Anne ve çocuğun beyin aktiviteleri babalarıyla olandan farklı

Pandemi nedeniyle tüm dünyada insanların büyük bir çoğunluğu birtakım kurallara uymak ve evlerine kapanmak zorundalar. Bu da, birçok ana babanın çocuklarıyla daha çok zaman geçirdikleri anlamına geliyor. Peki, bu süre daha derinlikli ve anlamlı bir ilişkiye nasıl dönüştürülebilir?

15 Şubat 2021 Pazartesi, 06:00
Anne ve çocuğun beyin aktiviteleri babalarıyla olandan farklı
Abone Ol google-news

Synced brains: how to bond with your kids-according to neuroscience 

The Conversation

Ana-babalarla çocukların beyin etkinliklerinin eşzamanlı olarak ölçüldüğü yeni bir araştırma bu konuda birtakım ipuçları sunuyor. Başkalarıyla etkili bir biçimde etkileşime girmek için, duygusal bir bağ kurmanın yanı sıra, tarafların birbirlerinin hedef ve niyetleri konusunda net ve hızlı bir çıkarsamada bulunmaları da gerekir. Araştırmalar, davranışlarla bedensel tepkiler arasında bir eşgüdüm sağlanmasının önemine işaret ediyor. Aslında biz insanların başkalarına uyum sağlamaya doğuştan yatkınlığımız var. Örneğin, anında birbirimize benzemeye çalışıyoruz, başkaları gülerken ve esnerken onlara öykünüyor, bakış ya da dokunuş gibi eşgüdümlü karmaşık örüntülerle ilgileniyoruz. Dahası, sözgelimi, kalp atışı ile (kortizol ve oksitosin gibi) hormon salımlarının düzenlenmesiyle fizyolojimizi de toplumsal açıdan eşzamanlı kılabiliriz. Başkalarıyla bir bağ kurduğumuzda, tüm bedenimiz “toplumsal bir dansın” içinde gibidir sanki.

ROMANTİK İLİŞKİLER

Başkalarıyla ilişkide olmak -ya da bu toplumsal dansın içinde olmak- onların duygu ve düşüncelerini daha kolay içselleştirmemize olanak tanır. “Biyo-davranışsal eşzamanlılık” adı verilen bu süreç insanların birbirleriyle daha güçlü bağlar kurmalarına yardımcı olur. Çocukluk döneminde başkalarıyla eşzamanlı olmak toplumsal, duygusal ve bilişsel gelişim açısından da can alıcı bir önem taşır. 

Bilim insanları, iki kişinin bu türde bir etkileşime girdikleri sırada beyinlerinde olup bitenleri incelediler. IfNIRS adlı “hipertarama” yöntemiyle, üzerine optik algılayıcılar yerleştirilmiş bir başlığı takan kişilerin birtakım görevleri yaptıkları sıradaki beyin etkinliği ölçüldü. Bu işlem her bir katılımcıya uygulandıktan sonra, beyin etkinlikleri karşılaştırıldı. 

Eşzamanlılık, beynin aynı bölgesinde aynı zamanda sıralı artış ve azalışlar olduğunda ortaya çıkıyor. Erişkinlerle yapılan araştırmalar beyin etkinliğinin de etkileşimler sırasında eşgüdümlü olma eğilimi gösterdiğine işaret ediyor. Ayrıca beyinden beyne eşzamanlılığın, dostlar ya da yabancılara kıyasla, romantik ilişkilerde en üst düzeyine ulaştığı da görülüyor.

SOHBET BİLE YETİYOR

Yeni bir araştırma anababaların çocuklarıyla etkileşime girdiklerinde, özellikle de onlarla oyunlar oynayıp sorunlar çözdüklerinde de beyinden beyne eşzamanlılığın arttığını ortaya koyuyor. Beyinden beyine eşzamanlılık ne denli güçlüyse anababalarla çocuklarının çözdükleri sorunlar da o denli çok oluyor. 

Araştırmada, annelerle çocuklar birbirleriyle konuştuklarında da beyinden beyne eşzamanlılığın arttığı görülüyor. Ana-babaların çocuklarıyla birtakım etkinliklere katılmaları, onlarla oyunlar oynayıp bulmacalar çözmeleri, ya da yalnızca sohbet etmelerinin iki taraf arasındaki bağın güçlenmesine ve çocuklarda yaşamsal önem taşıyan toplumsal, duygusal ve bilişsel becerilerin gelişmesine olanak tanıdığı zaten biliniyor. 

Çocuklar, tanımadıkları bir yetişkin yerine, ana-babalarıyla etkileşime girdiklerinde beyinden beyne eşzamanlılığın daha güçlü olduğu görülüyor. Ana babalarla çocukları arasındaki beyinden beyine eşzamanlılığın etkileşim ve ilişkinin niteliğiyle ne denli bağlantılı olduğu konusu daha yakından araştırıldığında ise annelerle babalar arasında birtakım farklılıklar olduğu anlaşıldı.

ANNE İLE DAHA GÜÇLÜ

Araştırmacılar sorun çözme ve sohbet sırasında annelerle çocuklar arasında beyinden beyne eşzamanlılığın daha güçlü olduğunu gördüler. Aynı şey çocukların annelerinin öncülük etmediği ve bu nedenle kendilerine daha çok özerkliğin tanınıp göreve daha canla başla katıldıkları durumlar için de söz konusuydu. Öte yandan, bulmaca çözerken anneler gerildiklerini belirttiklerinde eşzamanlılığın azaldığı görüldü. Bu gibi durumlarda kısa bir ara vermek ve kişisel bakımla ilgilenmek hem anne hem de çocuklara iyi gelebilir. 

Gelgelelim, baba-çocuk ikilisinde beyinden beyne eşzamanlılık ile “çocuğa özerklik verme, ya da gerginlik arasında” herhangi bir bağlantıya tanık olunmadı. Buna karşılık, çocuğun bakımıyla ilgilenmenin onun gelişimi açısından önemli olduğunu ve kendilerini ödüllendirdiğini belirten babalardan oluşan baba-çocuk ilişkilerinde eşzamanlılığın daha yüksek olduğu görüldü. 

Görünüşe bakılırsa, anneler ve babalarla çocukları arasında beyinden beyne eşzamanlılık farklı yollarla sağlanabiliyor. Bu durum, anne-çocuk etkileşimlerinin daha uyumlu ve yoğun, oysa baba-çocuk etkileşimlerinin bir bakıma daha düzensiz ve hareketli olmasıyla açıklanabilir. Bu tür farklı deneyimler çocukların kendileriyle farklı biçimlerde ilgilenen kişilerle başarılı ve eşzamanlı bir biçimde etkileşime girmelerine ve çeşitli toplumsal, duygusal ve bilişsel becerilerini yaşama geçirmelerine olanak tanıyor. 

Ne var ki babaların babalık konusundaki tutumları gibi, toplumsal rollerin de önemli bir etkisi olabileceğini asla unutmamak gerekiyor. Yakın zamanda yapılan araştırmalar babaların çocuklarının bakımını üstlenen “bağlanma figürleri” olarak tanınmaları gerektiğini vurguluyor. Bu nedenle, babaların çocuk gelişimindeki rolünü desteklemeyi sürdürmek ve onların çocuklarıyla daha çok zaman geçirip bunun tadını çıkarmalarına olanak tanımak gerekiyor.