Demokrasi oyunları

Pandeminin bunaltıcı ayları geride kalıp keyifli bir yaz geçirmeyi umut ederken haziran ortasında parlamentodaki fay hatlarının hareketlenmesi yüzünden siyasi arenada büyük bir sarsıntı yaşandı.

04 Temmuz 2021 Pazar, 02:00
Demokrasi oyunları
Abone Ol google-news

Kiraların piyasa koşullarına göre belirlenmesi yolundaki hükümet önerisine, Sol Parti şiddetle karşı çıktı. Parti lideri Nooshi Dadgostar, konuyu başbakanla tartışmak istedi ancak başbakan talebi duymazlıktan geldi. Dadgostar da başbakana 48 saat mühlet vererek yasa önerisi geri çekilmediği takdirde güvenoylaması isteyeceğini duyurdu. Başbakan zor durumda kalmıştı. 

Kiralarla ilgili öneri, 2018 seçiminden sonra hükümet kurulmasına şartlı destek için Merkez Parti’nin, Sosyal Demokrat Parti’ye kabul ettirdiği 73 maddelik antlaşma metninde yer alıyordu. Dolayısıyla öneriden geri adım atmak Merkez Parti’nin desteğini kaybetmek anlamına gelecekti. 2019’dan bu yana dayatmalarından birçoğunun yasalaşmasını sağlayan Merkez Parti, siyasi krizin derinleşmemesi için yasa önerisinde değişiklik yapmayı kabul etti. Yasa önerisi yeni kiralık konutlar için geçerli olacaktı. Kiralar da konut sahipleri ve kiracılar derneğinin pazarlığıyla belirlenecekti. Sol Parti bu öneriyi de kabul etmedi. Dadgostar, Sosyal Demokrat Parti’nin, sağdan gelen dayatmalara boyun eğerek İsveç Modeli’ni kuşa çevirdiğini bu yüzden daha fazlasına izin vermeyeceklerini bildirdi. 48 saat dolunca da güvenoylaması için başvurdu. 21 Haziran 2021’de, İsveç tarihinde ilk kez bir başbakan güvenoylamasıyla düşürüldü. 

TAKTİK SAVAŞI

Parlamentonun güvenini kaybeden başbakanın önünde iki yol vardı. Ya üç ay içinde seçime gidecekti ya da görevden çekilecekti. Başbakanın bu iki seçenekten birini tercih için bir haftası vardı. Başbakan Stefan Löfven, “İsveç için en iyisi neyse onu tercih edeceğim” dedi. Doğrusu güvenoylamasını kaybetmiş Löfven’in konuşması ülkede panik havası yaratmadı. Gelişme bütün dünyada haber oldu ama kimse umutsuzluğa kapılmadı. Dadgostar, güvenoylaması isteyeceğini açıklayınca daha fazla heyecan yaratmıştı. Siyasetin nabzını tutan herkes gelecek yıl yapılacak seçimlere yönelik bilek güreşinin başladığını sezdi. Nitekim, Löfven bir hafta sonra, pandemi koşullarında seçime gitmenin doğru olmayacağını bildirerek görevi bıraktı. Parlamento Başkanı, hükümet kurması için sağ kanadın en büyük partisi muhafazakârların liderine görev verdi ama o da ikinci gün yeterli destek bulamadığı gerekçesiyle görevi iade etti. Böylece top gene Löfven’e geçti.

Partilerin seçime hazır olmadığı belliydi. Toplam sandalye sayısı 174 olan sağ kanattaki partiler, hükümet kurmaya talipti ama olağan müttefikleri Merkez Parti’yi saflarına gelmeye ikna edemiyorlardı. Merkez Parti, ırkçı hareketten gelen İsveç Demokratları’yla işbirliğine yanaşmıyordu. Üstelik hükümet olmalarına verdiği destekle Sosyal Demokrat Parti’ye yeni liberal politikaları dikte ettiriyordu. Sosyal Demokrat Parti ise 2018 seçiminden sonra, yeni liberal politikalar yüzünden çok yıprandı. Yıprananların mağduriyeti oynamaları siyasetin doğasında olan bir şey. Löfven, Sol Parti’nin aslında kendisi için can simidi olan güvenoylamasıyla, kiraların piyasa koşullarınca belirlenmesi gibi seçmen kitlesine ters düşen, milyonların tepkisine yol açacak bir yasanın sorumluluğundan kurtulmuş oldu. Önümüzdeki günlerde muhtemelen güvenoyu alacaktır. 

YOLDAŞ YÜZDE DÖRT

Haziran ortasından bu yana kurallara göre oynanan bir oyun seyretmekteyiz. Ne siyasi partiler arasında sertleşme oldu ne de basında ağır eleştiriler okuduk. Tabii ayak oyunlarının demokrasinin sınırlarını zorladığı yolunda uyarılar yapılmadı değil. Dagen Nyheter’in ağır toplarından Ewa Stenberg, “Parlamentoda olanlar, Netflix’te seyredebileceğimiz entrikalardan ibaret dizileri andırıyor” diye yazdı. Prof. Sofia Näsström de Dagens Nyheter’de yayımlanan söyleşisinde, “Sadece oyundan ibaretmiş gibi görülen siyaset, hükümet kriziyle dibe vurdu” diyerek partilerin sınırları çok zorladığına dikkat çekti. Aftonbladet’in başyazısındaki “Salonda toplanan yetişkinler siyaseti oyuna çevirdi” ifadesi sanki “işin suyunu çıkarmayın” demek istiyordu. 

Peki, işin suyu çıktı mı? Kırmızı kartlık bir hareket yok. Sahnede herkes oyunu kurallarına göre oynadığından suçlamak mümkün değil ama şike söylentileri de fısıltı halinde konuşuluyor. Sol Parti’nin çıkışı dostların yüzünü güldürdü. Sol Parti’nin eski adı Sol Parti Komünistleri idi. Bu parti taaa o zamanlardan beri, sağcıların iktidar olmaması için Sosyal Demokrat Parti azınlık hükümetlerini dışardan destekledi. Bazen yüzde dörtlük barajın altına düşme tehlikesi belirdiğinde, Sosyal Demokrat Parti, seçmenini barajı geçmesi için belirli bölgelerde Sol Parti’ye yönlendiriyordu. Bunu herkes biliyordu. O yüzden de eskiden beri Sol Parti’ye “Yoldaş yüzde dört” denir. Sol Parti artık baraj sınırının çok üzerinde oy alıyor. Hele Nooshi Dadgostar’ın çıkışıyla şu sıra yüzde 13’e tırmanmış gözüküyor. Dolayısıyla 2022 seçimine bu rüzgârla gidilirse sol kanat bugüne göre muhtemelen daha güçlü olacak. Tabii Sosyal Demokratlar biraz akıllarını başlarına toplarsa. Löfven’in çalımları bu işareti veriyor.

[email protected]