aramıştım, ölümünden sonra resimlerinin kimde nerede olduklarını bulamamıştım... Orhan Kemal’in de oturduğu kenar mahallelerin Adana’da kederini ve şiirini onun gibi anlatan kimse yok."
Şimdi bir kitap hazırlığı içinde Sinan Başkurt. Dedesinin eserlerini, hayat öyküsünü toparlamaya, izler aramaya devam ediyor. Kitabı kaleme alacak kişi Ümit Gezgin. Bir yandan da şu sıralar Başkurt’un resimlerini sergilemek için sergi mekânı arayışındalar.
En Çok Okunan Haberler
- Emekliye iyi haber yok!
- Devrim Muhafızları'ndan Suriye çıkışı
- Dönmek isteyen gençler için şartını açıkladı
- Adnan Kale'nin ölümüne ilişkin peş peşe açıklamalar!
- İngiliz gazetesinden Esad iddiası
- 'Seküler müdür kalmadı'
- ‘Kartlar bloke edilebilir’ uyarısı!
- CHP'nin ilçe başkanından açıklama!
- Üniversite öğrencisi, trafikte öldürüldü
- İkinci elde 'Suriyeli' hareketliliği