Fransa 1.Ligi'nde bir Türk daha! Bu sefer başkan...

Fransa'nın 2.Lig ekiplerinden Clermont Foot tarihinde ilk kez Fransa 1.Ligi'ne yükseldi. Clermont Foot'un Türk asıllı İsviçreli iş insanı Ahmet Schaefer, düşüncelerini futbolarena'ya aktardı.

24 Mayıs 2021 Pazartesi, 13:07
Fransa 1.Ligi'nde bir Türk daha! Bu sefer başkan...
Abone Ol google-news

Fransa 2. Ligi'nde mücadele eden Clermont Foot tarihinde ilk kez Fransa 1. Ligi'ne yükselme hakkını elde etti. Clermont Foot, geçen hafta sonu sona eren 2. Lig'de ikinci sırayı alarak Troyes'nın ardından Fransa Birinci Ligi'ne çıktı. Clermont Foot'un sahibi ve başkanı Türk asıllı İsviçreli iş insanı Ahmet Schaefer, heyecanlarını futbolarena'ya yaptığı röportajda belirtti.

Kırmızı-siyahlılar, gelecek sezon PSG, Lyon, Marsilya ve Lille gibi devlerle boy ölçüşecek. Clermont Foot'u ve Avusturya ile Danimarka'daki kulüplerini bir startup gibi yöneten Ahmet Schaefer Türkiye'den yetenekli genç oyuncuları transfer etmeye de sıcak baktığını belirtti.

Lige çıkmayı beklemediğini belirten Schaefer, "Kulübü 4 Mart 2019'da satın aldığımızda belirlediğim hedef şuydu: Önümüzdeki 4 ila 5 sezon içerisinde üç aşağı beş yukarı hep play-off'larda oynayabilelim ki 1. Lig'e yükselme ihtimalimiz artsın. Geçen sezon maalesef sezonun bitmesine 10 hafta kala , Fransa hükümeti sezonu durdurdu. Biz o zaman beşinciydik. Kalan maçlarımız daha çok ligin alt kısmındaki takımlara karşıydı. Son 10 haftada ilk 4 takım ise kendi aralarında oynayacaktı. Tabii ki zayıf takımlara karşı da maç kaybedebilirsiniz. Ama dinamiğimiz o kadar pozitifti ki o süreçte, bana kalırsa orada bayağı bir puan toplardık. Belki ilk 4 takımda puan kaybederdi, berabere kalırlardı. Yani orada bile 1. Lig'e yükselme, en azından play-off oynama ihtimalimiz olacaktı. Maalesef öyle olmadı" dedi.

Takımın 2. Lig'de tüm giderleri için 10 milyon avroluk bir bütçesi olduğunun hatırlatılması üzerine Ahmet Schaefer, "Kulübü satın aldığımızda 4 Mart 2019'da kulübün bütçesi 6,8 milyon avroydu. Ondan sonra biz o bütçeyi yavaş yavaş 8.5 milyona ve bu sezon 11 milyon avroya çıkardık. Sırrımız nedir? Birincisi antrenör. Kulübü satın alınca bilançolarını, bütün ticari mukavelelerini, her şeyini analiz ediyorsunuz. Aynı zamanda sportif kısma bakıyorsunuz. Sportif kısım, bir yandan oyuncular. Oyuncuların kontratları ne kadar sürüyor? Ödenen maaşlar yüksek mi? Antrenör de var tabii. Şimdi bizim antrenör Pascal Gastien üç kere arka arkaya Ligue 2'nin en iyi antrenörü seçildi. Seçen de diğer antrenörler. Dolayısıyla bayağı mühim bir ödül. Kulübü satın aldığımızda tabii ki onun kontratını uzatmak istemiştik. Çünkü o bizim için çok mühim bir noktadaydı bütün bu projede. Neden? Kendisi alt yapı akademinin direktörü olarak gelmişti Clermont'a. Dolayısıyla genç oyuncularla, yetenekli oyuncularla beraber çalışmayı bilen biriydi. Bizim için '2.Lig'de Ajax ve Barcelona gibi oynayan takım' diyorlar.  O oyun stilini inşa eden mimar Pascal. Dolayısıyla onunla sözleşme uzatmaya çalıştık. O da önce 6 ay bekledi. Sonra onu sadece sözlerle değil aynı zamanda eylemlerimizle ikna ettik. Sırrımız başka ne olabilir? Tabii ki bizim para yatırdığımız yer scouting. Biliyorsunuz Avusturya'da ve Danimarka'da iki kulübümüz daha var. Dolayısıyla bütün scouting kararları holding seviyesinde veriliyor. Şu an üç kulübe 10 scout bakıyor. Özellikle Fransa'dan, alt liglerden gelen oyuncuları erken kademede yakalayıp onları Avusturya ve Danimarka'ya transfer ediyoruz. Daha doğrusu kiralayıp orada tecrübe edinsinler, oynayabilsinler istiyoruz. Aynı futbol stilinde, aynı formasyonla, aynı felsefeyle oynasınlar ki 2-3 sene sonra belirli bir olgunluk seviyesine ulaştıktan sonra Clermont'a gelip uyum sağlayabilsinler" ifadelerini kullandı.

"TÜRKİYE'DEN NE ZAMAN BİR OYUNCU GÖRSEK BEDELLER HEMEN 8-10 MİLYON AVROYA ÇIKIYOR"

Clermont Foot'un sahibi ve başkanı Ahmet Schaefer sözlerine şöyle devam etti: "Annem Türk, babam İsviçreli. Kendimi Türk gibi hissediyorum. Bazı kararları Türk gibi veriyorum ama beynim de bazen İsviçreli gibi işliyor. Her iki taraftan bazı şeyleri almaya çalışıyorum. Mesela Türkiye'deki bazı kulüplerle temasa geçtik geçmişte. Ne zaman bir oyuncu görsek, ne kadar genç olsa ya da oynamasa da transfer bedelleri hemen 8 milyon, 10 milyon avroya çıkıyor.

Bizim avantajlarımız var. Oyuncuyu verin bize, maaşını zaten ödüyorsunuz. Hem çok para ödeyip hem oynatmıyorsunuz. Biz de diyoruz ki, gelsin oynasın bizde. Şimdi Ligue 1'e çıktık. Belki orada daha çok ikna edici olabiliriz bu konuda. Bir bonus sistemi uygulayalım: Eğer oyuncuyu daha sonra satın almak istersek ve 1.Lig'de kalırsak, bir opsiyon dahil edelim sözleşmeye ve bir prim ödeyelim. Yani bunlar mantıklı şeyler. Ama ne zaman Türkiye'de büyük bir kulübe girişimde bulunsak, hemen 'Yok, biz bunu satmayız. Bu gelecekte şöyle böyle olacak.' diyorlar. Ama oyuncuyu oynatmıyorsunuz, yani harcıyorsunuz, kadro dışı bırakıyorsunuz. Mantıklı değil. Belki büyük kulüpleri biraz kenara itip de daha çok alt ligdeki kulüplerle böyle işbirlikleri kurulabilir."