"Devler, Devcikler" Görev Başında

12 Ekim 2009 Pazartesi, 06:23
Abone Ol google-news

Şimdi aramızda olmayan değerli hukuk bilgini Prof. Seha L. Meray’ın Cumhuriyet gazetesinin 19 Ağustos 1976 tarihli sayısında yayımlanan “Su Başlarını Devler Tutmuş” başlıklı yazısında yer alan, belleğimden bir türlü silinmeyen sözleri şöyleydi: “Su başlarını tuttuklarını sanan devler, devcikler, kendilerini dev aynalarında görenler ne yaparlarsa yapsınlar, en sonunda, masallarımızda olduğu gibi gerçek yaşamda da, insanoğlu sırtını yere getirir devlerin. Bir kötü sondur kötü devlerin sonu.” Aradan otuz üç yıl geçmesine karşın Prof. Meray’ın bu sözleri güncelliğini koruyor, günümüzün olaylarına da ışık tutuyor.

Yazın dünyamızın geçmişteki ünlülerinden Naki Tezel, 1971 yılında yayımlanan “Türk Masalları” kitabında devlerin masallarımızın vazgeçilmez kahramanlarından olduğunu vurguladıktan sonra onları şöyle tanımlar: “Çoğu zaman çevresi yüksek ve kalın duvarlarla, dikenli bahçelerle çevrili büyük köşklerde, kendilerine mahsus saraylarda yaşar. Devlere hoşlanacakları biçimde yanaşırsanız, istediğiniz şeyi verirler. Ne güçlüğünüz varsa giderirler. Devler, kendilerine kötülük yapmak isteyenleri ele geçirirlerse, kızartarak yerler.”

Ortalıkta dolaşan, sırtları kolay kolay yere gelmeyen, kendilerini dev aynalarında gören günümüz devlerine ve devciklerine nasıl da uyuyor Naki Tezel’in bu tanımı...

Toplumsal duyarsızlığımızdan yararlanan dışımızdaki “devler” ile onların güdümünde hareket eden içimizdeki “devcikler”, sindirme yöntemleriyle yarım yüzyıldan beri ülkemizde yeni bir düzeni yerleştirmek için elbirliği ile çalışmaktadırlar. İnandırıcılıktan yoksun, gerçekleri yansıtmayan, düzeysiz söylemlerle halkımızı kandıranlar Atatürk’ün kurduğu laik Cumhuriyetin kalan son kalelerini de ele geçirmek üzeredirler. İnanç sömürüsü yapanlar, sadaka dağıtarak sosyal devlet rolüne soyunanlar, ne acıdır ki, derin bir uykuya dalan ve bir türlü uyanamayan halkımız tarafından baş tacı edilmiştir. Oysa Türkiye dıştan kurgulanan, içimizdekiler tarafından da desteklenen, içeriği belli olmayan kimi açılım projeleriyle bir dönüm noktasına doğru hızla yol almaktadır.

Prof. Seha L. Meray, “Su Başlarını Devlet Tutmuş” yazısını şu sözlerle noktalamıştı:

“Günümüz devlerinin gerçek korkusu, halkın bilinçlenmesi: Artık taş yerine, oyla seriyor halk devleri yere.”

İçten ve dıştan tezgâhlanan kimi oyunlarla ulusal bilinci giderek zayıflayan, eğitimden yoksun bırakılmış, akıl dışı öğretilere kendini kaptırmış bir halkla seçim sandığında oylarımızla “devleri” ve “devcikleri” nasıl yere sereceğiz? Ünlü yazar Ionescu, “Gergedan” adlı oyununda “toplum yaşamında fanatizme dönüşen bir akımın insanı nasıl insanlıktan uzaklaştırdığını” yazar. Ionescu sözlerini şöyle sürdürür: “Bir sabah kalktığınızda gergedanların ortalığı sardığını görürsünüz. Gergedanların girdiği yerde değişim başlar, insanlar artık baskıyla değil, kendi istekleriyle gergedanlaşırlar.”

Toplumsal dengesizliğin altüst edildiği, işsizliğin ve ekonomik çöküntünün, bayağılığın, görgüsüzlüğün ve kültürel kirlenmenin doruk noktasına ulaştığı bu duyarlı dönemde dışımızdaki devlerle, içimizdeki devcikler devleti paramparça ederek ülkemizi çağdaş bir Cumhuriyetten ortaçağ karanlığına götürmenin çabası içindedirler. Devlerin, devciklerin her çeşidi ortalıkta dolaşıyor. Toplumsal, bireysel yaşamımızı, ulusal birliğimizi ve üniter devlet yapımızı tehdit eden onlar.. ama bir gün gelecek her şey onların istediği gibi olmayacak.

 

Daver Darende Emekli Diplomat-Yazar