Deprem erken algılama ve uyarı sistemi nedir?

Deprem erken uyarı sistemi nedir? Uygulanabilecek bireysel uygulamalar ile depremden nasıl kurtulabiliriz? Deprem Erken Algılama ve Uyarı Sistemleri geliştiren ve yöneticilik yapan Ömer Tarhan Dıvarcı, deprem erken algılama ve uyarı sisteminin deprem karşısında nasıl savunma gücü olarak kullanılabileceğini Cumhuriyet'e anlattı.

29 Eylül 2020 Salı, 09:00
Deprem erken algılama ve uyarı sistemi nedir?
Abone Ol google-news

Son dönemde özellikle Ege bölgesinin sık sık sallanması ile beklenen olası büyük deprem tehlikesi tekrardan Türkiye’nin gündemine girdi.

Ancak uzmanlar artık büyük depremi beklemek yerine hızlı bir şekilde depreme karşı alınması gereken tedbirlerin hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, teknolojik sistemlerin önemini vurguluyor.

Uygulanabilecek sistem ile saniyeler öncesinde deprem olacağını öğrenebilmek mümkün. Uzmanlara göre erken uyarı sistemi olası büyük depremde 20-25 milyon kişinin hayatını kurtarabilir.

Doğa olayları, değişen iklim şartları ve Türkiye’nin yüzde 92’sinin deprem bölgesi olmasının altını çizen Ömer Tarhan Dıvarcı, “Bu sefer tehlike milli güvenlik sorunu aşamasında olup, yeni teknolojiler ile bertaraf edilebilir. Fakat bunun için sanayi kuruluşları bilimsel yaklaşımları kabul etmeli ivedilikle hayata geçirmeli. Sanayi kuruluşlarında mühendislik birimleri bilimsel yaklaşımları formasyonu gereği kabul edip, kendi alanları ile bütünleştirebiliyorlar, ancak İş Sağlığı Güvenliği (İSG) birimleri yenilikleri uyarlama ve uygulama noktasında çok yetersizler” dedi.

“SİSTEMİN ŞAŞIRMA İHTİMALİ YOK”

Deprem erken algılama ve uyarı sisteminin hayat kurtarıcı özelliklerinden bahseden Dıvarcı, şunları kaydetti:

“Kişinin deprem merkezinizden uzaklığı ile ilgili fay hattına en yakın olan yerleşime erken uyarı 8 saniye öncesine kadar verilebilir. Deprem merkezinden daha da uzaklaştığımız zaman bu süre değişebiliyor. Örnek olarak; Sarıyer tarafındasınız ama deprem Silivri’de oldu. Orası için artık 15-20 saniyeleri konuşabiliriz.

Sistemin şaşırma ihtimali yok. Sistemi yüzde yüz performans ile çalışacak şekilde kurgulayarak, yazılımınızı ona göre ayarlayabiliyorsunuz. Doğru kurgulanmış sistem ile insanları yüzde yüz gerçeklik ile uyarabilirsiniz.”

“10-15 SANİYEYİ KIYMETLİ GÖRMÜYORLAR”

Sistemin yaygın kullanılmamasının sebeplerini anlatan Dıvarcı, şu ifadeleri kullandı:

“Deprem konusunda Türkiye’de bir takım icraatlar yapılıyor ama 20 senedir deprem erken uyarı sistemi ile ilgili hiçbir şey yapılmıyor. Bilim dünyasındaki insanlar ve profesörler depremin nasıl ortaya çıktığını çok iyi biliyorlar ama nasıl bir tedbir alınması gerektiği hakkında çok fazla bilgileri yok. Bu durum sanayi ile ilgili olan deneyim eksikliğinden kaynaklı.

Başka bir problem ise; bahsettiğimiz bilim insanları 10-15 saniyeyi kıymetli görmüyorlar. 10 saniye içinde boşaltılan binalar var. Bu sisteminin yaygınlaşmamasının altında yatan nedenlerden biri 20 yıl boyunca bu uygulamayı kabul etmeyip bir şey yapamamış olmanın getirdiği baskıdır.”

“YURTTAŞLARIN YAŞAMA HAKKINI ELİNDEN ALIYORSUNUZ”

Erken algılama ve uyarı sisteminin yaşam hakkının bir parçası olduğunu vurgulayan Divarcı, “Hiç kimse bir insanın yaşam ve yaşama hakkının elinden alamaz. Bilim insanı dahi olsanız alamazsınız. Burada 6-8 saniye yetersiz diyerek aslında siz yurttaşların yaşama hakkını elinden alıyorsunuz. Bu hukuki olarak mümkün olmayan bir şey. Kimsenin bu sistem çalışmaz demeye hakkı yok. Bu durumun karşılığında hukuki süreç başlatılması lazım. Çünkü benim 3-5 saniyeme bir başkası karar veremezsiniz. Neye istinaden bu söyleniyor? 20 saniyelik süre elde edebilecek bir insanın da önünü kesiyorsunuz. Bu sistem, İstanbul’a 3-3 buçuk milyon Avro gibi bir maliyetle kuralabilir. Bahsettiğim rakam aşağı yukarı İstanbul’un bir buçuk yıllık lale parasına karşılık geliyor” diye konuştu.

“EĞİTİM ŞART”

Yurttaşların bireysel olarak da alması gereken tedbirler olduğundan bahseden Dıvarcı, “Evde kendinize güvenli bir ortam yaratabilirsiniz. En küçük odanızı güçlendirerek güvenli alan haline getirebilirsiniz. Bir binada her katta aynı odanın güçlendirildiğini düşünün, bu şekilde binanın statiğini de güçlendirmiş olursunuz. Bunlar bireysel olarak yapılabilecek basit uygulamalar.

Yurttaşların bilinçlendirilmesi gerek, eğitim almaları şart. Erken uyarıyı alıp o uyarıyı etkili bir şekilde kullanmanız lazım. Bu yöntemlerin hepsi bilimsel test raporları ile de ispat edildi. Bu sistemin varlığını Boğaziçi Üniversitesi, AFAD, Ege Üniversitesi herkes biliyor ama herkes ‘8-10 saniye yetersizliğine’ takıldığı için bir yere varamıyor. Ben 1 saniye daha yaşayacaksam bunun kararını kendim vermek isterim” ifadelerini kullandı.

Dıvarcı son olarak tehlikenin büyük olduğunu söyleyerek şunları kaydetti:

“Beklenen büyük bir deprem var. Kaç kişi ölecek ya da kurtulacak bilmiyoruz. Bahsettiğimiz sistem 20-25 milyon insanın kaderini etkiliyor. Japonya, Meksika neden kullanıyor bu sistemi? Onlar sürelerin kısa olduğunu bilmiyor mu? 2006 yılında İtalya’da büyük bir deprem gerçekleşmişti. Oradaki bilim insanlarının tamamına gösterdikleri benzer tavırdan dolayı devlet ve depremde hayatını kaybeden kişilerin aileleri tarafından davalar açıldı.

Deprem erken uyarı sistemi ile 30 saniye öncesine kadar uyarı alabilecek yerler var. Bu insanların tehlikeli binaların içinde durmaması gerek. Yapılması gereken o kadar çok şey var ki…”

DEPREM ERKEN ALGILAMA VE UYARI SİSTEMİ NASIL ÇALIŞIR?