Dört yanımız ateş

Avrupa’da büyüme rakamları gelecek yıl için de umut vermiyor. Kuzey Afrika, İran, Suriye, İsrail/Filistin’de de jeopolitik gerilimler ve emtia fiyatlarının düşüşü Türkiye’ye çepeçevre sarmış durumda. En iyi ekonomik partnerler petrol üreten ülekeler olarak sıralanıyor.

05 Kasım 2013 Salı, 21:29
Abone Ol google-news

İhracat hedeflerini tutturamayan ve başta enflasyon olmak üzere bir dizi hedefi revize eden ülkeyi zor bir yeni yıl bekliyor. Zorlu bir dönemden geçen Avrupa’da önemli miktarda düzelme olmasına rağmen nominal GSYIH büyümesinin sağlanması gerektiğine dikkat çeken Euler Hermes, Afrika ve Asya pazarların Türkiye için önem kazandığını vurguluyor. Türkiye sektör beklentileri, ticari ilişkiler açısından riskli ülkeler konusunda Cumhuriyet için özel bir değerlendirme yapan Euler Hermes Türkiye Genel Müdürü Özlem Özüner, Afrika ve Ortadoğu bölgesinde 2013 büyüme beklentileri sınırlı olmasına rağmen, 2014’te de yüzde 4.3’lük artış beklendiğini dile getirdi. Türkiye’nin ekonomik ilişkileri açısından bölge ve ülkelerin risklerini değerlendiren Özüner’in verdiği bilgiye göre, petrol üreten ülkelerde sosyal ve altyapı harcamaları ile desteklenecek bir büyüme kaydederken ihracat açısından bakıldığında petrol ithalatçısı ülkelerde mali ve dış baskılar hissedilirken tüm emtia ihracatçılarının büyüme senaryoları canlı dış talebe bağlı olacak. Bölgedeki ana riskler jeopolitik gerilimler (Kuzey Afrika, İran, Suriye, İsrail/Filistin), emtia fiyatlarının düşüşü ve politik gerilimlerden oluşuyor.

* Asya Pasifik bölgesinde, 2014’te yüzde 6.7’lik bir büyüme öngörülüyor Her iki bölgede politik gerilimler nedeniyle risk devam ederken özellikle Asya-Pasifik bölgesinin Batı’dan gelen kuvvetli taleple canlı kaldığı söylenebilir. Bölgedeki ana riskler düşen ihracat talebi, bölgesel politik gerilimler, Çin’de uzun vadeli dengeleme, kur seviyesi, enflasyon ve sermaye hareketlerinde dalgalanma potansiyelinden oluşuyor.

* Türkiye, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere KİK ülkeleri ile birlikte, Asya’ya doğru bir “ticaret arayüzü” oluşturuyor. Türkiye, ülke ekonomisindeki rekabet ve ticaret alanlarındaki çeşitlenme şeklinde olan iyileşmeler sayesinde KİK ülkelerinin izinden gidiyor.

 

Zorunlu gelişmeler olacak

* Türkiye, Avrupa ile Ortadoğu arasında bölgesel bir bağlantı noktası olma rolünü üstlendi. AB’nin ihracat pazar payı 2011’de yüzde 46.2 iken, 2012’de yüzde 38.8’lik büyük bir düşüşle yüzde 27.8’lik pazar payına ulaşan MENA’yı (Ortadoğu ve Kuzey Afrika) destekledi.

* Önümüzdeki dönemde zorunlu sektör gelişmeleri kaydedilecek ve özellikle altyapının geliştirilmesi ile çevrimiçi inşaat ve ulaşım, ticaretin teşvik edilmesi için kullanılacak.

* Bu sektörlerde Fas’ta yol sistemlerinde ve Türkiye’de demiryolları sistemlerinde yapıldığı gibi kamu özel ortak girişimleri önderlik edecek. Otomotiv sektörü başta olmak üzere tüketim mallarına bağlı olan sektörler düzenlemelerden ve orta sınıfların genişlenmesinden yararlanılacak.

* Türk müteahhitlik firmalarının uluslararası başarısı ve mevcut kentsel dönüşüm uygulamalarının yaratacağı yeni projelerin inşaat sektörüne olumlu etkisinin bulunacağı tahmin edilirken enerji verimliliği ve çevre dostu binalara yönelik eğilimin artmasıyla, inşaat malzeme sanayisine ilave talep oluşması bekleniyor.