Bilim neden kesinlik içermez?

Açıklayan değil anlayan bir psikiyatrinin, insana indirgemecilik tuzağına düşmeden yaklaşabilmesi için bilimin kesinlik takıntısından vazgeçmesi gerekir.

18 Temmuz 2021 Pazar, 10:30
Bilim neden kesinlik içermez?
Abone Ol google-news

Bilimlerin genel geçer, açık seçik bilgiyi sunduğu ve bunun tartışmaya kapalı apriori bir gerçeklik olduğu varsayımı gerçekten ürkütücü bir varsayım. Çünkü bu durumda oğlumun hiçbir şekilde üzülmediği bir yaşantıya benim acı çekerek yaklaşıyor olmam konusunda hiçbir bilimsel açıklamamız olmazdı ve ben kendimi bir baba olarak pek de iyi hissetmezdim. 

Herhangi bir şey hakkında sinirleniyor, üzülüyor ya da hayal kırıklığına uğruyor olmak konusunda hiçbir bilim dalının kesinlik içeren bir bilgi vermesi veya yorum yapması mümkün değilse, bilimsel açıklamaların gündelik hayatımızı nasıl düzenleyeceğimiz konusunda herhangi bir yorumu olabilir mi? Yanıt çok açık: Tabii ki hayır! O zaman doğa bilimleri ne işe yarar ve onların kesinliği konusunda öne sürülen iddialar ne kadar ciddiye alınabilir? 

Elbette yukarıdaki satırlarda örnek olarak verdiğim duygular ortaya çıktığında beyinde ne olduğunu, duyguların oluşumunda beyindeki işlevsel değişikliklerin nasıl olduğunu açıklayabiliyoruz sinir-bilimin gerçekten çok önemli bulguları sayesinde. Ama oğlumun bir yaşantıya hiç önem vermezken, benim aynı yaşantı nedeniyle neden acı çektiğimi sinir-bilim açıklayamıyor ve bir sinir-bilimci olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, sanırım hiçbir zaman da açıklayamayacak. Sinir-bilim çalışmalarından duyulan bu illüzyoner coşkuyu Karl Jaspers daha 1913 yılında yazdığı yazılarında ‘beyin mitolojisi’ olarak adlandırmıştı. 

Çizen: Özge Ekmekçioğlu

Açıklayan değil anlayan bir psikiyatrinin, insana indirgemecilik tuzağına düşmeden yaklaşabilmesi için bilimin kesinlik takıntısından vazgeçmesi gerekir. Genelde tıp ve özelde psikiyatri “bilindiği sanılan fakat bilinmeyen” şeylerle doludur çünkü.

Kendisi de bir fizikçi olan Andreas Moles ölçme ve kesinlik konusunda önemli bir tespitte bulunur ve herhangi bir konuda kesinliğe ulaşmamızın tek yolunun ölçmek ve böylece kesin doğruya ulaşmak olduğu düşüncesini aklımıza fizikçilerin soktuğunu söylüyor. Ölçmenin iyi, kesinliğin en iyi olduğu ‘inancının’ onların iddiası olduğunu belirtiyor ‘Belirsizin Bilimleri’ kitabının başlarında: “Fizikçilerin yöntemlerini pragmatik olarak meşrulaştıran başarıları o denli büyük olmuştur ki, sonuçta bu düşünceler bir ideolojiye dönüşmüştür.” Bir düşüncenin ideolojiye dönüşmesi düşünmeye devam etmenin önündeki en önemli engellerden biridir. Bu da doğa bilimi olmayan bilimlerin farklı metodolojilere ihtiyaç duyduğunu kabul edebilmemizi ve tek bilimsel metot olduğuna neredeyse ‘inanılmaya’ başlanan yöntemler dışında kalan her şeyin bilimdışı safsata olarak görülmeye başlanması tehlikesi içerir. 

Psikiyatr doğa bilimleri ile tin bilimleri arasında gidip gelmek zorunda olan bir bilim pratisyenidir.  Hiçbir psikiyatrik vakaya yalnızca doğa bilimleri yöntemleriyle yaklaşmamamız gerekir. Çünkü herhangi bir ölçekle bir kesinliğe sahip olmayan çok sayıda belirsiz etkenin yarattığı muğlaklığın neden olduğu sisten önümüzü görmemizin çok zor olduğu bir yoldur bir psikiyatri hastasının tedavisinde / psikoterapisinde bizi bekleyen.

O zaman yöntemimiz ne olmalıdır? Bu belirsizliklerle dolu durumun bize sunduğu avantaj belirsizliğin yol açtığı o muğlaklığın açıklamaya değil, anlamaya çalışmak için düşünmeye devam etmemizi sağlaması ve hayatı zenginleştirmesidir. Bu da birçok doğa bilimcinin safsata ve laf kalabalığı olarak gördüğü felsefenin psikiyatriyi neden tekrar antropolojik bir konuma çekecek tek yol olduğunu gösteriyor bana göre. “Bir değerlendirmenin belirsiz olması, epistemolojik değerden yoksun olması anlamına gelmez ve ondan, olduğu haliyle yararlanmamız gerekir,” der Moles. Açıklamanın imkânsız olduğu durumlarda bize kalan tek şey anlamaya çalışmaktır. Elbette Jaspers’ın dediği gibi, hiç kimseyi tam olarak anlamamızın mümkün olmadığını aklımızda tutarak.  

Yoksa bir zamanlar faşizmin çok daha sert bir şekilde yapmaya çalıştığı tektipleştirme çabalarını şimdi bilimsellik kisvesi altında çok daha incelikle ve mutluluk vaadiyle insanların zihinlerine ince ince kazıyan kapitalizm kazanacak ve dünya üzerinde herkesin aynı giysilerle dolaştığı, bütün kadınların seramik yaptığı, bütün erkeklerin yelken yapmaya çalıştığı bir küçük azınlık ve açlıktan ölmemek için çöp karıştıran milyarların başka başka nedenlerle ölümü beklediği mutsuz bir nondum homo sapiens potest sapere ırkı yaratmış olacağız kendi ellerimizle.