Davutoğlu'ndan Erdoğan'a 'ihanet' tepkisi: Değerleri yerle bir etti

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ilgili, "Cumhurbaşkanı milletten koptu. Cumhurbaşkanı bizim inandığımız temel değerleri yerle bir etti. Dolayısıyla burada bir sadakat eksikliği varsa bir ihanet söz konusuysa tamamıyla bu Sayın Cumhurbaşkanı'nın bizim değerlerimize ihanetidir" diye konuştu.

22 Mayıs 2021 Cumartesi, 10:54
Davutoğlu'ndan Erdoğan'a 'ihanet' tepkisi: Değerleri yerle bir etti
Abone Ol google-news

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Karar TV'de gündeme ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. İYİ Parti lideri Meral Akşener'e yönelik İkizdere'de yaşanan provokasyonu değerlendiren Davutoğlu "Gerçekten hepimizin ciddi şekilde üzerinde durması gereken saldırıydı. Sayın Selim Temurci'den de bilgi aldım. Doğal tepkiyi anlarsınız. Ama Sayın Akşener'e yapılan saldırıya baktığımızda hiç de doğal görüntü vermiyor. Bu bir hak tepkisi değil. Ben kendisiyle de konuştum. Dışarıdan yönlendirilmiş bir grubun yaptığı faaliyetler" ifadelerini kullandı.

"MUHAFAZAKARLARIN ARINMAYA İHTİYACI VAR"

Davutoğlu, açıklamasında şunları kaydetti: Benim dediğim vatandır, benim dediğim dindir' dediğiniz zaman Sedat Peker de kendisini bir rol biçiyor. Herkes vatanı savunmak için kendisine rol biçiyor. Bugün milliyetçi-muhafazakar kesimin çok ciddi bir arınmaya ihtiyacı var. Özgürlükçü bir din anlayışı ile bütün o yıpranmış değerleri inşa etmemiz lazım. Bu sadece siyasi bir sorun değil, bu bilimsel, entelektüel ve bir aydın sorunudur ayrıca. Vatan ve din kavramlarını kendisi etrafında yorumlayanlar en çok da vatan ve din kavramlarına zarar veriyorlar. Bizim burada özgürlükçü bir çizgiyi tutturmamız lazım.

"KİŞİSEL HUKUKU YERLE BİR ETTİ"

"Adayım Erdoğan' açıklaması 2018'dedir. 2016'da da partiden ayrılırken de bağlandığım husus değerlerimdir. O gün kişisel hukukları, Cumhurbaşkanı'nın hukukunu, parti hukukunu, oy veren vatandaşların hukukunu ve bütün oy vermeyen vatandaşların hukukunu koruyacağım dedim. Bu hukukların hepsi çok önemli. Kişisel hukuku ben koruyordum. Cumhurbaşkanı korumadı. Cumhurbaşkanı'nın kişisel hukukunu zedeleyen bir şey söylemedim. O dolandırıcı diyerek bu kişisel hukuku yerle bir etti. Ayrıca o gün de ihanet etmemiştik. Orada bir parti-içi bir darbe yaşandı. Parti hukukunu da korudum. AK Parti içerisinde söylemediğim hiçbir sözü, dışarıda söylemedim. AK Parti içindeyken de dışarıda hiçbir siyasi kompozisyon içine girmedim. İçeride mücadele ettim, sonra manifesto yayınladım. Dışarıda söyleyeceklerimi söyledim ve sonra AK Partililer dedi ki; biz buna dayanamıyoruz Cumhurbaşkanı ve bize ihraca sevk etti. O hukukları zedeleyen beni ihraca sevk eden Cumhurbaşkanı'dır. Hakikati söylediğim için sevk eden. Ayrıca aynı konuşmada bakılırsa bundan sonra bir nefer ve vatandaş olarak bu değerleri savunacağımı da söylüyorum. Dolayısıyla itaat, sadakat nihai kertede savunduğumuz değerlerdir.

"CUMHURBAŞKANI İNANDIĞIMIZ TEMEL DEĞERLERİ YERLE BİR ETTİ"

Ayrıca şunu da söyleyeyim 2016'da benim bıraktığım AK Parti hatta Cumhurbaşkanı bugünkü AK Parti ve Cumhurbaşkanı mı? Onlar o günden bugüne ne kadar yozlaşıldığını görmüyorlar mı? O gün ortalıkta bugün olduğu gibi yolsuzluklar furyası bu hadde gelmiş miydi? Vardı, onlarla mücadele etmek istedim. Ama bugün gelinen nokta Allah aşkına aynı AK Parti'den mi bahsediyoruz? AK Parti durduğu yerde durmuyor. Öyle görüyorlar ki AK Parti sabit, değişen benim. Hayır, AK Parti değişti, bozuldu ve çürüdü. Cumhurbaşkanı değişti. Cumhurbaşkanı milletten koptu. Cumhurbaşkanı bizim inandığımız temel değerleri yerle bir etti. Dolayısıyla burada bir sadakat eksikliği varsa bir ihanet söz konusuysa tamamıyla bu Sayın Cumhurbaşkanı'nın bizim değerlerimize ihaneti, savunduğumuz değerlere ihaneti söz konusudur. Bizim ise savunduğumuz değerler adına Cumhurbaşkanı'na hakkı ve adalete davet ettik. Yürümeyince onlar bizi ihraca sevk etti.

PEKER'İN SOYLU İLE İLGİLİ İDDİALARI

Peker bir taraftan damada Pelikancılar diyerek, diğer taraftan Süleyman Soylu'ya... Sayın Soylu pandemi gecesi vahim bir hatadır. Milletin hayatını riske ettikleri hatadır. Hem Cumhurbaşkanı hem kendisinin hatasıdır ama o sebeple istifa etmeye kalktığında sokaklar arabayla dolmuştu. Çünkü organize olan ekipler o gün onun yanındaydı. Şimdi yanında değiller. Şimdi kimse çıkıp savunmuyor. Demek ki, o mobilize dayalı ekiplere dayalı siyaset yapmanın sonu geldi. Bu bir sezgi ama bu gece bir görev değişimi olabilir. Bu tür kararnameler cuma gecesi çıkar. Cumhurbaşkanı sahip de çıkmıyor, ortada bırakıyor. Damat Bakan ile Soylu'nun rekabeti devam ediyorsa, bu gece uygun vakit" diye konuştu.

"BÜTÜNÜYLE YENİDEN TANZİM EDİLMESİ ŞART"

Bugün karşı karşıya kaldığımız şey; münferit bir olay değil. Bir bölgeyi, bir kurumu ilgilendiren bir olay da değildir. Bugün karşı karşıya kaldığımız tablo, sistemin tümünün çürümesi ile ilgili, kangren bir hal alması. Dolayısıyla buna müdahale, tek taraflı müdahale olmaz. Şimdi Süleyman Soylu'yu konuşuyoruz ama bugün benim yetki olursa bütün devletin anatomisini çıkarırdım. Devletin bu konuda bütünüyle yeniden tanzim edilmesi şart. Çözüm; demokratik hukuk devleti. 15 Şubat'ta açıkladığımız belgede de şöyle demiştim: Otoriter yolsuzluk düzeni var bugün. Bir kartel devlet anlayışı. Bir narko-devlet anlayışı, bir otokrasi var. Buna karşı bizim savunacağım şey; demokratik hukuk devleti. Bunu da tanımlamak için de siyaset ,ekonomi ve medya üçgeni yeniden tanzim edilmeli.