'Basın Özgürlüğü anayasal bir haktır engellenemez'

DSP Genel Başkanı Masum Türker, basın özgürlüğünün anayasal bir hak olduğunu ve engellenemeyeceğini bildirdi.

03 Mayıs 2010 Pazartesi, 08:54
Abone Ol google-news

DSP Genel Başkanı Masum Türker, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü nedeniyle yayınladığı mesajında, özgür basının demokrasinin güvencesi ve kamu adına görev yapan önemli denetim mekanizmalarından biri olduğunu belirterek, özgür basının olmadığı bir ülkede, demokrasiden söz edilemeyeceğini ifade etti. Demokrasinin güvencesi olan basının, Türkiye'de son yıllarda ''yasakçı zihniyetin egemen olması yüzünden, sıkıntılı bir süreç yaşadığını'' savunan Türker, şunları kaydetti: ''Basın özgürlüğü, anayasal bir haktır ve engellenemez. Ülkemizin, basın özgürlüğüne saygı açısından 175 ülke arasında 127. sırada yer alması, Türk basınının içinde bulunduğu durumu ortaya koymaktadır. Sendikal haklardan ve iş güvencesinden yoksun basın mensupları, her gün işten atılma korkusu yaşamaktadır. Yaşanan tüm bu sorunlar hem basın kurumu sahiplerinin, hem de basın mensuplarının, Anayasa ile güvence altına alınmış olan basın özgürlüğünü kullanmalarını engellemektedir. Basın mensuplarının çalışma şartlarının iyileştirilmesi, haklarının evrensel standartlara kavuşturulması ve basın özgürlüğünü kısıtlayan engellerin ortadan kaldırılması, demokrasimize daha da güç kazandıracaktır. Tüm zor koşullara rağmen görevini yerine getirmek için gece gündüz çalışan basın emekçilerinin, Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nü kutluyor, Türk basınının bütün sorunlarından kurtulması ve gerçekten özgür bir çalışma ortamına kavuşmasını temenni ediyoruz.''

 

İP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Cengiz

İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Cengiz, ''Aydınlık dergisi Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım ve Ulusal Kanal İstihbarat Şefi Ufuk Akkaya, çakma ihbar mektubu dolayısıyla altı 6 aydır tutuklu'' dedi. Cengiz, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, Yıldırım ve Akkaya'nın serbest bırakılmasını istedi. Açıklamasında basın özgürlüğüne sahip çıkılması gerektiğini ifade eden Cengiz, iddianameye göre Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile dönemin KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat arasında geçen telefon görüşmesinin 18 Ekim 2009 tarihli Aydınlık dergisinde yayınlanmasından hemen sonra, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Elektronik Şube Müdürlüğüne e-posta yoluyla bir ihbar mektubu ulaştırıldığını belirtti. Cengiz ihbarda, ''Bugün Aydınlık dergisi manşetinde bahsedilen 'Başbakanın karanlık görüşmesi' Ergenekoncu Levent Ersöz'ün arşivindendir. Bu arşivde Başbakan ve çok sayıda AKP'li bakana ait ses kayıtları bulunmaktadır. Bu arşiv şu anda Aydınlık dergisinde bulunmaktadır. Bu ses kayıtlarının asıl kaynağı Deniz Yıldırım ve Ufuk Akkaya'dır. Dergiye bakarsanız anlayacaksınız. Kolay gelsin'' denildiğini ifade etti.

Bu haberin Aydınlık dergisinde yayımlanmadan altı ay önce Vatan gazetesinin sürmanşetinde yer aldığını belirten Cengiz, ayrıca bir internet sitesinden de yayımlandığını kaydetti. Cengiz, ''Bir gün önce de İşçi Partisi tarafından düzenlenen basın toplantısında basına duyurulmuştu. İşte bunu yayımlayan gazeteciler, 'özel hayatın gizliliğini ihlal ve devlete ait gizli bilgileri bulundurmak ve yayınlamak' suretiyle 'terör örgütü üyesi olmak suçunu' işlemişler. 27 yıldan 57 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları isteniyor. Aydınlık dergisi Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım ve Ulusal Kanal İstihbarat Şefi Ufuk Akkaya, çakma ihbar mektubu dolayısıyla 6 aydır tutuklu'' dedi.