Biz ne ara kötü olduk?

Düşünün bir salgın var ve yalnız, yaşlı bir karı koca evde oturmuş ne olup bittiğini anlamaya çalışıyorsunuz. Zaten korku içindesiniz, her an tehlikede olduğunuz, bu virüsün en çabuk sizi etkileyeceği söyleniyor.

29 Mart 2020 Pazar, 14:29
Abone Ol google-news

Düşünün bir salgın var ve yalnız, yaşlı bir karı koca evde oturmuş ne olup bittiğini anlamaya çalışıyorsunuz. Zaten korku içindesiniz, her an tehlikede olduğunuz, bu virüsün en çabuk sizi etkileyeceği söyleniyor.

O sırada kapı çalınıyor ve güler yüzlü iki kişi Sağlık Bakanlığı'ndan geldiklerini ve size test uygulayacaklarını söylüyorlar. İçinizi bir ferahlık kaplıyor, neyse ki sizi de düşünen birileri var. Çıkıp hastaneye gidemezseniz diye onlar kalkıp gelmişler ve en kıymetli varlığınız olan sağlığınızı korumak için karşınızdalar.

Yüzünüze bir sprey sıkıp sizi bayıltacakları ve belki de yastık altına sakladığınız üç beş kuruşunuza göz diktikleri aklınızın ucundan bile geçmiyor.

Düşünün, bir hastanede hemşiresiniz. Geceniz gündüzünüze karışmış, günlerdir doğru dürüst ne yemek yiyebilmiş ne uyuyabilmiş ne de evdeki çoluk çocuğu görebilmişsiniz. Büyük bir risk altında çalışıyorsunuz çünkü virüs büyük ihtimalle etrafınızda bir yerlerde geziniyor. Fakat siz bu günler için yetiştirildiniz ve bunu umursamıyorsunuz bile.

Aklınızdaki tek şey etrafınızdaki hastalara yardım etmek. Eldiven ve maskelerin olduğu rafa doğru ilerliyorsunuz ama o da ne? Bu malzemeleri koyduğunuz yerde yeller esiyor. Biri hepsini çalmış ve size ilaç için bir tane bile bırakmamış. Gözlerinize inanamıyorsunuz.

Mesela bir tüccarsınız, elinizde bir süredir satamadığınız dezenfektan, kolonya ya da ihtiyaç duyulan başka bir malzeme var ve işte o gün geliyor. Aniden herkes elinizdekilerin peşine düşüyor, çünkü artık sağlık her şeyden önemli.

Malınıza biçtiğiniz değerin bir önemi kalmamış, isterseniz üç isterseniz beş katı fiyat koyabilirsiniz. Tabii hemen zam yapıyorsunuz, parası olan alır olmayan almaz, size ne?

Son günlerde duyduğumuz bazı fırsatçılık, hırsızlık hikayeleri bunlar. Kimse pek şaşırmıyor, artık alışılmış böyle hikayelere ama pek çok kişi aynı soruyu sormadan edemiyor; Biz ne ara böyle kötü olduk?

Cevap çok basit aslında. Onda var bende neden olmasın, o almış ben neden almayayım diye bir hırsı normal kabul ettiğimiz günden beri. Eskiden ailelerimizin hepimize daha küçük yaşlarda öğrettiği tevazu, kanaatkarlık gibi değerleri hayatın önemli rehberleri olarak sahiplenmeyi bıraktığımızdan beri. Markalar, avmler, teknolojik aletler, pahalı arabalar, gökdelenler hayatımızın tam ortasına yerleştiğinden beri. Arzu nesneleri hayatımızın asıl amacı olmaya başladığından beri…

Virüs neydi, canlı mı cansız mıydı, nasıl yaşar nasıl ölürdü hatırlamıyoruz. Pek çoğumuz orta okul lise bilgilerimizi çoktan unutmuşuz. Bunları bize öğretmişlerdi ama öğretilen pek çok şey gibi bunlar da aklımızdan çıkmış çoktan. Okul bahçesinde çocuklarsa aralarında konuşuyorlar. Olan bitene pek aldırmıyorlar. ‘Bize bir şey olmaz, bizim bağışıklık sistemimiz güçlü, büyükler düşünsün’ diyorlar. Bencilliğin her yerde kol gezdiği bir çağda kendilerinden başkasını düşünmüyorlar diye onları suçlayabilir miyiz? Bence bu haksızlık olur. Haklılar, onlar daha çocuk, asıl başını ellerinin arasına alıp düşünmesi gerekenler biziz.

Hazır evdeyiz, düşünelim, sakince uzun uzun düşünelim.