'Altın Ayı' ödüllü 'Bal' 9 Nisan'da vizyona girecek

60. Berlin Film Festivali'nde ''Altın Ayı'' ödülü alan yönetmen Semih Kaplanoğlu'nun ''Yusuf Üçlemesi''nin son filmi ''Bal'', 9 Nisanda seyirciyle buluşacak.

03 Nisan 2010 Cumartesi, 08:16
Abone Ol google-news

Yönetmen Semih Kaplanoğlu, Johannes Rexin ve Bettina Brokemper'in ortak yapımcılığıyla hayata geçirdiği filmin senaryosunu Orçun Köksal ile birlikte yazdı.
Çekimleri Rize'nin Çamlıhemşin ilçesinde gerçekleştirilen filmde, Bora Altaş (Yusuf), Erdal Beşikçioğlu (Yakup) ve Tülin Özen (Zehra) rol aldı.

Filmin konusu özetle şöyle:

''Yusuf (7) ilkokula başlamış, okuma yazma öğrenmektedir. Babası Yakup, ormanın derinliklerinde, yüksek ağaçların üzerine kurulmuş el yapımı kovanlarda üretilen karakovan balcılığıyla uğraşmaktadır. Babasıyla sık sık gittiği orman, Yusuf için gizemli bir yerdir. Yusuf, bir sabah gördüğü rüyayı babasına anlatır. Bu rüya ikisi arasında sonsuza dek kalacak bir sırdır. Aynı gün Yusuf, sınıfın önünde öğretmenin verdiği okuma metnini okurken aniden kekelemeye başlar ve arkadaşlarının alay konusu olur. Yakup, anlaşılmaz bir nedenle soyu hızla tükenen Kafkas arılarının peşinden uzak bir ormana gider. Babasının gidişiyle Yusuf iyice sessizliğe gömülür. Yusuf'un bu hali çay tarlasında çalışan annesi Zehra'yı üzmektedir. Ne kadar uğraşsa da Yusuf'u konuşturamaz. Günler geçer, Yakup'un gecikmesi Zehra'yı ve Yusuf'u tedirgin eder. Zehra, Miraç Kandili gecesi için Yusuf'u köyden uzaktaki annaannesine gönderir. Yusuf, orada dinlediği hikayelerdeki peygambere benzettiği babasının mutlaka geri döneceğine inanmaktadır. Ertesi gün Sis Dağı Şenliği'nde de Yakup'a rastlayamazlar. Babasını aramak için ormanın derinliklerine dalan Yusuf'un gördüğü rüya gerçekleşecek midir?''
 

Kaplanoğlu'nun görüşü

Yönetmen Semih Kaplanoğlu, ''Bal'ın, ''Yumurta'', ''Süt'' ve ''Bal'' başlıklı Yusuf Üçlemesi'nin üçüncü filmi olduğunu belirterek, ''Yusuf Üçlemesi'' fikrinin çok eskiden yazdığı bir senaryoyu yeniden ele aldığı sırada oluştuğunu kaydetti.

Bu senaryonun aslında üniversite çağındaki Yusuf'u anlatan ''Süt''ün hikayesi olduğunu ifade eden Kaplanoğlu, şu bilgileri verdi:

''Yusuf karakterini ayrıntılandırırken bu genç adamın bir yetişkin olarak geleceği (Yumurta) ve küçük bir çocuk olarak geçmişi (Bal) üzerine düşünmeye başladım. Bu düşünceler üçlemenin doğmasına neden oldu. Filmleri yapmaya 'Yumurta' ile başladım, belki de karakteri kabuklarından yavaş yavaş soymak ve onun 'özüne' varabilmek içindi bu. Üçlemeye uzun bir flash-back de diyebilirsiniz. Fakat bunlar dönem filmleri değiller. Hepsi günümüzde Türkiyesinde farklı coğrafyalar, ilişkiler ve ekonomik şartların içinde geçiyor. Bana zaman zaman üç Yusuf'un da aynı adam olup olmadığını soruyorlar. Filmin gizemini, karakterin sırlarını, filmler arasındaki dolaylı ve direkt ilişkileri ifşa etmemek için buna cevap vermemeyi tercih ediyorum.''

Kaplanoğlu, ''Yusuf'' karakterini oluştururken kendi geçmişi ve deneyimlerinden yararlandığına dikkati çekerek, bu durumda Yusuf'un kendisinden izler taşıdığını söyleyebileceğini kaydetti.
Üç senaryonun da yazılışı sırasında gençliğine ve çocukluk zamanlarına baktığını, Yusuf'un yaşadıklarını, sıkıntılarını, arayışlarını gerçekçi bir şekilde ele alabildiğini düşündüğünü ifade eden Kaplanoğlu, ''Bal'da da senaryoyu oluştururken başvurduğum en önemli kaynak kendi çocukluğum oldu. Okulda yaşadığım okuma-yazma öğrenme sürecine dair sıkıntılar, büyüklerden yanıt alınamayan sorular, doğanın yakınlığı, acımasızlığıve zenginliği... Çocuk dış dünyayı merakla araştırırken kendi benliğini de oluşturuyor bir bakıma. Bazen basit bir yanlış anlamanın üzerine gelişen çocuksu yanılgılar, hayaller, sevinçler ya da üzüntüler çocuğu gerçeğe ulaştırıyor. Umarım 'Bal' da bizi Yusuf'un hakikatine ulaştırır'' görüşünü aktardı.