Barışlar'ın avukatı Ersöz'den AYM'ye özgürlük hatırlatması

Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan OdaTV Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ve sorumlu haber müdürü, gazetemiz yazarı Barış Terkoğlu'nun vekili Hüseyin Ersöz, yaptığı yazılı açıklamada geçmiş Odatv Kumpası Davası'na dikkat çekti. Ersöz açıklamasında, geçmiş yargılamada hükümetin AİHM'ye yazı göndererek, tazminat ödemeyi kabul ettiğini belirtti. Barışlar'ın yine hakkında hazırlanan iddianame ve yöneltilen isnatların hukuka aykırılıklarıyla Anayasa Mahkemesi sürecini beklediğini belirten Ersöz, yüksek mahkemenin vereceğin kararların, ülkedeki düşünce hayatına ve Basın Özgürlüğü’ne belirleyici olacağını vurguladı.

14 Mayıs 2020 Perşembe, 12:54
Abone Ol google-news

Hüseyin Ersöz yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: 

"Geçen yıllar boyunca Odatv yazarları hakkında Odatv Kumpası Davası'na ilişkin AİHM süreci devam etti. Soner Yalçın, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan ve rahmetli Doğan Yurdakul hakkında Özgürlük Hakkı’nın ihlaliyle ilgili sayısız yazışma yapıldı. Son olarak Hükümet, 2019 senesinde AİHM’e gönderdiği yazıda, gazetecilerin AİHS’in 5/4. Maddesinde düzenlenen Özgürlük Haklarının ihlal edildiğini kabul etti ve tazminat ödeyerek “dostane çözüm yoluna” gitmek istediğini bildirdi.

AİHM, 9 Nisan’da Odatv Davası'nda tutuklanan gazetecilerle ilgili olarak “Tek Taraflı Deklarasyonun Kabulü Kararı” verdi ve 2011 senesinde gerçekleşen hukuka aykırı yargılama ve buna bağlı tutuklama sürecinin “Hükümetin kabulü” ile sözleşmenin 5. maddesini ihlal ettiği sonucuna vardı. Hükümet tarafından teklif edilen tazminat da AİHM’e sunulan deklarasyon çerçevesinde gazetecilere ödenecek. Bu deklarasyona uyulmamasının yaptırımı ise başvuru dosyalarının yeniden açılması ve ihlal yönünde karar tesis edilmesi olacak.

Bu Kararlar, 2014 senesinde verilen Ahmet Şık ve Nedim Şener Kararları ile birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye demokrasinin, özgürlük hakkı ve ifade hürriyeti bağlamında “sorunlu soruşturmaların” gölgesinde kaldığını gösteriyor. Hükümetin, “tek taraflı deklarasyonu” ve “dostane çözüm talebi” de bunun farkında olunduğunun dışa vurumu. Böylelikle, Türkiye aleyhine kayıtlara geçecek Özgürlük Hakkı İhlali Kararının önüne geçilmesi amaçlanıyor.

AİHM’in bu kararları aldığı 9 Nisan tarihinde, 2011 senesinde hukuka aykırı şekilde özgürlükleri ellerinden alınan Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan, yine “yaptıkları bir haberden” kaynaklı olarak başka gazetecilerle birlikte cezaevindeydi.

2011’den bugüne, ülkenin ifade hürriyeti ve özgürlük hakkına saygı noktasında hiçbir ilerleme kaydedilmediğini gösteren yargılama, 17 Nisan’da yaptığımız bireysel başvuru ile şimdi Anayasa Mahkemesi’nin önünde.

Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan hakkında hazırlanan iddianame ve yöneltilen isnatların hukuka aykırılıkları bir yana, asıl merak edilen, ülkedeki düşünce hayatına ve Basın Özgürlüğü’ne ağır bir müdahale teşkil eden bu yargılama sürecinde Anayasa Mahkemesi’nin ne şekilde tavır alacağı...

Diğer yandan 2011 senesinde haksız şekilde özgürlüklerinin kısıtlandığına dair AİHM kararı ortadayken, ifade hürriyeti, basın özgürlüğü ve özgürlük hakkı kapsamında Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvuruların öncelikli incelenmesi de elzem.

Bu noktada Anayasa Mahkemesi’nin Erdem Gül ve Can Dündar kararında, ifade hürriyeti ve özgürlük hakkı incelemesini öncelikli yaptığını ve “2,5 aylık bir sürede karar verdiğini” not olarak düşelim.

Sonuç olarak, yapısı, atama usulü ve yavaşlığı eleştirilerin odağında olan Anayasa Mahkemesi, “yargının namusunu kurtarmak” görevini yapabilecek mi yoksa yeniden AİHM’in kapısını mı çalmak zorunda kalacağız, yaşayıp göreceğiz.