Balat’tan insan öyküleri

Proje tasarımının Ahmet Sami Özbudak'a, prodüksiyon sorumluluğunun ise Kerem Pilavcı’ya ait olduğu, farklı formatıyla izleyici karşısına çıkan Monologlar Müzesi "Balat", İstanbul'un Balat semtinde geçen hikâyeleri tiyatroseverlerle buluşturuyor. Oyun, beş farklı odada yaklaşık 10-12 dakika süren gösterimlerden oluşuyor.

03 Nisan 2021 Cumartesi, 16:55
Abone Ol google-news

Bir numaralı odada Başak Kıvılcım Ertanoğlu’nun yazıp yönettiği, Balat’ta bir meyhanede Abba hayranı olan, şarkılar söyleyerek servis yapan bir garsonun hikâyesinin anlatıldığı oyuna odaklanıyoruz. Karaktere Batur Belirdi hayat veriyor. Sahnelenen gösterimlerden en fazla dördünü izleme fırsatım olduğu için bu gösterimi izleyemedim. Çok merak ettiğim ve özellikle izlemek istediğim bu oyunu bir sonraki gösterimde merakla takip edeceğim. 

İki numaralı odada Kerem Pilavcı’nın yazıp Barış Gönenen’in yönettiği, bir çamaşır ipiyle pencereden pencereye aşk hikâyesinin anlatıldığı Bi Sakat İş adlı oyunda karaktere Haydar Köyel hayat veriyor. Oyun, karakterin içsel sıkıntısının ve endişesinin izleyici üzerinde oluşturduğu etki ile başlıyor. Karakter kendi hikâyesinin yanı sıra Balat’ın olumsuz anlamda değişimine de değiniyor. Sevginin, yaşanmışlıkların, kaybedişlerin, pişmanlıkların, başaramayışların anlatıldığı bir hikâye. Haydar Köyel başarılı performansıyla izleyicinin takdirini kazanmayı başarıyor. 

Üç numaralı odada Serdar Kurt’un yazıp, Başak Kıvılcım Ertanoğlu’nun yönettiği, Bir Rum lisesinin sıralarına kazınmış naif bir İstanbul masalının anlatıldığı Sakıncalı Komşu adlı oyunda karaktere Melis Öz hayat veriyor. Oyunda bir gencin hayat hikâyesine tanık oluyoruz... Melis Öz akordeon çalarak başladığı oyunda, geleceğe dair korkuları, hayalleri, endişeleri ve umutları ekseninde sıcak ve tanıdık hikâye ile başarılı bir performans ortaya koyuyor. 

Dört numaralı odada Meltem Yılmazkaya’nın yazıp yönettiği, Burcu Halacoğlu’nun oynadığı Ağrı adlı oyunda, mutfakta pirinç ayıklarken kalbindeki ağrıları daha çok hisseden kahramanın hikâyesini izliyoruz. Aldatılan, beğenilmediğini düşünen, kırgın ama gidemeyen bir kadının hikâyesinin anlatıldığı gösterimde Burcu Halacoğlu yaşadığı sıkıntı ve hüznü samimi şekilde yansıtıyor. Ne yazık ki birçok kadının benzer hikâyeleri yaşadığı bu anlatı gerçekliğini her daim koruyor. Bu durum izleyicinin karakterle kolay bir şekilde özdeşlik kurmasını sağlıyor. Halacoğlu’nu performansından dolayı kutlarım.

 

Beş numaralı odada Giray Altınok’un yazdığı, Fehmi Karaarslan’ın yönettiği bir mezatta geçen hikâyenin anlatıldığı Kara Mezat adlı oyunda karaktere Ece Özdikici hayat veriyor. Ölmüş insanların antika eşyalarının öldüğü gün çalınıp satıldığı mezatın anlatıldığı ilginç hikâyede karakterin iç dünyasına, babası ile olan diyaloğuna duygusal bir pencereden bakıyoruz. Ece Özdikici duyguyu izleyiciye hissettirmekte oldukça başarılıydı. Kendisini tebrik ediyorum. 

Birçok çalışmasını takip ettiğim ve başarılı oyunlarını izlediğim, hayatımda gerçek anlamda iz bırakan Hayal-i Temsil ve Meçhul Paşa oyunlarının yazarı Ahmet Sami Özbudak’ı sahneye koyulması cesaret isteyen bu formatta bir gösterimi izleyici ile buluşturmasından dolayı yürekten tebrik ederim. Özbudak imzasını attığı tüm çalışmalarda farkını ortaya koyuyor. Bundan sonra da yapacağı çalışmaları ilgiyle takip edeceğim. 

Pandemi koşullarının tiyatromuzu derinden etkilediği bu dönemde, böyle bir gösterimde izleyici olma fırsatı yakalamış şanslı azınlıktan biri olarak, heyecanla takip ettiğim Monologlar Müzesi “Balat” kıymetli ve görülmeye değer bir çalışma olmuş. Yapımın izleyici ile buluşmasını sağlayan tüm ekibi kutlarım…

Alkışınız bol olsun…