Erdoğan'a idam güvencesi verdi

Kılıçdaroğlu, idama mahkûm edilen devrik Mısır lideri Mursi ile kendisini özdeşleştiren Erdoğan’a “güvence” verdi. Erdoğan’ın “mağduriyet” yaratmak istediğine dikkat çeken Kılıçdaroğlu, “Bana güvensin, kimse onu asamaz” dedi.

20 Mayıs 2015 Çarşamba, 22:44
Abone Ol google-news

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, idama mahkum edilen eski Mısır cumhurbaşkanı Mursi ile kendisini özdeşleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “güvence” verdi. Erdoğan’ın Mursi üzerinden “mağduriyet” yaratmak istediğine dikkat çeken Kılıçdaroğlu, “Bu çocukça... Erdoğan bana güvensin, kimse onu asamaz” dedi.

İstanbul’da bugün açıklayacağı “yüzyılın projesi” konusunda “ser verip sır vermeyen” Kılıçdaroğlu, “Yüzyılın projesi sözünü boşuna kullanmıyorum, Göreceksiniz, ekonomik olarak Türkiye’yi zirveye taşıyacak bir proje. Şimdilik bu kadar başka ayrıntı yok” derken, espriyi de ihmal etmedi: Uzaya füze göndereceğiz!

 

‘Yeter artık’

Yoğun miting programını sürdüren Kılıçdaroğlu ile Kastamonu - Erzurum seferinde görüştük. Kılıçdaroğlu, meydanlarda “gündemleştirmemeye” özen gösterdiği Erdoğan’ın Mursi üzerinden “mağduriyet” yaratma girişimine tepkili; “Yeter artık, 13 yıldır mağdur edebiyatı yapıyorsun. Cumhurbaşkanı oldun, köşeyi döndün, başbakan oldun, millete gına geldi bu mağdur edebiyatından” diyor. Erdoğan’ın “Ben de eğer böyle bir akıbete uğrarsam(...) Biz bu yola çıkarken kefenimizi giydik” diyerek kendisiyle Mursi’yi özdeşleştirmesine bir “tavsiyeyle” yanıt verdi:

 

‘Şahidim var’

“Çocukça... Bana güvensin, kimse onu asamaz. Biz idama karşıyız. Boşu boşuna kaygılanmasın. İdam, Türkiye’de zaten yok. Zaten olmayan birşeyi varmış gibi göstererek, mağdur edebiyatı yapıyor. Meydanlarda konuşmak sonuç getirmiyor, sussun. Mısır’da Erdoğan da, AKP de sevilmiyor. Dolayısıyla burada yapılan her konuşma, Mısır’da tam tersine sonuç doğuruyor. Yani gerçekleşmeyecek bir idam, fazla konuşmadan dolayı gerçekleşebilir. Mursi’yi seviyorsa, idamını gerçekten istemiyorsa, daha fazla konuşmasın. Suudi Arabistan Kralı dostu, telefonla konuşup, asılmasın, diye rica etsin. Bunu da gizli kapaklı yapsın...”

7 Haziran sonrası ekonomide ciddi bir kriz bekliyor mu? Ve eğer iktidara gelirse bu “krizle başedebilecek mi?” Kılıçdaroğlu bu konuda rahat:

“Kriz demeyelim ama Erdoğan’ın ifadesiyle, ‘patinaj” diyelim. Biz patinaj yapan bir ekonomiyi diriltebiliriz. Eğer siz ülkeye birinci sınıf demokrasiyi getirirseniz, yıllık 30-40 milyar dolar paranın yabancı sermayenin gelmesi mümkündür. Türkiye olağanüstü avantajlar sunan bir ülke. Can ve mal güvenliğini sağlayacaksınız, onun güvencesini vereceksiniz yatırımcıya. Biz ekonomiyi batırmaktan. Bu ülkeler patinaj yapmıyor, ama biz yapıyoruz.”

AKP’nin “rant ekonomi” ile işleri ülkeyi yönetmeye çalıştığını, ancak bunun bir süre sonra sürdürülemeyeceğini düşünen Kılıçdaroğlu, Başbakan Yardımcıları Bülent Arınç, Ali Babacan ve geçmişte “Karun kadar zengin oldular” diyen Numan Kurtulmuş’un açıklamalarının kendisini doğruladığını belirtip ekledi:

“Ali Babacan, yurt dışı ekonomi çevreleriyle ilişkiyi kuran kişi. Oraya gittiği zaman, Ali Babacan’ın yüzüne açıkça söyleniyor. Sizin ülkenizde hukukun üstünlüğü yok. Yargı bağımsızlığı yok, biz güvenip gelemiyoruz. O da bunu gelip burada söylüyor. Yani bu 3 başbakan yardımcısı bu işin şahidi, israfın, haksız zenginleşmenin, yabancı yatırımcıyı ürkütmenin şahidi. Üç başbakan yardımcısı şahidim. Çünkü bunlar içeriden daha net görüyorlar. Numan Kurtulmuş, “Karun kadar zengin oldular’ diyordu. Şimdi Karun gölgede kaldı, Karun’u da geçtiler, ondan zengin oldular.”

 

'Bursa'da sendikacılar kendilerini sorgulamalı'

CHP liderine Bursa’da 6. gününü tamamlayan metal işçilerinin eylemini de sorduk. Bu konuda “siyaset yapmamayı” tercih ediyor ve yatıştırıcı bir dil kullanmaya özen gösterirken işçilere de şu mesajları verdi:

“İşçiler sahipsiz, öyle bir noktaya taşındı ki, kendi haklarını kendileri aramak zorunda kaldılar. Burada asıl kendisini sorgulamak zorunda olan sendikal yöneticiler. Sorunların bir an önce çözülmesini isterim. İşçilerin işbaşı yapıp üretim yapmaları önemlidir. Dolayısıyla işverenin de bu bağlamda katı bir tutum takınmaması lazım.”