Barışa şans verin

Dünya, Barış Günü’nde yine acı, katliam ve çatışmaları konuşuyor.

31 Ağustos 2017 Perşembe, 19:16
Abone Ol google-news

Başta Suriye, Yemen ve Myanmar olmak üzere dünyanın birçok yerinde savaşlar yaşanıyor. Bu kanlı çatışmanın en büyük mağduru siviller. Çatışmalardan kaçan milyonlarca insan ülkelerini terk etti. Dünyayı yönetenler ise bu çatışmaları durdurmak yerine körüklüyor.

ÖLÜM HABERLERİ

Ülkemizde de durum iç açıcı değil. Özellikle Güneydoğu’dan hemen her gün ölüm haberleri geliyor. Bazı ilçeler savaş görmüş gibi yerle bir. Seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyımlar atanıyor. Etnik, dini, siyasi nedenlerle toplumda büyük bir kamplaşma yaşanıyor.

OHAL BAHANESİ

Milletvekilleri, gazeteciler hapishanelerde. İçi boş iddianameler, uzun yıllar süren tutukluluk ve siyasi yargılamalar nedeniyle hukuka güven kalmadı. FETÖ bahanesiyle on binlerce kişi işten atılarak açlığa mahkûm edildi. İşçiler ise OHAL nedeniyle toplusözleşme yapamıyor, greve çıkamıyor.

Gezi Direnişi’nde, Suruç, Ankara Garı, Beşiktaş ve Kızılay katliamlarında, Roboski’de ve bölgedeki çatışmalı ortamda yakınlarını kaybeden ailelerin 1 Eylül Dünya Barış Günü’nden beklentisi ortak.

BARIŞA ÇOK İHTİYAÇ VAR

Gezi Direnişi’nde öldürülen Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan: Ülkemizin gerçekten barışa çok ihtiyacı var, biz aile olarak her yerde bunu savunuyoruz. Barışın, kardeşliğin, demokrasinin mümkün kılındığı bir ülke istiyoruz. Dramatik olayların yaşanmaya devam ettiği ve tek bir kişinin hüküm sürdüğü ülkemizde, huzursuzluğa gücümüz kalmadı. Kurban Bayramı’nın da herkese huzur getirmesini diliyorum.

ÇOCUKLARIMIZA SARILABİLELİM

Gezi Direnişi’nde öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ın annesi Emel Korkmaz: Bayramı bizim gibi acıyla geçirmeyecek bir Türkiye istiyoruz. Şimdi evde kurban kesiliyor. Ali, ‘Kurbanda çocuklara et dağıtın’ derdi. Ondan sonra ete hiç dokunamadım. Annelerin çocuklarına sarılabildiği, onları öpüp kokladığı, onlarla bir arada olabildiği günler diliyorum. Bizim için bayramların anlamı kalmadı, ama diğer anneler ağlamasın artık.

OMUZ OMUZA YÜRÜYELİM

Gezi Direnişi’nde öldürülen Abdullah Cömet’in annesi Hatice Cömert: Abdocan barış, özgürlük, kardeşlik için, halk için yürüdü. Benim acım 4 yıldır sürüyor. Ölene kadar bu acıyla yaşacağım. Evlat acısı en büyük acı. Bu acıyı, hiçbir ana yaşamasın. Bu yüzden barış istiyorum. Birlikte omuz omuza yürüyelim, barışalım. Çok istedim yürümeyi; adalet gelene kadar, adaleti bulana kadar yürümeyi çok istedim.

Kan gölünde karanfil yetişmez

10 Aralık Beşiktaş katliamında yaşamını yitiren Berkay Akbaş’ın babası Salim Akbaş: Oğlumu, 10 Aralık’ta bizden aldılar. Dünya İnsan Hakları Günü’ydü. Sorumlular, bugüne kadar terörü bitirmek için hiçbir şey yapmadılar. Terörden beslenenlerin, tek varlıkları terör ve kan olanların barış getirebileceklerine inancım yok. Söylenen sözlerin de, alana bırakılan karafillerin de anlamlı olmadığını o gün söylemiştim. Olay yerine karanfil bırakmakla terör çözülmez. Kan gölünde karanfil yetişmez, hiçbir çiçek büyümez,Umarım bir gün bu ülkeye barış gelir. Bu, barış şu anki anlayışla gelmez. 40 yıldır terör birçok insanın annesini, babasını, evladını aldı. Biz de bunlardan biri olduk. Acıyı sadece biz yaşıyoruz. Yanımızda saf tutan, o gün barış mesajları veren kimse yanımızda değil.

Türkülerle halay çekme umudunu yitirmeyin

10 Ekim Ankara katliamında yaşamını yitiren Ali Deniz Uzatmaz’ın babası Ogün Uzatmaz: Bu ülkede barış isteyenlerin sonu ya ölüm ya da cezaevi oluyor. Katliamın üzerinden 2 sene geçti. Biz bu 2 sene içinde yaşadık mı, yaşamadık mı bilemiyorum? Ali Deniz, bu coğrafyada en zor şey olan ‘barış’ı istediğinde henüz 19 yaşındaydı. Barış için canını verecek kadar onurlu olan çocuğum, bu ülkede herkesin özlemini çektiği bir değerin peşinden gitti. Ali Deniz’in devrettiği bayrağı şimdi biz taşıyoruz. Bedel ne kadar ağır olursa olsun, acılarımızın üzerinden de yükselse barışı mutlaka tesis edeceğiz. Ankara’da hayatını kaybeden tüm barış ve demokrasi sevdalılarını bir kez daha saygıyla anıyorum, yakınlarına sabır diliyorum. Barış türküleri ile halay çekme umudunu kimse yitirmesin.

Barıştan başka tutunacak dalımız yok

10 Ekim Ankara katliamında kızı Başak Sidar ve kızkardeşi Nilgün Çevik’i kaybeden İzzettin Çevik: Bizim başka bir tutunacak dalımız yok. Her hal ve şartta barışı savunmak zorundayız. Barışı savunmak, silahlara, eylemlere karşı olmak zorundayız. Gençlerin ölümüne karşı olmak zorundayız. Başka çaremiz yok. Hiçbir dönemde bu dönemdeki gibi birşey yok. Şu anda biz aklımızın, irademizin aldığı, algıladığı son 30- 40 yılın en kötü günlerini yaşıyoruz. Başka bir şey dersek iyi yinetli bir şey olur ama iyi niyetlik bir şey yok. Peki düzelir mi, eğer düzelmez dersek kendi varlık nedenimizi yok ederiz. Dileriz ki 1 Eylül ile birlikte birilerine vahiy mi iner, bu nasıl olur bilmiyorum ama birileri bu ülkenin daha kötü olma noktasını engeller. Biz de halk olarak engellemek için elimizden geleni yaparız. Bizim doğrularımız olmalı. Adalet de budur. Bizim düşünsel olarak ödün verme şansımız yok. Barıştan başka bir duygumuz da yok.

Bütün çocuklar barış içinde büyüsün diye tüm çabamız

10 Ekim Ankara katlimanında yaşamını yitiren Şebnem Yurtman’ın ablası Serap Yurtman: 10 Ekim Barış Mitinginde kardeşimi kaybedeli 2 yıl olacak. Gerçekten çok zor, bitmeyecek bir acı. Bizler 10 Ekim aileleri olarak o alanda hayatını kaybeden kardeşlerimiz, çocuklarımız, yoldaşlarımız için barış mücadelesini sürdürmeye devam edeceğiz. Birlikte mücadele etmekten başka seçeneğimiz yok çünkü faşizm gitgide azgınlaşıyor. Barış bildirisi imzacısı hocalarımız ihraç ediliyor, barış isteyen seçilmişler hapse atılıyor. Barış isteyenler katledilmeye devam ediliyor. Bizim barış istemekten ve bunun için mücadele etmekten, yoldaşlarımıza verdiğimiz sözü tutmaktan başka seçeneğimiz yok. Derin Mavi, Gökmen ve bütün çocuklar barışın hâkim olduğu topraklarda büyüsün diye tüm çabamız. 25-26 Eylül’de Ankara’da mahkememiz var. Aynı katliamlar yaşanmasın diye herkesi destek olmaya çağırıyoruz.

Barışın gerçek anlamda hüküm sürdüğü dünya

Suruç katliamında annesi Ferdane ve kardeşi Nartan’ı kaybeden Sinem Kılıç: Biz hep barış istedik. Yaralandık. ‘Barış’ yazan pankartlarla insanlar taşıdık. Bugün Nuriye ve Semih’in eriyen bedenlerinde, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm annemizin direngenliğinde, her gün bedel ödeyen Veli Saçılık’ın kararlılığında, 9 yaşındaki en küçük barış güvercini Veysel’in gülen gözlerinde barışı görüyoruz. 1 Eylül, Ankara gibi, Suruç, Roboski, Diyarbakır gibi sıcak ve inatçı. Sadece isim olarak değil, gerçek anlamda barışın hüküm sürdüğü bir dünya da yaşamak umudunu taşıyoruz. Barış’ın geldiği gün gökyüzünden uçurtmalarla oyuncaklar dağıtacağız.

Tek yol onurlu bir barış

Roboskili aileler adına Veli Encü: Bu ülkeye gerçek barışı getirmek istiyorsanız Roboski’den başlayın diye talepte bulunduk. Ama bu çağrılarımıza 2 bin 71 gündür kulak tıkıyorlar. Çocuklarımızı katledenleri koruyup barıştan yana değil savaştan yana oldular. Bu ülkenin her yerinde yaşanan acıları, ölümleri durdurmanın tek yolunun onurlu bir barış ve çözüm olduğuna herkesin amasız, fakatsız inanması gerekir. 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde biz Roboskili aileleri olarak onurlu bir barıştan yana olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.

Her şeye rağmen umut

Silopi’de evinin önünde öldürülen Taybet İnan’ın oğlu Mehmet İnan: Şu anda adam tek başına ‘İktidar benim, ben ne dersem o olur diyor. Ben okumamış biriyim ben de bunu biliyorsam herkes de biliyordur. Gerçek gazeteciler işini yapmak isterse onların da yapmalarına olanak verilmiyor. Bu ülkede bu iktidar olduğu sürece benim barıştan bir umudum hiç yoktur. Birinin içi yandığında benim de içim yanıyor. Çektiğimiz acıyı biz biliriz ama her şeye rağmen umutlu olmalıyız.