BM raporu dikkat çekti: İstanbul Sözleşmesi çocukların da güvencesiydi

BM’nin ÇEZE raporuna göre, Türkiye’de erkeklerin sadece yüzde 25’i, kız çocuklarını 15 yaşına kadar çocuk sayıyor; katılımcıların yüzde 18’i çocuk yaşta zorla evliliğin bir cezasının olmaması gerektiğini söylüyor. Avukat Fırat Çiçek ve Gündem Çocuk kurucularından Ezgi Koman, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılma aşamasında rapora yansıyan tabloyu Cumhuriyet’e değerlendirdi.

22 Nisan 2021 Perşembe, 14:11
BM raporu dikkat çekti: İstanbul Sözleşmesi çocukların da güvencesiydi
Abone Ol google-news

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na sayılı günler kala Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (BM Un Women), Türkiye’de çocuk yaşta zorla evliliklere bakış açısını ortaya koyan bir rapor yayımladı.

Rapora göre, Türkiye’de erkeklerin sadece yüzde 25’i, kız çocuklarının 15 yaşına kadar çocuk sayıldığını düşünüyor. Katılımcıların yüzde 18.1’i erken yaşta ve zorla evliliğin bir cezası olmaması gerektiğini düşünüyor. Araştırma, bir kız çocuğu için evlilik kararı alırken son sözün baba ve annede olduğunu söyleyenlerin yüzde 27.9 iken oğlan çocuğu için bu oranın yüzde 23.8 olduğunu gözler önüne seriyor.

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ ÇOCUKLARIN GÜVENCESİ”

İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi üyesi avukat Fırat Çiçek, rapora ilişkin Cumhuriyet’e yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin çocuk hak ihlallerinde “vahim bir durumda” olduğunu dile getirdi.

Çiçek, “İstanbul Sözleşmesi’nin 37. maddesi taraflara çocuğu kasten evliliğe zorlamanın cezalandırılmasını temin etmek üzere gerekli yasal ve diğer tedbirleri alması yönünde sorumluluk yüklemiştir. Kamu otoritesi tarafından çocuk yaşta evliliklerin önlenmesi ve engellenmesine yönelik yaptırımların ve denetimlerin artırılması gerekiyor iken bu konuda devlete sorumluluk yüklediği İstanbul Sözleşmesini kaldırmak çocuk yaşta evlilikleri meşrulaştırmak anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

İstanbul Sözleşmesi’nin çocukların insan hakları güvencesi olduğunu vurgulayan Av. Çiçek şunları kaydetti:

“Sözleşmenin kaldırılma aşamasına gidilmesinin ardından bazı çevreler tarafından Lanzarote Sözleşmesi'nin de feshedilmesi gündeme getirilmişti. Unutulmamalıdır ki bu sözleşme Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel İstismar ve Sömürüye Karşı Korunması Sözleşmesi’dir. İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması ve Lanzarote Sözleşmesi’ni gündeme getirme çabaları 2016 yılından beri süregelen çocukların cinsel istismarının affı yasa tasarısına zemin hazırlığı da olabilir. Bilmelidirler ki çocuklar cinsel obje değildir, evlilik kurumunun tarafı olmamalıdırlar. Çocukların erken yaşta ve zorla evlendirilmelerine, her türlü cinsel suistimale ve cinsel istismara karşı önleyici, koruyucu ve ceza hukukuna ilişkin yanlarına odaklanan kapsamlı bir mekanizmanın oluşturulması gerekiyor.”

“ÇOCUKLAR KİMSEYE AİT DEĞİL”

BM’nin ÇEZE raporundaki verileri Cumhuriyet’e değerlendiren Gündem Çocuk Derneği Çocuk Hakları Merkezi'nin koordinatörü Ezgi Koman, çocuk ihlallerinin temel sebeplerinden birinin Türkiye’de çocuğu algılama biçimi olduğunu belirtti. Koman, rapordaki verilerin Türkiye’de çocukların hakları olan bir birey olarak değil, ailenin “malı” olarak görüldüğünü ortaya koyduğunu ifade etti. 

Koman şunları kaydetti:

“Rapora göre erkeklerin sadece yüzde 25’i kız çocuklarını 15 yaşına kadar çocuk sayıyor, bu yüzde 75’inin saymadığı anlamına geliyor. Biz ısrarla 0-18 yaşın çocuk olduğunu söylüyoruz. Başka veriye göre evlilik kararının ailede olmasını isteyen yüzde 27’lik bir kesim var. Bu da aslında çok büyük bir rakam bu çocuk hak sahibi, özgürlük sahibi bir birey değil, ailenin 'malı' olarak gördüğü, annesi babasının kendine ait olarak yorumladığı dolayısıyla üzerinde hak sahibi olduğu varlıklar olarak görülüyor. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin söylediği gibi 0-18 yaşın çocuk olduğunu, çocukların özel bir algılama biçimleri, özel ihtiyaçları olduğunu çünkü bu dönemin gelişimin en hızlı dönemi olduğunu ısrarla söylememiz gerekiyor. Aynı zamanda da özel bir dönem olan çocukluğun ve çocukların da kimseye ait olmadığı, bağımsız hak sahibi, özgürlük sahibi bireyler olduğu , yetişkinlerin çocuklar üzerinde hakları değil sadece onların kendilerini gerçekleştirmeleri için birtakım düzenlemeler yapmakla ilgili birtakım sorumlulukları var.”

“ÇOCUK EVLİLİKLERİ BİR ŞİDDET TÜRÜDÜR”

Çocuk hakları aktivisti Ezgi Koman, tecavüz affı olarak bilinen ve meclise defalarca gelip geri çekilen yasa tasarısının İstanbul Sözleşmesi’nden çıkma aşamasında gündeme gelebileceğini belirtti. BM’nin ÇEZE raporunda ortaya koyduğu, çocuk yaşta evliliklerde cezanın olmaması gerektiğini düşünen kesimi Koman şöyle yorumladı:

“Çocuk evlilikleri bir şiddet türüdür. Sadece bir cinsel şiddet değil. Çocuklar evlendirildikleri zaman eğitim hakkından sağlık haklarına, tedaviye erişime, sosyal gelişimleri açısından birtakım sınırlamalara karşı karşıya kalıyorlar. Bu bir dizi hak ihlaline ve yeni hak ihlalleri ortaya çıkımasına neden oluyor”

Koman, çocuk yaşta evlilikte ceza olmasını istemeyenlerin erken yaşta evlilik mağdurlarından söz ettiğini ama tanımlamanın yanlışlığını şu sözlerle açıkladı: 

“Biz çocuk evliliğini şiddet olarak gördüğümüz için orada çocukla evlenen yetişkini bir mağdur olarak görme şansımız yok, o şiddeti uygulayan bir fail. Tecavüz affı yasa tasarısı faillerin affedilmesinin önünü açıyor, asla kabul edilebilir bir şey değil. Onun dışında çocuk evlilikleri meselesinde bir bahane olarak bazı topluluklarda çok meşru olarak görülüyor gibi bir algı söz konusu. Aslında böyle bir durum yok. O topluluklarda bir yandan bir yoksulluk meselesi var zaten. Ama aynı zamanda siz çocukların cinsel gelişiminden, cinsel özgürlüğünden söz etmezseniz, ergenlik döneminin olağan gidişinin, ihtiyaçlarını karşılayacak kendi gelişimsel özelliklerine göre bu tür olanaklar sunmaz, doğru bilgilendirmeler, bilime dayalı yönlendirmeler yapmazsanız bu durumda da çocuklar aslında kendi tercihleri gibi evlenmek istiyor. Oysa biz biliyoruz ki evlilik yetişkinler için bile oldukça sorumluluklar getiren bir kurumken çocukların bunu yaşaması bir dizi ihlalin önünü açacak bir durum. Dolayısıyla biz ısrarla çocuk evlilikleri bir ihlal türü bir şiddet türü diye dile getiriyoruz”

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN FESHİ

26 Mart’ta yaptığı açıklamada AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kadına yönelik şiddetin ve aile içi şiddetin önlenmesi ve mücadelesine ilişkin imzalanan İstanbul Sözleşmesi’nden 3 ay içinde çıkılacağını söylemişti.

TÜİK VERİLERİNE GÖRE ÇOCUK

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine; 2018’de 15 yaş altı 11 binden fazla kız çocuğu doğum yaptı. 2019’da 16-17 yaş grubunda olan 17 bin 047 kız çocuğu evlendirildi; 15 yaşın altında 142 kız çocuğu, 15-17 yaş arasında ise 9 bin 714 kız çocuğu doğum yaptı. 2001-2019 yılları arasında doğum yapan çocukların sayısı 542 bin 821 olarak kayıtlara geçti.